X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Üç aydır sesini duymadım, nasıl dayanayım ben bu yalnızlığa
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Üç aydır sesini duymadım, nasıl dayanayım ben bu yalnızlığa

  • Giriş Tarihi: 17.2.2013

Müslüm Gürses üç aydır yoğun bakımda, ziyaret yasak. Her gün bir dakikalığına olsa da eşini ziyaret eden Muhterem Nur neredeyse saatleri sayıyor. "Orada sadece Müslüm değil, benim kalbim de yatıyor," diyen Nur, 30 yıllık aşkını anlattı

1960'lı yıllar. Yer Adana. Esmer, ince, uzun bir erkek çocuğu üzerine çıktığı sandalyeden sahneyi en iyi şekilde görmeye çalışıyor; annesi yanı başında. Sahnedeki, dönemin en büyük starlarından biri: Muhterem Nur. Sandalyenin üzerindeki ise milyonlarca genci, her düşünceden insanı kendisine bağlayacak, hatta bir fenomen haline gelecek olan Müslüm Gürses. Namıdiğer Baba, Müslüm Baba... Bu karşılaşmayı bir ilk tanışma sayar mısınız, bilemeyiz. Saymazsanız anlatmaya devam edelim: Yer Almanya Stuttgart, artık 80'lerdeyiz. Muhterem Nur hâlâ star, fakat piyasa koşulları değişmiş, tutunmak zorlaşmış. Ama o hâlâ Muhterem Nur, adı yetiyor. Nur kısa bir süre için orada, dönemin gözdesi Gencebay Kulüp'te sahneye çıkıyor. Organizatör bir gün ezile büzüle geliyor: "Muhterem Hanım, bir genç var, bizim yakınımız. Sahneye çıksın, ne dersiniz?" diye sorunca Muhterem Nur tersleniyor: "Git Allah'ını seversem, çoluk çocukla uğraşamam ben, çıkar programımı yapar giderim," diyor. Çocuk dediği, alttan alta aşağıladığı tanıdık bir isim: Müslüm Gürses.

OYA İLE MÜSLÜM BİRLİKTE
Türk filmlerine özgü bir klişe ile devam edelim; hayat ağlarını örmeye devam ediyor: Zeytin Gözlüm filmi çekiliyor, oyuncular arasında Muhterem Nur ve Oya Aydoğan da var. Yılbaşı günü ve Nişantaşı'nda bulunan Semiramis Kulüp'te çekim yapılacak. Kader bu ya, o gün orada artık yıldızı parlamakta olan Müslüm Gürses'in de çekimi var. Muhterem Nur yine hiç yüz vermiyor Gürses'e, hatta biraz korkuyor ondan: "Müslüm biraz alkollüydü galiba, ben korkarım içkili insandan, bir de sakallı falan... Korktum vallahi, hiç yaklaşmadım," diye anlatıyor o günü. Devam ediyor Muhterem Hanım: "Biz Oya Aydoğan'ın rahmetli annesiyle oturuyorduk. Birden bana döndü dedi ki: 'Muhterem, Oya'ya söyle bu adamdan ayrılsın. Hem kaba hem de dövüyor...' Ben şaşırdım ama bir şey diyemedim. Hâlâ bilmiyorum ama galiba Oya ile Müslüm birlikteymiş o zamanlar... " O dönem Müslüm Gürses kara kuru bir çocuktur Muhterem Nur için.

BENİM ADIM MUHTEREM NUR!
Yıl 1981. Yer bu kez Malatya. Hem Muhterem Nur hem de Müslüm Gürses Ramazan ayı boyunca bir aile bahçesinde sahneye çıkacak. Muhterem Hanım henüz farkında değil ama Müslüm Gürses almış yürümüş; özellikle Anadolu'nun gençleri tabir uygunsa tapıyor ona. İlk provalar yapılıyor, ertesi gün herkes hazır, fakat Gürses ile Nur arasında kızılca kıyamet kopuyor. Muhterem Hanım, bakın nasıl anlatıyor olanları: "Şarkı yüzünden tartıştık. Ben Son Mektubu söylüyordum. O bana 'Söyleme,' dedi. Bir de sahne sırası yüzünden tartıştık. O benden sonra çıkmak istiyor. İtiraz ettim ben, onun öyle bir sanatçı olduğunu bilmiyorum. Solist altı çalışıyorum. Bir de ben Muhterem Nur'um ya! Benden sonra çıkmasını hazmedemedim. Öyle olunca olay çıktı aramızda. Bana kaba davrandı, hatta vurdu. Mecburen önce ben çıktım sahneye. Böyle alkış kıyamet, fakat benim öyle ahım şahım bir sesim yok. Orkestra ile çıkıyorum, idare ediyorum, ama adım var sonuçta, Muhterem Nur.

İNTİKAM PLANI İŞLEMEDİ

Muhterem Nur programını yapıyor ve sahneden iniyor, fakat olanları bir türlü sindiremiyor ve hemen bir intikam planı hazırlıyor. Planı sade ama etkili. Önce Müslüm Gürses'i rezil edecek, ertesi gün de bavulunu topladığı gibi orayı terk edecek: "Alkışlar arasında sahneden indim. Benden hemen sonra Müslüm çıkacak. Kendi kendime dedim ki 'İnsanlar beni bu kadar alkışladı, çok seviyorlar, o gürültülü patırtılı alkışlardan sonra o çıkacak, ben de onun keyfini kaçırayım. Kulisten sahneye inmek için böyle 10-15 basamaklı bir merdiven var, oradan inip sahneye çıkıyorsun, seyirci görüyor. Dedim ki; o sahneye çıktığında, ben oradan ineyim herkes bana bakar, ilgi gösterir, o da bozulur. Senaryoyu çok güzel yazdım. Tuvaletimi dahi çıkarmadım, üzerime şalımı aldım, Müslüm'ü hemen sahneye attılar. Ama ne patırtı, ne gürültü! İnsanlar ayağa kalktı. Birbirlerinin üzerine çıkıyorlar Müslüm Gürses diye... Havuz var, havuza atlıyorlar falan... Ben merdivenlerden aşağı iniyorum, ama kimse bana bakmıyor, gençler ailelerin üzerine çıkıyorlar böyle... Hiiiççç kimse bana bakmıyor! Ay çok kötü bozuldum, derken masalardan iki tane aile lütfen 'Çok güzeldiniz,' falan dedi... Yürüdüm gittim..."