Barış ve demokrasi süreci zor bir süreç

Giriş Tarihi: 9.6.2013
Mehmet Uçum Avukat:
Doğu Anadolu bölgesi üzerinden baktığımda barışa yüzde iki yüz destek var, çünkü herkes en az iki kişilik bir coşkuyla çatışma ve şiddetin bitmesini istiyor. Yani hiç kimse Türkiye'de herhangi bir siyasal-toplumsal sorunun artık askeri ve silahlı yöntemlerle çözülmesini istemiyor. Çözüm sürecinin kendisine verilen destek ise neredeyse yüzde 98-99. Karşı çıkanlar hem son derece küçük bir azınlık. Hem de yönteme karşı çıkmalarına rağmen karşı seçenek sunmak konusunda bir fikre sahip değiller. Destekleyen çevrelere baktığımızda koşulsuz destekçiler, güvence isteyen destekçiler ve endişeli destekçiler diye üç grup gözleniyor. Kalıcı bir çatışmasızlık ve güvenli ortam için sürece koşulsuz destek verenler önemli bir çoğunluk oluşturuyor. Kürtler, Aleviler, Dindarlar, Azınlıklar, Diğer Kimlik Grupları ve Sosyal Adalet arayanlar çözüm sürecinin eşit haklı ve katılımcı bir siyasal sistem inşasıyla tamamlanmasını istiyor. Endişeli destekçiler ise iki alt grupta toparlanıyor. Kürtler arasında sürecin hak ve özgürlüklerle desteklenmeyerek yeni bir aldatma pratiğinin yaşanması endişesi görülüyor. Türk milliyetçisi çevrelerde ise sürecin bölünme riski yaratmasından kaygı duyuluyor. Her iki endişe de hem 21.yüzyılın koşulları bakımından hem de sürecin bir hukuk reformunu zorunlu kılması açısından güçlü siyasal ve iktisadi dayanaklara sahip değil. Türkiye toplumu Doğu Anadolu merceğinden görüldüğünde barış ve demokrasi sürecinin hiçbir biçimde engellenmesine izin vermeyecek bir toplumsal irade ortaya koyuyor. Bu süreç Türkiye Toplumunun 21. yüzyıla imzasını atmasını sağlayacak bir dönemi başlattı. Buna en ufak bir kuşkum yok.

MASUM VE MEŞRU TALEPLER HER ZAMAN SONUCU HAKLI KILMAZ
Barış ve demokrasi süreci zorlu bir süreç. Hele 21. Yüzyılın demokratikleşme pratiği geçmiş yüzyıllara göre çok daha zorlu. Çünkü bu yüzyılın özelliği bireyin güçlenmesi. Güçlü ve çok kimlikli birey siyasal katılım talebini üst seviyeye çıkarıyor ve çok düzeyli ve sürekli katılım istiyor. Bireyin bu özelliği kullanılarak barış ve demokrasi sürecinin önünü kesmeye çalışan provokasyonlar sadece şiddet eksenli değil çok daha sofistike eylemler olabilir. Gezi parkı olayları masum taleplere dayanarak başlatıldı. Bazı üstenci ve dayatmacı politik ve idari pratikler de olayları tahrik etmek için kullanıldı. Üslup hataları istismar edilerek şiddet üreten eylemler organize edildi. Güvenlik güçlerinin şüphe uyandıran aşırı güç kullanımı da haklı tepkilerle eylemlerin büyümesine sebebiyet verdi. Eyleme katılanların büyük çoğunluğu bir hak girişimi olarak bu süreçte yer aldı. Buna şüphe yok. Eyleme katılanların çeşitliliği de demokratik hak arama görüntüsünü güçlendirdi. Ancak her kitlesel politik eylem, eyleme katılan bireylerin iradesinden bağımsız olarak bir toplam etki ve stratejik sonuç doğurur. Bu eylemin toplam etkisi ve stratejik sonucu barış ve demokrasi sürecini zayıflatmak olarak görülüyor. Çünkü çözüm süreci bir demokrasi koalisyonu projesidir. Ve bu koalisyonun başlıca siyasi aktörü de Başbakan Erdoğan ve Ak Parti'dir. Bu koalisyonda BDP diğer en önemli siyasi aktör olarak yer alıyor. Demokrat Solcular, Liberaller, Sivil Hak Girişimleri, demokrasi paydasında kendini ifade eden çeşitli kimlik grupları, sosyal adalet arayışında olanlar demokrasi koalisyonu içinde yer alıyor. Bu koalisyon bakımından demokratik merkez, sürecin taşıyıcılığını yapan Hükümet'tir. Gezi eylemleri demokratik merkezi ve onun liderini zayıflatma sonucunu doğurursa bunun en büyük zararı barış ve demokrasi sürecine olur. Eğer bu eylemler; barış ve demokrasi sürecini destekleyecek bir yönelime kavuşursa o zaman gezi parkı eylemleri demokrasi kültürünün gelişmesine katkıda bulunur. Aksi takdirde bireysel bazda demokrasi kültürüne katkı yapsa dahi bu eylemler toplam sonucu açısından kitle faşizmine yol açar. Ekmek ve iş talebinin masum ve haklı olduğu asla tartışılamaz. Ancak bu talepler Nazi Almanya'sını doğuran siyasal pratiği üretti. Benzer süreçler İtalya, İspanya, Portekiz, Bulgaristan, Yunanistan kitle faşizmlerini yarattı. Elbette bu yüzyılda tek boyutlu tek düzlemli siyasal pratikler yaşanmıyor. Çok boyutlu ve çok düzlemli sosyal ve siyasal pratiklerin gerçekleştiği bir çağda yaşıyoruz. Bu nedenle kitle faşizmi örgütlemek bu çağda daha zor. Ancak eylemlerin başından beri birçok arka plan organizasyonu hesaba katıldığında bu yönde çok büyük bir çaba gösterildiği de dikkatten kaçmamalı. Eylemlerle toplam sonuçta ulaşılmaya çalışılan bir diğer hedef de Türkiye'nin iktisadi gelişme sürecini aksatmak olarak görülüyor. Tüm bunlar gözetildiğinde gezi parkı eylemleri çok katmanlı analize muhtaçtır. Şimdiye kadar ortaya çıkan sonuç ise eylemlerin stratejik etkisinin barış ve demokrasi süreci bakımından demokratik merkezi zayıflatma ve demokrasi koalisyonunu ayrıştırma operasyonu şeklinde gerçekleşmesidir. Bu nedenle bu eylemlerin barış sürecini destekleyen, demokrasi talebini yükselten bir yöne evrilmesi son derece önemli."


ARKADAŞINA GÖNDER
Barış ve demokrasi süreci zor bir süreç
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz