Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sinemada normal seyirci aranıyor

Giriş Tarihi: 3.3.2013

Herkes soruyor "Ne olmuş bu sinema seyircisine?" diye. Onlarca insanla konuşarak günümüz seyircisinin profilini çıkardık. Anladık ki normal seyirci pek kalmamış!

Eskilerde kaldı galiba başkalarını rahatsız etmeden film izleme çabası. Anlaşılan sinemanın adabımuaşeret kuralları tarih oldu. O kadar çok serzeniş var ki bu konuda, şaşarsınız. Herkes soruyor "Ne olmuş seyirciye?" diye. Gerçekten de, sinemaya gittiğiniz zaman, normal seyircinin kalmadığını düşündüren vakalarla karşılaşmanız an meselesi. Ama seyircilere başka bir gözle bakınca da ne kadar farklı tiplerin olduğunu görüyorsunuz. Biz de bu farklılığın fotoğrafını çekmek istedik. Onlarca insanla konuşup, günümüz seyircisinin profilini çıkardık.

OYUNCUYU TEK ROLLE EZBERLEYENLER
Her oyuncuyu bir rolle kodlamışlardır kafalarında. Onlar için Cem Yılmaz güldürmeli, Kıvanç Tatlıtuğ mahalle delikanlısı gibi takılmalı, Kadir İnanır racon kesmelidir, aksi düşünülemez. Oyuncular farklı bir kompozisyon çizdikleri zaman ezberleri bozulduğundan, afallarlar. Manasız tepkiler verebilirler. Bu seyirci tipinin bir seviye üstü ise oyuncuyla karakteri özdeşleştirenlerdir. Misal, Erol Taş onlar için gerçekten kötüdür ve görüldüğü yerde dövülmeyi hak ediyordur.

TELEFON UNDAN VAZGEÇMEYENLER
Bunlar cep telefonlarının icadıyla ortaya çıkan bir tür. Telefonun insan vücudunun bir uzvu olduğunu düşündükleri için, filmi seyrederken kullanmak da bir beis görmezler. Açıkçası telefonların akıllı hale gelmesiyle coştular. Arada saate bakanlar bir yana, tweet girenlere, maillerine bakanlara, konuşanlara kadar neler yok ki? Eğer biri çıkıp "Affedersiniz, film izlemeye çalışıyoruz," derse "Anormal bir iş mi yaptım?" dercesine bön bön bakarlar yüzünüze.

DİR SEKÇİLER
Sıcakkanlı, dışa dönük insanlardır. Yaşadıkları her şeyi çevresindekilerle paylaşmak isterler. Sinemada film izlerken de heyecanlı bir an yaşadıklarında ya da komik bir sahne izlediklerinde istemsiz olarak yandaki arkadaşına dirsek atıp "Gördün mü?" derler. Uyarsanız da bu huylarından vazgeçmezler, hatta "Neden rahatsız oluyorlar, anlamıyorum" diye de hayıflanırlar. Çevrenizde böyle arkadaşlarınız varsa, yapılacak en iyi şey onlarla sinemaya gitmemek.

GERÇEK-ÜSTÜCÜLER
Sinemadaki gerçekçi anlatımlardan, insanı düşünmeye teşvik eden filmlerden hoşlanmazlar. "Zaten gerçeği yaşıyorum, bir de filmini izlemeye ne gerek var?" diyerek tercihlerini gerekçelendirirler. Kahramanlık hikayelerine, başarı öykülerine ya da hayatta yaşanmayacak aşk öykülerine hayrandırlar. Masal tadında film izlemek ister, mutlu sonlara bayılırlar. Hasbel kader bu insanlarla onların sevmediği bir filme giderseniz, uflama ve puflama sesleri eşliğinde yapımı izlersiniz.

DUYGUSAL PATLAMA İSTEYENLER
Film izleme eylemi onlar için duygularının dışa vurumu demek. Ya gülelim eğlenelim diye komedi filmlerine giderler ya da ağlamak için melodramlara. Eğer bir film güldürmüyor ya da ağlatmıyorsa, farklı bir türün başyapıt bile olsa iyi film değildir. Festivallerde gösterilen filmleri 'sıkıcı' buldukları için uzak dururlar. Patlamış mısır yemeği severler, abartı tepkiler verirler.

AŞIRI HASSASLAR
Sinemada film izlemek çok özeldir onlar için. Sinemanın eğlendirici tarafından nefret ederler. Onlara göre sinema çok önemli bir sanat dalıdır. Film izlerken trans haline geçerler. Hiçbir şey kaçırmak istemezler. Öyle mısır yiyen, kola içen seyirciye burun bükerler. Bu tür seyircilerin yanında oturmaya görün, çantanızdan mendilinizi bile çıkartamazsınız. En ufak bir kıpraşma halinde 'Cık cık cık,' sesini işitmeniz an meselesidir.

YA ÇOK SEVERLER, YA NEFRET EDERLER
Genelde popüler filmlere giderler. Filmlerle ilgili yargıları iki türlüdür: Ya çok sever ve hayatının filmi ilan ederler ya da nefret ederler. Onlarla aynı fikirde değilseniz, vay halinize. İster sevdikleri filme en ufak bir eleştiri getirin, ister sevmedikleri filmle ilgili birkaç iyi söz söyleyin, aynı tepkiyle karşılaşırsınız: Taraftar hissiyatıyla seslerini yükseltirler ve "Sen sinemadan anlamıyorsun!!!" derler.

EVİ SİNEMAYA TAŞIYANLAR
Malum, evde film izlemek her zaman daha konforlu ve rahattır. İstediğiniz zaman filmi durdurabilirsiniz, bir şeyler yer içersiniz, filmi birlikte izlediğiniz arkadaşlarınıza laf atabilirsiniz. Bu durumu çok seven izleyici, aynı arkadaş grubuyla sinemaya geldiyse, vay halinize. Davranışları evdeki gibidir. "Çevremde başka insanlar da var, onları rahatsız ediyorum," diye hiç düşünmezler. Kendi aralarında konuşurlar, filmin bir sahnesini kaçırınca "Ne oldu şimdi, ben anlamadım," diye soru sorarlar, diğeri de anlatır tabii, arkasından da bir kahkaha sesi gelir. Sizin de sinema seyriniz rezil olur!

SİNEMAYI HEYECANA İNDİRGEYENLER
İyi film onlar için sürekli birtakım olayların yaşandığı, entrikaların olduğu yapımlardır. İnsan hikayelerinden pek hoşlanmazlar. Hangi film olursa olsun olaylar hemen başlamalı ve film sonuna kadar heyecanlarını diri tutmalıdır. Filmin 10'uncu ya da 15'inci dakikasında hareketli bir sahne yoksa "Niye çekilmiş bu film" diye sorgulamaya başlarlar. Farklı anlatımlara açık değillerdir, yönetmenin kurduğu dünyanın içine girmeyi reddederler. Antrakta ise "Niye getirdin beni bu filme?" diye size çemkirirler.

'BU NE YA ?'CILAR
Bu arkadaşlar temelde sinemayı pek sevmezr ama bunu da itiraf etmekten kaçınırlar. Bu yüzden izledikleri her filme bir kulp bulmaya çalışırlar. Ama bu kulpların da yenilir yutulur bir tarafı yoktur aslında. Konuyu örnekle açıklarsak: Bir filmde uçan halının üzerindeki fili görüp, o halının fili taşımasına takılıp "Bu ne ya şimdi?" diye eleştirirler. Siz de "Uçan halıya inanıyorsun da halının fili taşıması mı sana saçma geldi?" diye sorarsanız sizi 'entel' olmakla itham ederler.

ALTYAZI SEVMEYENLER
Bir taraftan filmi izlerken diğer yandan altyazı takip etmekte zorlanan seyirciler oluşturuyor bu grubu. Altyazılı filmleri izlemeye ısrarla direnirler. Dublajlı filmler ve yerli yapımlar ilk tercihleridir... "Film izlenir, okunmaz," diyerek durumlarını da rasyonelleştirme çabasındadırlar.

UYKUCULAR
Sinemayı çok severler. Koltukların rahatlığı onlar için çok önemlidir. Filmin bir noktasından itibaren hafif hafif gözleri kapanır. (Bu uyku halinin filmin türüyle ve anlatımıyla ilgisi yoktur aslında.) Uykulu bir halde filmi izlerler, bazen de içleri geçer. Çıkışta da kaçırdıkları sahneleri size sorarlar. Anlatırsınız, ama onların neden sinemaya geldiğini anlamazsınız.

SEBEPSİZ SİNEMAYA GİDENLER
Sosyalleşmek ya da biraz zaman öldürmek için sinemaya giderler. Hangi filme gideceklerinin önemi yoktur. Genelde sinema salonu önünde bir araya gelinir, hangi filme gidileceğine karar verilir. Memlekette AVM'lerin 'sosyalleşme merkezleri' olarak kabu edildiği günden bu yana yeni bir uygulama geliştirdiler. AVM'leri üçü bir arada, gezi+yemek+sinema paketi olarak görüyorlar. Geziyorlar, yemek yiyorlar ve arkasından sinemaya gidiyorlar.

HER KONUDA HASSAS OLANLAR
Kafalarında çeşitli mitler vardır. En ufak bir olayı büyütmekte üzerlerine yoktur. Özellikle milliyet, cinsellik, aile ve inanç konularında hassasiyetleri o kadar fazladır ki, bırakın eleştiri getirmeyi, film durum tespiti yapıyorsa bile, ona da aşırı tepki gösterirler. Genelde bağırarak salonu terk ederler, terk ederken de salondaki seyircileri "Siz de hiç ses çıkarmıyorsunuz," diye eleştirirler.

FESTİVAL FİLMLERİNİ SEVENLER
Sinemaya bakışları yenilikçidir. Klişe anlatımlardan, Hollywood filmlerinden hoşlanmazlar. Bağımsız sinemayı çok severler. Sinemada nasıl davranılması gerektiğini iyi bilirler. Zarar gelmez bu seyirci tipinden. Ama bu seyirci profilinin içinde kümelenen kimileri var ki, film sonrası yorumlarıyla sizi bayabilir; "Aynı filmi mi izledik?" diye düşünmenize sebep olurlar.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Sinemada normal seyirci aranıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz