X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Karikatürleri önce ABD'de keşfedildi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Karikatürleri önce ABD'de keşfedildi

  • Giriş Tarihi: 7.7.2013

Ercan Baysal, 59 yaşında emekli bir resim öğretmeni. Hayatı boyunca amatörce karikatür çizdi. Dört yıl önce çizimlerini internete koyunca, 500 bin takipçisi oldu. Sosyal medya sayesinde dünyanın her yerinden karikatürist arkadaşları var

"Türkiye'nin son 40-50 yılı nasılsa, benim hayatım da öyle işte," diyor Ercan Baysal. Gerçekten de öyle. Anne ve babası Almanya'ya işçi olarak gitmiş. Okul yıllarını Köy Enstitüsü mezunu öğretmen akrabalarının yanında okuyarak geçirmiş, 12 Eylül 1980'deki askeri darbeden önce taşlanmış, sonra bir müddet karikatüre küsmüş. Ardından 30 yıl İzmir'de çalışmış fedakar bir resim öğretmeni o. Dört yıl önce internetle tanışınca da birden bire hayatı değişmiş. Bilgisayar kullanmadan mürekkep ve kağıtla çizdiği karikatürleri, internet sitelerinde yaklaşık 500 bin kişiye ulaşmış, Facebook'ta bin tane yabancı karikatürist arkadaşı var, Singapur'dan kitap teklifi alıyor, ABD'de bir okul müdürü de yıllıklarına onun çizimlerini basıyor. Çizdiği karikatürlerin konuları kitap sevgisi, eğitim, çevre, barış ve insanlık. Onun karikatürlerini edebiyat dünyasından haberleri yayımlayan Book Patrol blogunda keşfettik. İzmir'de ziyaret ettiğimiz Ercan Baysal'ınki ikinci baharda gelen bir başarı öyküsü.

- İnternetle ilişkiniz nasıl başladı?
- Okulda notları bilgisayara geçirmeyi zorunlu hale getirdiler. Böylece bilgisayar, hayatımıza girmiş oldu. İlk anda beceremedim bilgisayar kullanmayı ve arkadaşlardan yardım aldım. Oğlum da çok bilgiliydi. Onun sayesinde 50 yaşından sonra bilgisayarla tanıştım. Şimdi Facebook'um ve üç tane sitede eserlerim var. Çizdiğim karikatürleri burada paylaşıyorum. Bugüne kadar internette yayımladığım çizemlerimi beş yılda 500 bin kişi gezdi. Bu, yılda 100 bin kişi ediyor. Tüm dünyaya ulaşıyorum. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin daha çok ilgisini çekiyor. Örneğin Singapur'dan bir teklif aldım. 'Sana çocuk kitapları göndereceğiz, resimler misin?' dediler. Ama İngilizcem çok iyi olmadığı için baş edemem diye düşünüp reddettim. Yurtdışından yorumlar alıyorum. Mesela ABD'nin güneyinde bir okul müdürü, çalışmamı yıllıklarında kullanmak istedi. Almanya'dan da çok iletişim kuranlar oluyor. Türkiye'den birçok kişiyle tanıştım. Facebook'ta bin 400 arkadaşım var, bunun bin tanesi yabancı karikatüristlerden oluşuyor. Birden bire müthiş insanlarla tanışma şansı buluyorsun. Güney Amerika ülkelerinden insanların ilgisi var mesela. Hatta Belçikalı ve İspanyol arkadaşlar benim de portrelerimi çizdi. İngilizcede bildiğim kısacık cümlelerle müthiş dostluklar ilerliyor.

KARİKATÜR, MUHALİF OLMALI
- Karikatürlerinizle ne yapmayı düşünüyorsunuz?
- 35 yıldır aralıklarla da olsa karikatür çiziyorum. Bunların önemli bir kısmı da bilgisayarımda kayıtlı. Bu çalışmalardan önce bir siyahbeyaz, ileride de renkli bir albüm yayımlamak istiyorum. Çok sayıda karikatür yarışmasına katıldım, 12 ödülüm var. Karikatür, hayattaki çelişkiyi yakalamak için var. Çelişki yoksa, o resim. İspanyol sanatçı Vasquez de Sola 'Karikatür benim için küfretme sanatı,' demişti. Bu sanat, insanların isyanı. Karikatür, toplumda görülen her şeye muhalif bir sanat dalı. İktidarı öven bir karikatür, mümkün değil, olamaz.

Lise son sınıfa kadar resim öğretmeni görmedim
- Resme ve edebiyata ilginiz nasıl başladı?
- Uşak'ın Eşme ilçesinin bir köyünde doğmuşum. Ailemiz Türkmen, yörük kökenli. Halalarım, amcalarım öğretmendi, biz beş kardeş de öğretmeniz. Annem ve babam çiftçiydi. Babam ben 10 yaşındayken Almanya'ya işçi olarak gitti. Sonra annem de onun yanına gitti. Bu yüzden benim okul hayatım, hep akrabalarımın tayin olduğu yerlerde geçti. İlkokulu teyzemin evinde bitirdim. Teyzemin eşi, Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmendi. Onun bende etkisi çok büyük.
- Siz ailenizle birlikte Almanya'ya gitmeyi düşünmediniz mi?
- Aslında annem ve babam, bize de gitmek isteyip istemediğimizi sordu. Ama orada okumak çok zordu. Almanya'ya gidersem, herhalde okumayı bırakıp çalışırdım. Bu yüzden gitmedim. Hayatımda en büyük eksikliğim, lise son sınıfa kadar resim öğretmeni görmememdir. Ne yaptıysam, kendi kendime zorlayarak yaptım. Lise son sınıftaki resim öğretmenim Hulusi Sezer, çok yetenekliydi. Benim fizik, kimya, cebir derslerim kötüydü. İçimden hep "Şöyle bir güzel sanatlar lisesi olsa, resim yapsam, kitap okusam," derdim. Ama gerçekten o imkan yoktu. Tekrar dünyaya gelsem, iyi bir sanat eğitimi almak isterim.
- Üniversiteyi nerede okudunuz?
- 1974-1978 arasında Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü'ne gittim. Bölümüm grafikti, o dönem atölye dersleri görürdük. Ama tam da 1980 öncesiydi. Atölyede çalışırken ders bölünüyor, sağcı öğrenciler tarafından cenazeye çağrılıyorduk. Çizimlerime politik şeyler de girdi. O yıllar Milliyet Sanat dergisinin üzerimdeki etkisi büyüktür. Çıkmasını özlemle beklerdim.

1980 önce siyasi ortam, çizimlerime yansıdı
- Gençlik yıllarınızda içinde yaşadığınız politik ortam, sizi ve çizimlerinizi nasıl etkiledi?
- Çizimlerime o dönemin politik sembolleri girdi. 1970'lerin politik ortamı o zaman. Ben de tanklar, toplar, güvercinleri çizimlerimde desen olarak kullanmaya başladım. O dönemin afişlerinde de toplumsal konular, ezilen sınıf, güçlü sınıf çelişkileri vardır.
- Nasıl bir öğretmendiniz?
- Okullarda hep resim atölyesi kurmaya çalıştım. Emekli olmadan önce müdür, 'Binanın altında bir bodrum var, istersen atölye yap,' dedi. Badana yaptırdık, bir kapı taktırdık. 'Bir çocuğu kazansam bana yeter,' derdim.