X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kadının önündeki en önemli bariyer kendisi!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kadının önündeki en önemli bariyer kendisi!

  • Giriş Tarihi: 3.3.2013

8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde, farklı alanlarda başarılara imza atmış, kadın meselesi üzerine akıl yürüten beş isme sorduk: Kadınlar nasıl kurtulur?

Nüfusumuzun yarısı kadın... Peki kadının adı var mı Türkiye'de? Kadınların iş yaşamındaki oranı yüzde 27. Her 11 kadından biri okuma-yazma bilmiyor. Her üç kadından biri hayatının bir döneminde şiddet görüyor. Türkiye'de kadınların üzerine kayıtlı tapu oranı ise sadece yüzde 11. Oysa fedakarlıkta sınır tanımayan hep kadınlar... Kanaatkar olma ve sabretme, kadının kendine atfettiği en önemli özellik! Bir de affetmek... Affede, affede ne hale geldik? Tarih boyunca sabır gösteren kadın küllerinden ne zaman doğacak? Aile içinde şiddeti üreten ve örtbas eden sistemin içinden kendini nasıl kurtaracak? Bu meseleye yıllardan beri kafa yoran kanaat önderlerine sordum. TÜSİAD Kadın Erkek Çalışma Grubu'nu kuran Nur Ger, dindar kadınlarla Başkent Kadın Platformu'nu kuran ilahiyatçı Hidayet Şefkatli Tuksal, yazar Elif Şafak, ANAP eski Genel Başkanı Nesrin Nas, Türkiye İş Kadınları Derneği Başkanı Nilüfer Bulut sorularıma cesaretle cevap verdiler. Kadının bir adım ileri atabilmesi için önünde çok eşik var. Her eşikten atlarken ödediği bedeller de var. Ama şu da bir gerçek ki; haklar verilmez, alınır!

SORULAR
1. Toplumda erkekle eşit haklara sahip olmayan kadın sesini nasıl yükseltebilir?
2.
Kadın bedeni üzerinden bir ahlak bekçiliği yapıldığını düşünüyor musunuz?
3. Aile içinde şiddeti üreten ve örtbas eden sistemin ortadan kalkması için atılması gereken acil adımlar nelerdir?
4. Türkiye'de kadının adı var mı?

ELİF ŞAFAK (Yazar)
Biz kadınların da kabahati büyük
1.
Ben kız kardeşlik etiğini çok önemsiyorum. Bizim, yani bu konularda konuşabilen kadınların, konuşamayan kız kardeşlerimiz için mücadele etmemiz lazım. Her kadının sesini yükseltme şansı yok maalesef. Kadınlar arasında dayanışma olmalı.
2. Türkiye'de kadın bedeni, kadın kıyafeti, kadın imajı üzerinden bir ahlak bekçiliği yapıldığını düşünüyorum. En büyük ideolojik kavgalar kadın bedeni üzerinden ilerliyor. Üstelik bunu sadece belli bir kesim yapmıyor. Solcusu da sağcısı da muhafazakarı da Kemalist'i de kendine aydın ve entelektüel diyeni de, kadınların nasıl giyinmeleri, nasıl görünmeleri gerektiği üzerinde kati fikir sahibi. Cinsiyet ve cinsellikle ilgili tabular, siyasi ve ideolojik tabulardan daha derin ve yaygın. Yani siyasi kalıpları kırmak, cinsiyetçi kalıpları kırmaktan daha kolay bu ülkede.
3. Aile içinde annenin rolü o kadar önemli ki... Biz nasıl yetiştiriyoruz oğullarımızı? En başta anneler, oğullarına ayrıcalıklı davranıyor. Kız çocuğa sofra kurdurt, oğlan mutfaktan bir bardak su bile getirmesin, böyle bir dengesizlikle büyüyoruz. Küçük gibi görünse de bunlar birikiyor. Oğlanlar ayrıcalıklı ve üstün olduklarını zannederek yetişiyorlar. Bunda biz kadınların kabahati büyük. Böyle yetişen erkek ileride kendi karısını da eziyor.
4. Türkiye'de bazı kadınların adı var. O kadar. Ve bütün kadınların adı olmadıkça, bazı kadınların adının olması hiçbir şey ifade etmiyor. Türkiye'de kadınlar, Müslüman dünyanın geneliyle kıyaslarsak daha öndeler, doğru. Ama kendi tarihimiz içinde bakmamız lazım meseleye. Kadına yönelik şiddet başta olmak üzere kadınların sorunları, acilen ele alınması gereken sorunlar. Lüks değil.

NESRİN NAS (ANAP ESKİ GENEL BAŞKANI)
Aileyi sadece kadın sırtlamamalı
1.
Kuralları erkekler tarafından belirlenen bir oyunda rolü sadece aile ile sınırlanan kadının başka bir alanda üretici, yaratıcı işlevlerini sürdürebilmesi engelleniyor. Bu da kadının sürekli oyun dışında tutulması demek.
2. Evet. Çünkü kadını (her anlamda) bir 'mal' olarak gören anlayış yaygınlaştırıldı. Kadın babanın, kocanın malıdır. Kanunlar da kadını aile içinde tanımlıyor. Bu ezberin dışına çıkılması tahrik olarak görülüyor ve ne yazık ki bizde tahrik ağır suç olarak kabul ediliyor. Çoğu kez de cezası ölüm ve namus temizleniyor. Her ne kadar namus cinayetlerindeki indirim maddesi kalkmışsa da, hazırlık soruşturmalarında bu bakış hâlâ egemen.
3. Ailenin devamını tek başına kadının sırtına yükleyen zihniyetten kurtulmamız gerekiyor öncelikle. Ama bu kolay değil. Kapalı toplumlar ne yazık ki çok şiddet üretir. Bu nedenle kadının eğitimi ve ekonomik olarak güçlendirilmesi çok önemli.
4. Kadının mülkiyetteki payına, iş gücüne katılma oranına, özel ve kamu sektörünün üst yönetim kadrolarına ve siyasetteki sayısına bakarsak, Türkiye'de kadının adı yok maalesef. Kadının, ben varım diyebilmesi için öncelikle birey olarak kabul edilmesi gerekiyor. Kadının bir insan olarak kendini koruma, geliştirme ve özgürce ifade etme ve bedenine sahip çıkma hakkı vardır. Kadını toplum olarak sadece aile içinde görmeye ve tarif etmeye devam edersek, yasalarla bunu pekiştirirsek, kadının, ben de varım diyebilmesi imkansız hale gelir.