X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şeytan, mahalle marketine giriyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şeytan, mahalle marketine giriyor

  • Giriş Tarihi: 3.3.2013

Belçika'nın Antwerp yöresinde şeytan anlamına gelen Duvel birası, yakında Türkiye'de de satılacak. 90 günde ortaya çıkan bu bira, damakta yoğun bir tat bırakıyor ve zengin aromalı

Belçika'ya pek ısınamadım. Ülkeyi iyi tanımıyorum, ama birçok kez gittiğim başkenti Brüksel bana her seferinde üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi gelir. Hava karardıktan biraz sonra sokakları boşalır; AB'nin merkezi olduğuna, birçok üniversite barındırdığına inanamaz, dünyanın en özgün biralarının büyük bölümü bu ülkede üretildiği halde, publarının, örneğin İngiltere'deki gibi canlı olmayışına akıl erdiremezsiniz. Manastır biraları çok ünlüdür Belçika'nın. Bu biraların bir alt kolu olan 'Trapist' çeşitlerinin sayısı bugün altıya inse de hâlâ Ortaçağ'da konmuş kurallara sıkı sıkıya uyularak manastır içinde üretilir ve gelirinin tamamı hayır işlerine harcanır. Benim favorim ise adı Antwerp yöresi diyalektinde 'şeytan' anlamına gelen 'Duvel'dir. Belçika'ya sık gidemediğim için, yurtdışında pub ya da barlarda Duvel'i gözlerim arar, onu yudumlarken kendi kendime "Acaba günün birinde bizde de satılır mı?" diye umutsuzca kafamdan geçiririm. Geçende Efes grubundan aradılar. Duvel'i getiriyorlarmış; beni de bir grup meslektaşımla birlikte Belçika'daki üretim tesislerini gezmeye davet ettiler. Bu iki günlük gezi, beni o çok beğendiğim birayla kaynağında buluşturdu. Sıradışı bir bira Duvel. Son derece yumuşak içimli, damakta eşsiz bir iz bırakan ancak 8.5 derece alkolüyle de dikkatli tüketilmesi gereken, açık renkli, sert, ale tarzı ama soğuk içilen bir bira. Kadife eldiven içindeki demir yumruk gibi sert oluşu yüzünden ona şeytan dendiği söyleniyor. 1871'de Flaman asıllı Moorgat soyadlı karı kocanın Antwerp yakınlarındaki küçük çiftliklerinde yapmaya başladıkları biranın bugünkü Duvel ile uzaktan yakından benzerliği yoktu. İlk zorlu yılları aşmayı başaran baba Moorgat, bira üretiminde uzmanlaştırdığı oğlu Albert'i 1920'li yıllarda iyi bir ale stili bira mayası aramak üzere İskoçya'ya gönderdi. Albert'in yardımcısı, çağının en ünlü bira uzmanı Jean de Clerc, İskoç McEvan's ale birası içinden ayrıştırdığı mayayı Belçika'ya getirmeyi başardı. De Clerc bu mayayla meyvemsi bir bira yapmayı umuyordu. En kaliteli arpa ve şerbetçiotuyla fabrikanın 6 metre altından çekilen su bir araya gelince, ortaya çıkan bira, onun hayal ettiğinin çok ötesindeydi.

BARDAĞI LALE ŞEKLİNDE
Duvel bira olarak üretildikten sonra içine ilave maya katılarak şampanya gibi şişede ikinci kez mayalandırılıyor ve önce sıcak, ardından soğuk depolarda dinlendiriliyor. Üretim 90 günde tamamlanıyor. Sonuçta ortaya çıkan bira damakta yoğun, kalıcı ve zengin aromalı. Birası kadar bardağı da önemli ve ünlü, Duvel'in. Burgonya şarap kadehine benzeyen lale şeklinde bardağın dibinde şampanya kadehlerindeki gibi küçük bir çıkıntı var. Bu sayede bardağın dibinden son yuduma dek kabarcıklar yükseliyor. Birinci kuşak firmanın temelini kurar, ikinci kuşak yüceltir, üçüncüsü batırır, dördüncüsü tekrar sıfırdan başlar denir. Oysa 1950'li yıllara gelindiğinde, Duvel'in başı çektiği Moorgate, üçüncü kuşağın elinde dev bir firma olmuştu. Bugün yıllık 60 milyon şişelik üretimle Duvel büyük bira markalaryla kıyaslandığında gerçi küçük, ama ailenin dördüncü kuşağının elinde, kendine açtığı nişte, emin adımlarla ilerliyor. Bana gelince; ben de hayalimdeki biranın mahallemizdeki markete geleceği günü sayıyorum.