X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türkiye - Azerbaycan ortak yapımı bir film
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türkiye - Azerbaycan ortak yapımı bir film

  • Giriş Tarihi: 3.3.2013

Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Elçin Efendiyev'in romanı Mahmut ile Meryem, Türkiye ve Azerbaycan kültür bakanlıkları ortaklığında filme uyarlandı. Film, 22 Mart'ta Türkiye'de vizyona giriyor

Çoğumuz Orta Asya edebiyatı denince sadece Cengiz Aytmatov'u hatırlarız. Oysa bu ülkelerin edebiyatı Aytmatov'la sınırlı değil. Elçin Efendiyev, Azerbaycan Başbakan Yardımcısı olmasının yanı sıra Azerbaycan'ın önde gelen edebiyatçılarından. 20 yıldır başbakan yardımcılığı yapıyor ama o kendini "Önce yazarım," diye tanımlıyor. Elçin'ini babası İlyas Efendiyev 20. yüzyıl Azerbaycan çağdaş edebiyatının önemli isimlerinden. Babasından aldığı ilhamın da etkisi vardır; Elçin Efendiyev'in tüm hayatı hikaye, eleştiri, senaryo ve tiyatro yazmakla geçmiş. Türkçenin yanı sıra dünyada bir çok dile çevrilen Mahmut ile Meryem, Elçin'in en etkileyici eserlerinden biri olarak görülüyor. Bir aşk hikayesini anlatan kitap şimdi 24 Kare Film tarafından filme uyarlandı ve 22 Mart 2013'te Sevda-Ali Kaygısız imzasıyla vizyona giriyor. Bir Azerbaycanlı yazarın eserinin beyazperdeye uyarlanması anlamında Mahmut ile Meryem bir ilk ve iki ülkenin kültür bakanlıklarının desteğine sahip. Çekimleri Azerbaycan ve Türkiye'de gerçekleştirilen filmin yönetmen koltuğunda, Kuzey Güney dizisinin eski yönetmeni Mehmet Ada Öztekin oturuyor. Yazarı tanımak, Türk edebiyatına ve sinemasına bakışını anlamak için Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye gitim, Elçin Efendiyev'le görüştüm.

- Mahmut İle Meryem'in film olması fikri nasıl ortaya çıktı?
- Birçok dile çevrilmiş bir roman Mahmud ile Meryem. Birçok teklif aldım bu kitabı filmleştirmek için. Bu tekliflerin hiçbiri benim içime sinmedi, çünkü bu hikayeyi ve geçtiği zamanı sinemada hayal edemedim. Daha önce bu kitabın dışında dokuz kitabımın filmi çekildi, bazılarının da senaryosunu ben yazdım. Azerbaycanlı sanatçı Melahat Abbasova, Sevda Kaygısız Hanım'a birkaç kitabımı vermiş; o da Mahmut ile Meryem'i okuyunca hikayeyi beğenmiş. Onun kitabı filmde dönüştürme hayali ve isteği, Türkiye'de çekilmesi fikri çok hoşuma gitti. Türkiye-Azerbaycan ortak yapımı bir film izleyeceksiniz. Bu, iki ülke tarihindeki ilk ortak film projesi. Bizim Türkiye ile kültürel ilişkilerimiz çok iyi. Sinema kültür faaliyetlerinin en önemlilerinden. İlk kez böyle bir projede buluşmak çok yerinde oldu.

- Sizin bazı eserleriniz de Türkiye'de sahnelendi...
- 2006 yılında İstanbul'da bir tiyatro oyunum sahneye kondu. Sonra tüm ekip Bakü'ye geldi ve burada da sahnelediler oyunu. Ardından Moskova'da ilk kez bir Azeri yazarın oyunu Türk oyuncular tarafından sahnelendi. Bu çok gurur verici bir durumdu.

NAZIM HİKMET EVİMİZE GELİRDİ
- Türk aydınını nasıl değerlendiriyorsunuz Azerbaycan'dan bakınca?
-
Türkiye'de sol aydınlar Dostoyevski okuyor, Balzac okuyor, Bethooven'ın eserlerini dinlemeyi çok seviyor ama Âşık Veysel duyduğu zaman kulaklarını tıkıyorsa, hoşuna gitmiyorsa, ona Türk aydını denemez. Diğer tarafta ise Aşık Veysel çaldığında gözyaşı döken, tüm hayatı gözünün önünden geçen ama dünyadan haberi olmayanlar var. Kanaatimce bu ikisini bir arada yapabilen kişi Türk aydınıdır. Tolstoy, Azerbaycan'da, Türkiye'de, İngiltere'de, kısaca dünyada çok popülerdir ama romanlarında Rus halkını anlatmıştır. Böyle yaparak bir dünya yazarı olmuştur.

- Peki Orhan Pamuk'la ilgili düşünceleriniz neler?
- Orhan Pamuk'un Nobel ödülünü almasından sadece Anadolu Türkleri değil, tüm Türkler gurur duymalıdır. Ancak onun siyasi görüşünü ve bazı beyanlarını kabul etmiyorum. Özellikle '30 milyon Ermeni öldürülmüştür,' sözünü. Bu tarihçilerin işidir. Bir yazarın işi kitaplarını yazmaktır. Orhan Pamuk büyük bir yazar ama, 'ama'sı var...

- Babanız Nazım Hikmet'le dostmuş... Neler anlatırdı Nazım Hikmet'le ilgili ?
- Nazım bizim evimize gelirdi. Babam antisovyet bir adamdı. Nazım ise komünistti ama sonradan değişmişti. Azerbaycan'da Nazım Hikmet'e karşı olan sevgi onun siyasi görüşleriyle ilgili değildi. Sovyet sistemi, Türk'e düşmandı. Azerbaycan'ın Türkiye ile yakın olması hoşlarına gitmiyordu. Nazım Hikmet Azerbaycan'a gelince, sempatik, yakışıklı bir Türk erkeği olarak algılandı. Azerbaycan halkı kesinlikle onun komünist olduğunun farkında değildi, onu bir Türk insanı olarak seviyorlardı. Bizim halkımızın ona sevgisinin siyasi görüşüyle alakası yoktu. Babamla Nazım Hikmet'in yaşadıkları çok farklıydı. Stalin zamanlarıydı. Stalin'den sonra bile babam çıkıp 'Komünizm kötü bir şeydir,' diyemezdi. Babam Nazım Hikmet'le görüştüğü zamanlarda, onun yanında hep bir KGB'nin bir adamı olurdu. Tek başlarına buluşamazlardı. Nazım Moskova'dan Azerbaycan'a bile yanında bu KGB'li tercümanla gelirdi. Adım adım takip ediliyordu.

TORUNLARIM OYNARKEN BİLE YAZARIM
- Babanız da Azerbaycan'ın önemli yazarlarından... Ondan etkilendiniz mi?
- Babam İlyas Efendiyev, 20. yüzyıl Azerbaycan edebiyatının en önemli isimlerinden biriydi. Tek işi, evdeki çalışma odasında kitap yazmaktı. Hiçbir yerde çalışmadı, Komünist Parti'nin üyesi de olmadı. Üstelik o dönemde, onun gibi önemli bir yazarın Komünist Parti üyesi olmaması çok ciddi bir meseleydi. - Yazarlığınız benziyor mu? - O sadece evinde ve odasında yazardı, hiç ses olmasın isterdi. Ben öyle değilim, her yerde yazabilirim. Uçakta, otel odasında, evde torunlar yüksek sesle oyun oynarken bile...

FARKLI DİNLERE MENSUP İKİ GENCİN İMKANSIZ AŞKI
2013 yılının iddialı filmleri arasına girmesi beklenen Mahmut ile Meryem, farklı dinlere mensup iki gencin imkansızlıklarla dolu aşkını mistik bir kurguyla beyazperdeye yansıtıyor. Olay Azerbaycan tarihinin en parlak dönemi olan 16. yüzyılda Gence'de başlıyor. Ziyad Han'ın Müslüman oğlu Mahmut ve Hıristiyan bir keşişin kızı olan Meryem imkansız bir aşka tutulurlar. Meryem, hayatta babasının ona kurduğu kabuğun dışına hiç çıkmamış, hiçbir şey görmemiş, doğanın bir parçası gibi yaşayan biridir. Kendi dünyasında mutlu, masum bir kızdır. Babası onu Mahmut'tan kaçırmak için 'Mukaddes Ev'e doğru yolculuğa çıkarır. Mahmut da her şeyi geride bırakıp aşkının peşinden gider. Ayrı ayrı çıktıkları bu yolculuk, onları hem büyütecek hem de aşklarını adeta bir destan haline getirecektir. Filmde Meryem'i Eva Dedova, Mahmut'u Aras Bulut İynemli canlandırıyor.