X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Modanın bedenle kavgası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Modanın bedenle kavgası

  • Giriş Tarihi: 2.6.2013

Yaz sezonu açıldı, kadınların bedenleri ile olan kavgaları her zamankinden daha ciddi bir boyuta taşındı. Bize dayatılan ince, selülitsiz vücutlara sahip olmadan güzel ve mutlu olmak mümkün mü?

Konu kilo olunca, kaçmak mümkün değil. Yazılı, görsel, dijital her yerde kısa zamanda hızlı sonuç vaat eden diyetler, egzersiz programları ve bunları hafiften desteklemek hazırlanan sağlıklı yaşam kürleri var. Pek çoğumuz, uzun zamandır kıyafetlerin altına sakladığımız bedenlerimizi, bikini ve mayolarla göstermek zorunda olduğumuzdan, algımız da bu yöne dönüyor. 'Pek çoğumuzdan' kastım kadın, erkek, genç, orta yaşlı hatta çocuk ayrımı olmadan bedeniyle hayatını ilişkilendiren herkes. Ne yazık ki artık ne, 'unumu eledim eleğimi astım' yaşı, ne de 'ergenlikten önceki çocukluk' dönemi, ideal kilodan uzaklaşmak için bahane değil. Ve yine acıdır ki, bunlar benim iddialarım hiç değil. Geçtiğimiz ay Amerika ve Avrupa ülkelerinde yapılan kapsamlı bir araştırma, 10 yaşındaki her beş çocuktan dördünün şişmanlamaktan korktuğunu, aynı yaş grubunun yüzde 42'sinin daha ince olmayı hayal ettiğini ve 9 ile 10 yaşındaki çocukların yarısının diyet yaptıklarında kendilerini daha iyi hissettiklerini ortaya koydu. Bu kadar keskin sonuçlar, tabii ki gözleri mikro alanda ebevynlere, makro bakış açısıyla ise topluma ve moda endüstrisine çevirdi. Sonunda çözüm bulmak şarttı, çünkü bu çocuklar liseye geldiklerinde, her 10'undan birinin ciddi bir yeme bozukluğu yaşadığı, hatta dünya üzerinde yeme bozukluğu yaşayan tüm kadınların yüzde 90'ının, 12 ila 25 yaş arasındaki çocuk ve gençlerin oluşturduğu belirlendi. Konuya moda çerçevesinden baktığımıza, modacıların ve moda evlerinin yıllardır, anoreksiye karşı 'yapay' bir savaş halinde olduğunu açıklamakta fayda var. Yıllar içinde, defile kulislerine konulan sağlıklı yemeklerden ve asla gerçek reklam kampanyalarının boyutuna ulaşmayan birkaç 'sağlıklı beden' fotoğrafı yayınlamak dışında herhangi bir girişimleri olmadı.

AH BU FOTOĞRAFLAR YOK MU!
Çünkü, sonunda 'moda kodamanlarının' "İnceliği savunmuyoruz," demeleri mi, yoksa Adriana Lima'nın Victoria's Secret defilesine çıkmadan önceki dokuz gün boyunca, katı yemek yemediği açıklamaları mı çocuklar ve genç kızlar üzerinde daha etkili olabilirdi? Lima ve benzeri kadınların rüya fotoğraflarının da örnek teşkil ettiğini düşünürsek, cevabı hepimiz biliyoruz. Bedenlerimizle mutlu olamama, sağlık için attığımız adımların pek çoğunun altında yatan 'güzel' olma kaygısı, biz kadınları öyle bir noktaya getirdi ki, el değmemiş plajlarda ya da rüya gibi havuz başlarında çekilen mayo ve bikini reklam kampanyalarında beğendiğimiz mayo modellerini denemek için mağazaya giden kadınlar travma yaşıyor. Bir mayo markasının yaptığı açıklamaya göre, deneme kabininde mayoyla kendini gören kadınların yüzde 42'si ağlıyor. Sayıları yaz aylarında kat kat artan estetik operasyonlara değinmeye gerek bile yok. Tüm bu verilerin ve bizlere çok da uzak olmayan korkutucu gerçeklerin ışığında bedenimizi sevmek, çocuklarımızın bakış açılarını toptan değiştirmek için ne yapabiliriz? Düzeni değiştirmek zor ama imkansız değil. İşe, aynalarla barışarak başlamak en doğrusu, gerisi geliyor.

BARBIE BEBEKLERİ UNUTMAMALI
Modayı günah keçisi ilan etmek de insafsızlık olur. Çünkü, bize ideal güzeller gibi sunulan modellerden önce, daha bizler bile çocukken, Barbie bebekler vardı. Kadınları vücutları ile barıştırmayı ilke edinmiş bir sabun markasının yaptığı açıklamaya göre, insan bedeninin genetik olarak ulaşması mümkün olmayan Barbie bebek vücudu, büyüme döneminde çocukların en büyük ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Bu yüzdendir ki, anoreksiya ve katı diyet yaşı pek çok ülkede 7'ye kadar düşmüş durumda.