Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Köyden yetişen milli yelkenciler

Marmaris'in Orhaneli Köyü'nden beş, milli yelkenci çıktı. Ücretsiz yelken eğitiminden yararlanan gençler "Yelken sporu hayatımızı değiştirdi," diyor

Marmaris'te çam ağaçlarıyla dolu tepelerin arasında, masmavi denizin kıyısında üç mahalleden oluşan Orhaneli Köyü var. Bu köyün daha dört yaşında ustaca yüzmeyi öğrenmiş, güneşten saçlarının rengi açılmış, tenleri bronzlaşmış çocukları, boş vakitlerinde ilerideki Barbados Adası'na yüzüyor. Yorulup kıyıya çıkınca da adadaki tavşanlara, yanlarında getirdikleri havuçlardan veriyolar. Anne babaları ya ev hanımı, ya kaptan, ya balıkçı ya da inşaat işçisi... Onların gelecekleriyle ilgili kurdukları hayaller, köylerine fayda sağlayacak bir veteriner, mimar ya da avukat olmakken hayatları da hayalleri de köye getirilen bir projeyle değişiyor. Martı Marina&Yacht Club'ın sekiz yıl önce başlattığı 'Minik yelkenciler' kampanyası, bu çocukların hayatına bambaşka bir perspektif kazandırıyor. Her şey köyün okuluna asılan "Minik yelkenciler bekleniyor," afişiyle başlıyor. Bunu gören yaklaşık 50 çocuk, ücretsiz kursa başlıyor. Bugün aralarından beşi milli sporcu. 10'u da profesyonel olarak ilgilenmeye devam ediyor. İşte o çocuklar, 15- 19 Mayıs arasında Martı Marina &Yacht Club desteğiyla Türkiye Yelken Federasyonu tarafından düzenlenen 8. Halit Narin Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupası'na katıldı.

YELKEN HAYALİMİ DEĞİŞTİRDİ
Köyden yetişen sporcular arasında en büyüğü 17 yaşındaki milli yelkenci Tolga Atay yelken tutkusunu şöyle anlatıyor: "Önceden veteriner olmak istiyordum, ama yelkene başladıktan sonra hayallerim değişti. Üniversitede de kaptanlık okumak istiyorum. Yelken hem zeka istiyor hem de çok sevmeniz gerekiyor. Rüzgarın açısını yakalamanız, yarışa başlarken neresi avantaj, neresi dezavantaj, ona karar vermeniz gerekiyor. Rakibinizi ve yarışa nereden başlayacağınızı aynı anda düşünmek zorundasınız. Denizde açlık ve susuzluk, insanı hırpalıyor, ama denizde olmak da o kadar mutlu ediyor. Ben artık 17 yaşıma geldiğim için yazları kursiyerlere eğitim de veriyorum. Birbirimize yardımcı oluyoruz. Bir aile gibiyiz." 16 yaşındaki Mert Tuncel de yelkene her gittiğinde köydekilerin kendisinden birincilik beklediğini söylüyor: "Babam her yarışa gitmeden önce 'Birinci olmadan gelme,' diyor. 12 yaşındaki kardeşim de yelkenci. Yelken diye bir şeyi, ilk defa okulumuza dağıttıkları afişle duydum. Arkadaşlarımla birlikte kaydolduk. Yelkene başladığımda hayatımı değiştireceğini hiç düşünmemiştim. Bir süre sonra iş eğlenceden çıktı, yarışlara katılmaya başladık. Tecrübem arttı. Milli sporcu oldum. 2012'de İtalya'ya gittim, orada 300 sporcu içinde 11. oldum. Okulda daha popüler oluyorsunuz. İtalya'dan döndükten sonra arkadaşlarım daha çok ilgi göstermeye başladı. Her yarıştan sonra ödül alıp almadığımı soruyorlar. Köydeki herkes çocukluğumdan beri beni tanıyor, beklenti içindeler. Onları hayal kırıklığına uğrattığımız da oluyor. Ama 'Olsun Mert, bir dahaki yarışa,' diyorlar. Uzun yol kaptanı olmak istiyorum."

YELKENE BAŞLAMAK İSTEYENLERE
Çocukların yelkene başlaması için önerilen yaş 7-12 arası. İlk olarak çocuklara yelkenciler izlettiriliyor, sonra eğitim verilmeye başlanıyor. Çocuklar önce optimist eğitimi sonra lazer eğitimi alıyor. Haftada üç ya da dört gün düzenli antrenman ise şart.

Yelkene başladıktan sonra dersleri de daha iyi oldu
17 yaşındaki Bensu Türkmen, deniz hukuku okumak istiyor: "Türkiye'de bu alanda 10 kişi çalışıyor. Zaten avukat olmak istiyordum, bu sayede yelkenden kopmadığım hissedeceğim." Babası Nafiz Türkmen de çocukların özgüvenlerinin yelkenle arttığı görüşünde: "Bu çocukların hepsi köylü, ben de köylüyüm. Köy yerinde cepten hiç para çıkmadan bu çocukların yelken yapması çok önemli. Kızım bu spora başladıktan sonra öğretmeni bana 'Kızınızın liderlik özellikleri öne çıktı,' dedi. Kazandıkları disiplinle zaten derslerini de daha çok çalışıyorlar."
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Köyden yetişen milli yelkenciler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz