X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sadece kendinizi anlatacaksanız blog açmayın
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sadece kendinizi anlatacaksanız blog açmayın

  • Giriş Tarihi: 26.5.2013

14 milyon takipçisi ile dünyanın en saygın moda bloggerlarından biri olan Scott Schuman ile blogu The Sartorialist'in başarısını, sosyal medyadaki kirliliği ve dijital dünyada yükselecek içerikleri konuştuk

Dünya genelinde 2 bin 6 yüz 33 mağaza sayısına ulaşan, uygun fiyatlı moda devi Mango, geçtiğimiz hafta Barcelona'da global bir lansman gerçekleştirdi. Tanıtımın sebebi, markanın H.E by Mango isimli erkek koleksiyonunun, çok ses getireceği düşünülen yeni reklam kampanyasıydı. Ne de olsa, erkekler konusunda tartışılmaz bir zevki olan Kylie Minogue'un sevgilisi İspanyol Andres Velencoso iki sezondur markanın kamera önündeki yüzüydü. Lansmana gelen ve tamamı kadınlardan oluşan basının Velencoso'ya ilgisi fazlaydı, ama konu modada yaratıcılık, içerik ve görsellik olunca, tüm gözler, kampanyayı fotoğraflayan The Sartorialist adlı blogun sahibi Scott Schuman'a döndü. Schuman ve kız arkadaşı Garance Dore, dijital moda dünyasında bir imparatorluk kurma yolunda ilerliyorlar. Biz de, Schuman'a, pek çok kullanıcıyı sosyal medyadan soğutan dijital kirliliği, internet ortamını çöplüğe dönüştüren yetersiz içeriği, basın etiğinin dijital mecralardaki sınırlarını ve modanın sanal dünyadaki geleceğini konuştuk.

- Hem sokak fotoğrafçılığını hem de moda fotoğrafçılığında en çok talep gören kişisiniz. Buraya nasıl geldiniz?
- Ben hikaye anlatıcısıyım. Aslında birbirlerinden farklı gibi görünseler de ikisini de aynı teknikle yapıyorum. Yani kampanya çektiğimde de, stüdyoya girip, yapay ışıklar kullanmıyorum. Mango gibi büyük kampanyalarda bile, modeli dışarı çıkartıp, yapmayı en iyi bildiğim şekilde çekim yapıyorum.

- Tifanny&Co, Gap, Burberry gibi dev markalara kampanya çekiyorsunuz. Sizce bu markalar neden sizi seçiyor?
- Modayla ilgili bir fikrim var ve markalar buna saygı duyuyor. Çekimlerimde, styling, model ve mekan seçimi de dahil her şeye ben karar veriyorum. İlk defa Mango çekiminde hiçbir şeyi değiştirmedim, çünkü markanın yaptıklarını çok beğendim.

- Markalarla, alışılmadık şekillerde çalışıyorsunuz. Moda endüstrisinin işleyişini kökten değiştirdiğinizi düşünüyor musunuz?
- Bu kadar, geniş düşünmemiştim, ama geleneksel markaların bizim modaya yaklaşımımıza güvenmesi gurur verici. Mesela Burberry kampanyasında, marka bana kıyafetleri yolladı ve ben onları istediğim insanlara verip, onlardan bu parçaları kendi gardıroplarından kıyafetlerle kombinlemelerini istedim. Alışılmadık olsa da, kampanya çok beğenildi.
- Ticari kazanç sağladığınız işleri, etik olarak blogunuzdan nasıl ayrıştırıyorsunuz?
- Blogum için yeterince yaratıcı ve yeterli olmadığını düşündüğüm hiçbir şeyi okuyucularımla paylaşmam. Mesela Mango için çektiğim fotoğraflar benim değil, şirketindir. Onları kullanmaya hakkım yok. Ama Barcelona'da çektiğim fotoğrafları ve kampanya dışında modelle yaptığım çalışmalar arasında gurur duyduklarım varsa, onları okuyucularıma gösteriyorum.

- Yani markalar, sizin 14 milyonluk takipçinize blogunuz aracılığıyla ulaşamıyor, öyle mi?
- Hayır, benim blogum üzerinden ulaşamıyorlar, ama eğer yaptığım işten memnunsam, okuyucularıma 'Fotoğraflarımı seviyorsanız, bu markayla çekim yaptık, buradan görebilirsiniz,' diye markanın internet adresini veriyorum.

- Bir dönem GQ gibi dergilere de çalıştınız, blogunuz mu, dergi mi sizi daha fazla tatmin etti?
- Vogue, GQ gibi dergilerle büyüdüm ve hâlâ tüm dergilerin sıkı takipçisiyim. Bu yüzden GQ'nun bana sayfa ayırdığını öğrendiğimde, çok heyecanlanmıştım. Fakat, yazdıktan sonra The Sartorialist'in bana çok daha büyük bir tatmin verdiğini anladım. Bloglar, okuyucuyla kurulabilecek en samimi iletişimi kurmanızı sağlıyor. Arada dergi editörlerinin talepleri, yayının politikaları vesaire olmadan, sadece ne yapmak istiyorsan, onu yapıyorsun. Bugün koyduğun materyallerle ilgili geri dönüşü, yarın yüzlerce takipçinin yorumlarıyla alıyorsun.

BLOGUMU GÜNCELLEMEZSEM OKUYUMCUM KÜSÜYOR
- İş saatlerinizin sınırı yok. Hiç durmadan çalışıyor olmak, sizi zaman zaman sıkıyor mu?
- Sıkıldığımı söyleyemeyeceğim, çünkü yaptıklarımın karşılığını hem maddi hem de manevi olarak fazlasıyla alıyorum. Bir de kız arkadaşım da aynı işi yaptığı için bu durum, bize çalışmak gibi gelmiyor.

- İyi bir materyal bulamadığınızda, blogunuza bir-iki gün hiçbir şey yüklemediğiniz oluyor mu?
- Hayır, olmuyor. Olmaması için de çok çalışıyorum. Mesela son zamanlarda yeni bir fotoğraf tekniği deniyorum. Takipçilerimden 'Sen para kazandığın başka işler yapmak için az materyal koyuyorsan, ben de senin siteni daha az ziyaret edeceğim,' gibi mailler alıyorum. Her birine cevap verip, kendimi geliştirmek için çalıştığımı anlatıyorum, ama nafile. Onlar, kendilerince eksik olan materyalin biletini kesiyorlar.

SALATA FOTOĞRAFIYLA İNTERNETİ KİRLETTİM
- Bloglar bitiyor mu?
- Bence daha yeni başlıyor. Bloglarla ilgili tek bir sorun var, o da bir blog açmanın kolaylığı. O yüzden her gün, okuyucuya içerik sunmayan pek çok yeni blog açılıyor. Bence yakın zamanda sadece güçlü olanlar ve blogger'ın kendisiyle ilgili olmayanlar kalacak, gerisi ortadan kaybolacak. Bana asıl garip gelen, yeni dergilerin basılıyor olması. Yeni başlayanlar için dijital ortam çok daha iyi, çünkü baskı ve dağıtım parasını, insanlarla doğru iletişim kurmaya harcayabilme lüksünü sunuyor.

- Sosyal medyada ne tip insanlar yükselecek?
- Yetenekli olanlar ve o dönemde nasıl bir teknoloji yükseliyorsa, onu iyi kullananlar kazanacak. Dijital mecralarda, okuyucu gerçek veya taklit olduğunuzu çok iyi anlıyor.