X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Araf’ta bir Kürt: Musa Anter
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Araf’ta bir Kürt: Musa Anter

  • Giriş Tarihi: 4.8.2013

Devlet ile PKK arasında kalan Musa Anter, ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabilmiş ‘Araf’ta bir Kürt aydını’ idi. 1992’de JİTEM tarafından infaz edildi. SABAH’ın katkılarıyla 20 yıl sonra bulunan Anter’in katil zanlısı Hamit Yıldırım, geçtiğimiz hafta ilk kez Diyarbakır’da hâkim karşısına çıktı.

Şimdilerde son 30 yılın tartışmasız en huzurlu günlerini yaşayan Diyarbakır'ın sokakları, 1990'lı yılların başlarında gündüz vakitlerinde bile tekinsizdi. Simgesi akrep olan bir kontrgerilla örgütünün, bir başka deyişle devletin; gayrimeşru çocuğunu tanımayan babalar gibi tanımadığı JİTEM'in elemanları ekseriya beyaz renkli Toros arabalarla ortalıkta dolaşıyor ve infaz edecekleri 'müstakbel maktuller' arıyorlardı. Toros arabaya binen kolay kolay bir daha geri dönmediği için bu marka/model araçlar bir 'ölüm imgesi'ne dönüşmüştü.

1992'nin 20 Eylül'ünde akşam saatlerinde 'infaz Torosları' ortalarda görünmese de Diyarbakır'da yine ölüm kol geziyordu. JİTEM'in o akşamki hedefi, Kürt coğrafyasında işlenmiş en önemli siyasi suikastın kurbanı olacak Kürt aydın Musa Anter'di. Bir rastlantı eseri o akşam Anter'in yanında bulunan yazar Orhan Miroğlu da mucize eseri ölümden döndü.

Tetikçinin görevi; o akşam, Anter'i, Türkiye tarihinin en kötü şöhretli kontrgerillası Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ile sonradan Almanya'da öldürülen Hogir kod adlı PKK itirafçısı Cemil Işık'ın da içinde bulunduğu bir JİTEM ekibine teslim etmekti. Tetikçi, Anter ve Miroğlu şüphelendiği için bunu yapamayacağını anlayınca bindikleri taksiden ani bir kararla inerek civardaki ıssız bir sokakta her ikisini de vurmaya karar verdi. Ve vurdu da...

Tetikçinin, silahından çıkan mermilerden üçü; Musa Anter'in 75 yaşındaki yaşlı, yer yer titreyen vücuduna saplandı. Saldırgan; üç merminin, kurbanını öldüreceğinden emin olamamış olacak ki, yerde can çekişen bedene bir kurşun daha sıktı. Bu kurşunla Anter'in gözleri, trajedi türünde bir tiyatro oyununun bitiminden sonra kapanan sahne perdeleri gibi ağır ağır kapandı. Türkiye tarihinin, Kürt sorunuyla ilgili en önemli siyasi suikastının gerçekleştiği akşamın özeti aşağı yukarı böyle.


BÜYÜK DAVA DİYARBAKIR'DA BAŞLADI

SABAH'ın katkılarıyla açılan Musa Anter suikastı davasının ilk duruşması geçtiğimiz hafta yapıldı. Duruşmada tanık olarak dinlenen SABAH Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek, haberin öyküsünü kısaca anlattığı savcılık ifadesini tekrarladı. Ve Basın Kanunu'nun 12. maddesi gereğince haber kaynaklarını ele verecek açıklamalar yapmayacağını da mahkeme huzurunda söyledi. Mahkeme Başkanı Necati Türkmen de bunu anlayışla karşıladı.

Anter suikastının yıllar sonra aydınlatılmasına vesile olacak haberin öyküsünü başından sonuna bilen biri olarak şu gerçeği açıklamamda fayda var. Biz Anter suikastı dosyasını; 2001 yılında yayınlanan Eymür'ün Aynası adlı kitabımı

-Milli İstihbarat Teşkilatı'nın Abdullah Öcalan'a yönelik suikast operasyonunun anlatıldığı kısımların altını çizerek- okumuş bir JİTEM itirafçısının bana maille ulaşıp Anter suikastının tetikçisi ile ilgili ihbarda bulunmasından sonra araştırmaya başladık. Bu itirafçı; 2012'nin Şubat ayında yağmurlu bir akşam beni ziyarete geldi, gazete civarında oturup konuştuk. JİTEM'ci, Anter'i vuran kişinin Şırnaklı Hamit olarak bilinen Hamit Yıldırım olduğunu ve bu kişinin halen Şırnak'ın Kumçatı beldesinde oturduğunu söyledi. Bu bilgi, JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan'ın daha önceki açıklamaları ile örtüşüyordu.

Bu bilgiyi edindikten sonra Abdurrahman Şimşek'le birlikte Anter suikastı dosyasına ilişkin bütün kaynakları yeniden taradık ve çalışmalara başladık. Özel İstihbarat ekibinden Nazif Karaman, İbrahim Evrim Ayral ve Serkan Bayraktar da araştırmanın her safhasında yer aldı. Abdurrahman Şimşek, ekiple birlikte Şırnak'ta aylarca titiz bir çalışma yürüttükten sonra Hamit Yıldırım'ın eski fotoğraflarına ulaştı. Ekibin özverili çalışmaları ve tabi ki olayın yaşayan en büyük mağduru yazar Orhan Miroğlu'nun değerli katkıları olmasa bu dosya asla tozlu raflardan indirilmezdi.


'AYGAN DA TELEKONFERANSLA BAĞLANSIN'

Musa Anter'in öldürüldüğü saldırıda ağır yaralanan Orhan Miroğlu, davanın ilk duruşmasında 'personel ve araç yetersizliği' gibi tuhaf bir gerekçeyle duruşmaya getirilmeyen Hamit Yıldırım'ın, cezaevinden mahkeme salonuna telekonferans yöntemiyle bağlanması gibi, Abdülkadir Aygan'ın da bir sonraki duruşmada İsveç'ten telekonferans yöntemiyle mahkeme salonuna bağlanabileceğini söyledi. Miroğlu, Savaş Gevrekçi'nin, "Anter suikastının işlendiği gün Pazar'dı. Yani mesai yoktu," demesi üzerine "Bu önemli cinayetin mesai ile açıklanmaya çalışılması bana inandırıcı ve insani gelmiyor," dedi.

Sanık avukatı ise söz aldıktan sonra Miroğlu'na dönerek "Faili meçhullerin çözülmesi için gösterdiğiniz çabaları takdirle karşılıyoruz," diye konuşmaya başlayıp, ardından da "Anter'in ölümündeki rolünüz…" deyince Miroğlu haklı olarak, "Ben ölümden döndüm. Siz ne rolünden bahsediyorsunuz," diyerek avukata çıkıştı. Ardından da "Müvekkilinizi savunmak için mi yoksa bana saldırmak için mi buradasınız," mealinde bir cümle de sarf etti.

Yalnızca düşük yoğunluklu savaşın en şiddetli olduğu dönemde, 1992 yılında vurulduğu için değil, 1980'li yıllarda -ibretlik dönemlerinde- Diyarbakır Cezaevi'nde yatarak da bedel ödemiş Miroğlu, bu tür dezenformatif cümlelere muhatap olmayı hiç hak etmiyor. Miroğlu, Türkiye'nin en yakıcı sorunu Kürt meselesi konusunda bedel ödemiş bir yazar. Musa Anter de bu bedeli misliyle ödedi. Anter; hem devleti, hem de PKK'yı eleştirdiği için devletle PKK arasında kalmış, ne İsa'ya ne Musa'ya yaranabilmiş 'Araf'ta bir Kürt aydını' idi.

Kendi sesinden dinlediğimiz Newala Qesaba'daki şu cümle onun kaderini de anlatıyor:

"Namlunun ucunda çırpınırdı yürekler. Direnmek kalırdı Kürt'e. Yaşamanın bir başka adı direnmekti."

Anter, Kürt sorununun çözümü için direnmeyi seçmiş bir aydın idi. Çözüm denilen büyük idealin gerçekleşeceği günü görmeyi de herhalde çok isterdi. Ruhu şad olsun.


SABAH YİRMİ YIL SONRA GÜNDEME TAŞIDI

Geçtiğimiz yıl, yani cinayetin üzerinden yirmi sene geçtikten sonra zamanaşımına yalnızca üç ay kala suikast dosyasını aydınlatacak çok önemli bir gelişme yaşandı.

SABAH Özel İstihbarat Bölümü, Musa Anter'i öldüren ve Orhan Miroğlu'nu da yaralayan katil zanlısı Hamit Yıldırım'ı Şırnak'ta buldu. Saldırıda ağır yaralanan Miroğlu ve suikastta gözetleme görevi verilen Abdülkadir Aygan ile olay gecesi katili gören iki otel görevlisi, SABAH'ın bulduğu Yıldırım'ı fotoğraflarından ve sesinden teşhis etti.

Haziran 2012'den beri cezaevinde yatmakta olan Hamit Yıldırım, dönemin JİTEM komutanlarından Savaş Gevrekçi, Mahmut Yıldırım ve Abdülkadir Aygan'la birlikte Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor. Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Osman Coşkun'un hazırladığı iddianamede Hamit Yıldırım hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.