X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şaşırtan bilgiler sizi bekliyor!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şaşırtan bilgiler sizi bekliyor!

  • Giriş Tarihi: 24.3.2013

Sinemanın Hikayesi, sinemanın ortaya çıkması ve nasıl bir dil oluşturduğunun anlatımıyla başlıyor. Birçoğu kitaplarda var olan bilgilere elbet rastlanıyor. Ama şöyle bir durum var, örnekler film parçalarıyla anlatıldığı için kavranması daha kolay. Kullanılan esprili dil ise gayet zekice... Mesela ilk yıllarında sinemanın emekçi sınıfın eğlence aracı olarak görülüp küçümsenmesiyle dalga geçilmiyor değil.
Hollywood'daki Yahudi lobisi nasıl oluştu? Cousins, Hollywood'u inşa edenlerin, göçmenler, Yahudiler ve kadınlar olduğu gerçeğini anlatıyor. Yani 1900'lerin başında Hollywood'da ancak dışlanan insanlar iş bulabilmiş. 1925'lere kadar da erkeklere göre kadınların ağırlığı var Hollywood'da. Sinema tarihinde saklanan bir gerçek işte!
Sinemada genel öykü anlatımının prensiplerini D. W. Griffith'in Bir Ulusun Doğuşu ve Hoşgörüsüzlük ile belirlediği kabul edilir. Fakat belgesel bunun çok doğru olmadığını iddia ediyor. Griffith'e mal edilen birçok buluşun başka sinemacılar tarafından daha önce kullanıldığı örnekleriyle anlatıyor.
Charlie Chaplin'den sonra kitleleri etkileyen en önemli aktör kim dersiniz? Ne Sean Connery ne de Brad Pitt; Hint sinemasının yıldızı Amitabh Bachchan.
Matrix'in herkesi hayran bırakan yönleri aslında kimin eseri? Hong Konglu yönetmen Yuen Woo Ping desek? Matrix'te çalışan Ping'den bir alıntı "Hiçbir aktör yumruk atmayı bile bilmiyordu." Seriye neler kattığını bir düşünün.
Sam Peckinpah'tan şık bir itiraf: "Sergio Leone olmasaydı ben bir hiçtim."
Martin Scorsese'nin Taksi Şoförü sinema tarihinin önemli filmlerindendir. Peki ama bu filmi etkileyen Bresson'un Yankesici / Pickpocket neden onunla birlikte anılmaz?
Genel sinema tarihi yazımlarında Hint sinemasına çok da önem verilmez. Ama gerçek öyle mi? Melodramı tarihsel acılar çerçevesinde yeniden tanımlayan yenilikçi Ritwik Ghatak'ın izlerinin hâlâ sinemada karşımıza çıktığını biliyor muydunuz?
İran sinemasının hayranlık verici bir yönü vardır. Ama Füruğ Ferruhzad'ın adını pek bilmeyiz. Oysa Cousins'e göre dünyada kurucusu kadın olan tek ülke sineması İran'dır. Kurucusu da Füruğ Ferruhzad.
Bir öğretmen nasıl siyah Amerikan sinemasının fitili ateşledi? Yönetmen Charles Burnett öğrencilik yıllarında radikal bir öğretmenin Afrika sinemasıyla kendilerini tanıştırmasıyla bu fitilin ateşlendiğini anlatıyor.
George Lucas'ın Star Wars serisinde Kurosawa'dan etkilendiği bilinir. Ama ünlü Alman yönetmen Leni Riefenstahl etkilerine ne demeli. Örnekler belgeselde!
Bonnie ve Clyde'ın senaristi Robert Towne, Çin Mahallesi ve Baba filmine enfes dokunuşlarını kendi anlatıyor.
Rezervuar Köpekleri ile Ringo Lam'ın yönettiği Şehirde Yangın filminin akrabalıklarını görünce, Tarantino'nun özgünlüğünü tekrar düşünüyorsunuz.
Tomb Raider oyununun Fil ve Gerry filmlerine etkisini bizatihi yönetmeni Gus van Sant anlatıyor.
Michael Moore'u hafife almak mı? Cousins onu 2000'ler dünyasının en gerçekçi yönetmeni ilan ediyor. Belgeseli popüler hale getirdiği düşünülürse haksız da sayılmaz.
Ozu ve Kurosawa ile çalışan Japon sinemasının sultanı Kyoko Kagawa belki de en içten röportajı belgeselde yer alıyor.
Arap Baharı'nın geleceğini Yusuf Şahin beş yıl önce görüyor. Şahin "Üniversite öğrencilerine sopa vermek isterim, çünkü sürekli kafalarına vuruluyor. Onların da karşılık vermesi yakındır," diyerek Kaddafi'nin Mübarek'in gideceğini anlatıyor. Yıl, 2006.
Tiglon'dan çıkan beş DVD'lik belgesel sinemaseverler için sıkı bir kaynak anlayacağınız.