X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yarım saat önce tanıştığım birini otel odasında çıplak çektim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yarım saat önce tanıştığım birini otel odasında çıplak çektim

  • Giriş Tarihi: 24.2.2013

Japonya'da katıldığı proje kapsamında çektiği fotoğrafları İstanbul'da sergileyen Silva Bingaz, diş hekimliğinden çağdaş fotoğrafa geçmiş. İnsanlara cesur pozlar verdiren Bingaz sırrını "İhtiyacınız olduğunu hissederlerse yardım ediyorlar," diyerek açıklıyor

Avrupa'dan her yıl iki ya da üç fotoğrafçı Japonya'da European Eye on Japan projesi kapsamında fotoğraf çekmek için seçiliyor. Bu prestijli projenin Türkiye'den seçilen ilk konuğu 2011'de fotoğrafçı Silva Bingaz'dı. Teşvikiye'deki Pilevneli Project'te 16 Mart'a dek sürecek 'Doğu'nun Kıyısı' başlıklı sergisinde Japonya'da çekilmiş bu fotoğrafları sergileyecek Bingaz'ı merak ettik. Karşımızda, 46 yaşında, bir çocuk annesi, diş hekimi bir fotoğrafçı bulduk. 13 yıldır profesyonel olarak fotoğraf çeken Bingaz'ın modelleri, genellikle sokakta tanıştığı insanlar. Bingaz'ı hiç tanımadıkları halde objektifin karşısına geçip hiçbir şeyden sakınmadan poz veriyorlar. Kar yağarken tişörtlerini çıkaranlar da var, otel odasında çıplak poz verenler de... Fotoğraflarında insanın varoluş acısını anlatıyor Bingaz ve "Mutluluk değil, mutsuzluk sonsuz, fotoğraflarımda gülen yüzler yok bu yüzden," diyor. İstanbul, İsveç ve Japonya'da fotoğraf projelerine katılan, geçtiğimiz aylarda Paris'te Louis Vuitton Espace Culturel'daki karma sergide işleriyle yer alan Bingaz'ın kökleri Malatya Ermenilerine uzanıyor. Ona göre azınlık olmak daha duyarlı olabilmeniz için size verilmiş bir şans. Bingaz'la hem ailesini, hem fotoğraflarını konuştuk.
- 2000'de diş hekimliğini bırakıp fotoğrafçılığa geçmişsiniz. Nasıl oldu?
- 2000'den sonra yavaş yavaş bıraktım, uzaklaştım aslında. Yine haftada bir kez diş hekimliği yapıyorum. Çok bahsetmek istemem bu konudan. Hastalarım rahatsız olabilir diye düşünüyorum.
- Evlisiniz, eşiniz ne dedi bu işe?
- Eşim fotoğraflar konusunda engel olacak bir şey söylemiyor. Yorum yapar, beğenir. Bir firmada dış ticarette çalışıyor. Hollandalı, biz Türkiye'de tanıştık.
- Dört-beş yaşlarında bir kızınız, var onun hayatınıza girmesinin nasıl bir etkisi oldu?
- 2007'de Avrupalı Kadınlar diye bir projenin içinde yer alacaktım, Paris'e gidiyordum. Orada Eva of Modern Times (Modern Zamanların Havva'sı) diye bir kolaj hazırladım. Aynı dönemde çocuğumu doğurmak üzereydim. O hazırladığım seride kadın, çocuğu olmasına rağmen seksiliğini kaybetmez, cinselliği açıktadır, çocuklar arkadadır. Etkisi böyle oldu yani. Kızımın doğması tabii ki durağanlık da getirdi. O yaz sadece Kıyı projesine yoğunlaşacaktım mesela. Ama beklediğim kadar kolay olmadı. Sonra Japonya'dan davet geldi. Dünyanın en iyi fotoğraf projelerinden. Çok sevindim. 2010'da oraya gittiğimde dopdoluydum.

Gelenekçi Japonya'da Hıristiyanlar dışlanmış
- Japonya tecrübesi nasıldı?
- Nereye gidersen git, insanların birbirine benzediğine inanıyorum. İnsan doğasında olan, sevgi, acı, açmazların orada da olacağını biliyordum. Tottori diye bir bölgeye gittik. Üç hafta kaldım. En az 19 gün kalmak zorundaydınız, ben de en az süre kalmayı tercih ettim kızım için. Hızlı olmam gerekti fotoğraf çekmek için.
- Yeni tanıştığınız birine çıplak poz verdirmeyi nasıl başarıyorsunuz?
- Fotoğrafçı olma yeteneği belki buradan geliyor. Eğer insan fotoğrafı çekiyorsanız, insanlarla nasıl iletişim kuracağınızı bilmeniz gerekir. İnsan doğasını insan ruhunu tanımakla ilgili bir şey. Japonya'da gerçekten evet, aşağı yukarı yarım saat önce tanıdığım insanları alıp götürüp benim otel odamda çıplak çekebildiğim doğrudur. Bunu yaptım. (Gülüyor.) Veya ne bileyim, yine Japonya'da trende tanıştığım bir insanın telefonunu alıp, sonra telefonu Japonca bilen birine verip 'Lütfen söyler misin, yarın sabah 09.00'da gelsin fotoğrafını çekeceğim' deyip, ertesi gün de onun geldiği de doğrudur. Bu ilişki kurmakla ilgili bir şey. Onlara ihtiyacınız olduğunu hissettirirseniz, size yardım ediyorlar. 'Ben bu işi çok seviyorum ve sonuna kadar yaşıyorum,' dediğinizi hissederlerse kaçınılmaz oluyor. Sahile gidersiniz, bir tane, iki tane değil, bir sürü fotoğraf çekersiniz. Döner, banka oturursunuz. Yakınınızdaki birinden sigara için ateş istersiniz. Bir süre sonra artık onun yakın komşusu olursunuz. Fotoğraf çekmeye devam ettiğinizde hareketlerinizi herkes izler. Sonra onların fotoğrafını çekmenizi isterler. En önemlisi inandırıcılıktır. Fotoğrafınızın da, sizin de inandırıcı olmanız gerekir.