X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şimdiye kadar sadece ‘yakışıklıydı’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şimdiye kadar sadece ‘yakışıklıydı’

  • Giriş Tarihi: 24.3.2013

Kıvanç Tatlıtuğ basketbolcu olma hayalleri kurarken, annesinin arzusunu gerçekleştirip Türkiye'nin en yakışıklı erkeği olup çıktı. Ortadoğu'dan Balkanlara izleyenler büyüsüne kapıldı. Ama Kelebeğin Rüyası sonrası o yakışıklı bir OYUNCU! Kuzey Güney ile ezberleri bozsa da ona Kelebeğin Rüyası'nın yolunu, düşünülenin aksine Ezel dizisi açtı

Yılmaz Erdoğan'ın Kelebeğin Rüyası filminde, 20'li yaşlarda veremden ölen Zonguldaklı şair Muzaffer Tayyip Uslu olarak karşımıza çıkıncaya kadar sadece 'yakışıklıydı'. Ama artık 'sadece yakışıklı' değil; Kıvanç Tatlıtuğ artık bundan sonra çok yakışıklı bir 'oyuncudur' da. Muzaffer Tayyip Uslu olarak ne kadar gariban, soluk benizli, ürkek, hastalıklıysa; Kıvanç Tatlıtuğ olarak o kadar hareketli, gürbüz, kendinden emin ve sağlıklıdır. Bu filme kadar bütün genç kız hayranları "Annesini gönderse de beni oğluna istese," bütün kız anneleri "Bir mucize olsa da bizim eve damat gelse,", bütün erkek hayranları, "Çok yakışıklı da kalıptan ibaret," diye yaklaştı ona. Her cinsten ve her yaştan hayranın gözünde onu tanımlayan tek kelime 'yakışıklı' oldu, bu kelime hem şansı, hem de şansızlığı oldu bir bakıma. Tıpkı, bu durumdan mustarip olan Leonardo DiCaprio'nun, "Titanic filminden sonra insanlar beni sevimli bir et parçası olarak görmeye başlamışlardı," demesi gibi. Sadece bir 'et parçası' olmadığını göstermek için kılıktan kılığa girmeye başladı DiCaprio, mafya babasından kovboya, sokak serserisinden elmas hırsızına kadar bir sürü rolle çıktı karşımıza. Artık bir 'et parçası' değil, her rolün altından kalkmayı becerebilen bir büyük aktördü.

BU ÇOCUKTA BÜYÜK OYUNCU KUMAŞI VAR
Kıvanç Tatlıtuğ'un ise 'yakışıklılıkla' bir sorunu olduğunu sanmıyorum. Nasıl etsem de şu 'yakışıklı çocuk' belasından kurtulsam diye telaşlandığını hiç kimse söyleyemez. Bu yüzden, bu 'dertten' kurtulmak için Kelebeğin Rüyası senaryosunu arayıp bulmuş değil. Öte yandan bu film, yoluna tesadüf çıkmış bir fırsat da değil. O zamana kadar oynadığı televizyon dizileri arasında özellikle Gümüş, Aşk-ı Memnu ve Ezel'de etrafa yaydığı 'ışığı' gördü Yılmaz Erdoğan belki de. Belki de 'yakışıklılığından' başka bir 'meziyeti' olduğunu ilk gören o oldu. Yoksa herhangi bir yönetmenin veremli bir şair için oyuncu adayı ararken, memleketin en yakışıklı adamını seçmesi pek akıl kârı olmasa gerek. O dizilerde bize gösterdiği oyuncu kabiliyetine inanmamış bir yönetmen, ancak gişe kaygısı için veremli şair rolünü verebilir ona. Ama içinde hiçbir cevher olmayan birisini salt 'gişesi' iyi olsun diye seçmesi de filmini berbat edebilir. Bu risklerin hiçbirisini göze almadı Yılmaz Erdoğan, tanıştığı ilk günden itibaren "Bu çocukta büyük oyuncu kumaşı var," dedi ve onunla öyle çıktı yola. Bundan sonra tıpkı DiCaprio gibi istediği kılığa bürünebilir, istediği rolü seçebilir, istediği karakteri oynayabilir. Çünkü Muzaffer Tayyip ona 'rüştünü' ispat etme imkanı verdi. (Mert Fırat'ın oynadığı öteki şairin adının Rüştü (Onur) olması ise Allah'ın takdiri!)

TARIK AKAN DEĞİŞİMİ
Bizim Yeşilçam'ın tarihinde benzer bir dönüşüm vakası Tarık Akan'dır. Tarık Akan, 'Ah nerede, vah nerede' döneminin Ferit'inden, Yılmaz Güney'in Sürü'sündeki Şivan'a geçerken sert bir viraj almıştı. Omuzlarına kadar inen uzun saçlarını üç numaraya vurdu, o zamana kadar bırakmadığı bıyıklarını aşağı sarkıttı, boynuna poşu, ayağına şalvar geçirdi. Uzun boylu, yakışıklı, heybetli bir Kürt delikanlısı kılığına bürünerek, kişisel tarihinin bir dönemini kapatıp yeni bir dönem başlattı. Kıvanç Tatlıtuğ'un dönüşümü onunki kadar sert değil. Sadece zayıfladı, süzüldü, soldu, saçlarını kesti, bakışları munisleşti, yakında öleceğini bilen bir şairin ruhunu edindi. O Allah vergisi 'yakışıklılığından' eser kalmadı. Karşımızdaki, artık şiir Tanrısının kulağına duaya benzer dizeler fısıldadığı 'kudretli' bir şairdi.

ARZUDAN SOYUTLANMIŞ BİR GÜZELLİK
'Yakışıklı' erkek çok, 'güzel' erkek nadirdir. Güzellik kavramı 'dişi' olduğundan olsa gerek, erkeğe pek güzellik sıfatı yakıştırılmaz. Yaygın anlayış erkeğe hep 'yakışıklı' olmayı uygun görür, çünkü "Erkeğin güzeli çirkini olmaz," derler. İnanmayın siz buna, bal gibi çirkin erkek olduğu gibi güzel erkek de olur. Kıvanç Tatlıtuğ'u 'güzel' bulan birçok kişi, belki de 'arzudan' soyutlatmış bir halde bu sıfatı uygun buluyor ona. Böylesi erkeklere bakmak, insanda herhangi bir 'arzu' uyandırmadan sadece zevk veriyor çünkü. Bütün güzel şeylere bakarken hissettiğimiz şey gibi. Güzellik mutlaktır. Çok tartışmaya gelmez. Yaygın inanışın aksine kişiden kişiye de öyle pek değişmez. Mevzumuza duhul olmuş kişi o kadar güzel bir erkektir ki, ayrıldığı dünya güzeli sevgilisi (Azra Akın) bile yanında sönük kalıyordu.