X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türk erkeği mayoyla koşan kadın istemiyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türk erkeği mayoyla koşan kadın istemiyor

  • Giriş Tarihi: 3.11.2013

Kilometrelerce yüzüyor, koşuyor, bisiklete biniyor, sonra da okulda matematik dersi veriyor. Geçen hafta Antalya'da Half Ironman yarışında birinci olan triatloncu öğretmen İpek Onaran: "Clark Kent gibiyim: Okulda takım elbiseli, dışarıda sportif"

İpek Onaran 28 yaşında, 1.67 cm boyunda, 52 kilo bir matematik öğretmeni. Dışarıdan baktığınızda her şey normal. Fönlü saçları, küpeleri, döpiyesi ve topuklu ayakkabılarıyla hoş bir görüntü sergiliyor. Yakından çok zayıf, gömleğinin içindeki kolları incecik gözüküyor. Ama mayosunu giyince karşımıza bambaşka biri çıkıyor. O bir triatloncu. Denizde 1900 metre yüzüyor. Ardından sudan çıkıp bisiklet için ayakkabısını giyip kaskını taktıktan sonra 15 kilometrelik bir turda dik tırmanışlar yaparak altı kez dönüyor. Bu iki aşamayı sağ salim bitirince de koşu ayakkabısıyla tam 21 kilometre koşuyor. Bu süreyi okumak 20 saniye sürebilir ama gerçekleştirmesi beş-altı saat. Bahsettiğim parkur Half Ironman triatlonu. Geçen hafta sonu Antalya'da düzenlendi. İpek Onaran da bu zorlu parkuru birinci tamamladı. Hedefi 2014'te Almanya'da yapılacak Wiesbaden Ironman triatlonunu birincilikle bitirmek. Dünyadan yüzlerce sporcu aynı hedef için yarışacak. Üstelik o, Eyüboğlu Koleji'nde matematik öğretmeni. Kalan zamanında da antrenman yapıyor. Onaran'la okul ve spor arasında uzanan hayatını konuştuk.
- Triatlon, ülkemizde çok yaygın bir branş değil. Bir matematik öğretmeni için de alışılmamış bir durum. Nasıl başladınız bu spora?
- Evet, çok bilinmiyor maalesef. Gençler arasında yeni yeni yaygınlaşıyor. Ben çok genç, 14 yaşında başladım. İzmirli'yim. Yüzme takımındaydım. Çok sevdiğim antrenörüm triatlona başladı. Ağabeyimle biz de onun yolundan gittik. Çeşme'de de halk triatlonu düzenlenirdi. Esnaf, ev hanımı, herkes katılırdı.
kuaföre gidecek vaktim yok
- Ev hanımları da triatlon parkurunu tamamlayabiliyor mu?
- Biraz sporla ilgilenen herkes tamamlayabilir. Halk triatlonunda mesafeler kısa: 250 metre yüzüyor, 10 kilometre bisiklete biniyor ve iki kilometre koşuyorsunuz.
- Nerede, nasıl bir tempoda çalışıyorsunuz?
- İstanbul'da triatlon için çalışmak çok büyük sıkıntı. Genelde spor mekanımız Bostancı sahili oluyor. Hafta sonları grubumla 150-180 kilometre bisiklete biniyoruz. Haftada üç gün dört-beş kilometre yüzüyorum. Diğer günlerde de 20 kilometre koşuyorum.
- Spor ne kadar zamanınızı alıyor?
- Uzun antrenmanlar, esnetme, duş, hazırlanma derken yaklaşık altı saatimi alıyor. Kısa antrenmanlarda ise yine üç-dört saatim gidiyor. Eve gittiğimde bazen fazla kımıldamamaya çalışıyorum. Daha fazla enerjim gitmesin diye koltuktan bile kalkmıyorum. Ertesi günkü antrenmana konsantre oluyorum.
- Sosyal hayata zamanınız kalıyor mu?
- Olmuyor maalesef. Manikür, pedikür bana çok uzak kavramlar artık. Kuaföre hiç gidemiyorum. Okuldan çıkınca antrenman, sonra ev var benim hayatımda.

İstediğimi yeme özgürlüğüm var

- Bu kadar spordan sonra kim bilir neler yiyorsunuz?
- Evet, normal bir kadına oranla çok daha fazla yiyorum. Ama kalitesiz yağlardan uzak duruyorum. Aksi takdirde kası yağa çevirir ve genişlemenize neden olur. Cips gibi abur cubur yemiyorum. Her akşam karbonhidrat alıyorum. Beslenmem yeterli olmazsa, protein takviyesi kullanıyorum. Yemek konusunda özgürüm, istediğimi yiyebilirim.
- Kaslı bir vücüda sahip olmak duygusal hayatınızı nasıl etkiliyor?
- Oldukça etkiliyor. Erkek arkadaşım yok zaten. Bir dönem vardı ama o da hep sporu bırakmamı istiyordu. Mayoyla sokaklarda koşmanızı, ön planda olmanızı her Türk erkeği kaldıramıyor. Annem de 'Kızım kaç yaşına geldin, hâlâ mayoyla sokakta koşuyorsun' diyor. Doğru valla, sümüklerim aka aka koşuyorum ama keyif alıyorum. Sonuçta bu bir spor. Bazen yaşlılar tepki gösterebiliyor. Ama bir sporcu olarak benim çıplaklıkla aram iyi.

Triatlon yap, yakışıklı öl

- Neden profesyonel sporcu olmayı değil de matematik öğretmeni olmayı tercih ettiniz?
- İşimi seviyorum. Hem okulda olmak beni dengeliyor. İki zıt hayatım var. Bazen çok sportif giyindiğimde diğer öğretmenleri görmek iyi geliyor. Kendime çeki düzen veriyorum. Döpiyesimi, topuklu ayakkabılarımı giyiyorum. Okul dışında hayatım spor ayakkabısıyla geçiyor. Clark Kent gibiyim: Okulda takım elbiseli, dışarıda sportif.
- Öğrencileriniz kaslı vücudunuza şaşırıyor mu?
- Şaşırmazlar mı! 'Hocam biz de koşalım' diyerek örnek alan da var. Bazıları akademik hayatta değil ama sporda yetenekli olabilir. Onları motive ettiğim için mutluyum.
- Erkekler size nasıl yaklaşıyor?
- Türk erkekleri spor yapan kadından korkuyor. Ama beraber olacağım erkeğin spor yapması şart. Aksi halde bir yere kadar dayanırım ama bir yerde tıkanır. Ben koşarken o bira içip göbek büyütürse, devam etmez.
- Bu sporun fazlası vücut için zorlayıcı değil mi?
- Zaten triatlon yapanlar için 'Triatlon yap, yakışıklı öl' derler. Bu işin şakası. Doğru antrenman ve beslenmeyle sakatlıkların önüne geçmeye çalışıyoruz.