X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Önemli olan müziğe eğlence katmak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Önemli olan müziğe eğlence katmak

  • Giriş Tarihi: 17.11.2013

Andre Rieu, 29 Kasım'da İstanbul'da bir konser verecek. Konser öncesinde kendisine klasik müziği insanlara nasıl sevdirdiğini sorduk

Andre Rieu'nun, 29 Kasım saat 21.00'de Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenecek İstanbul konserine sayılı günler kaldı. Birçoğumuz geri sayıma başladı bile. Öyle ki, klasik müzikle yakından ilgilenmeyenler bile bu konseri seyredebilmek için hiç de ucuz olmayan biletlere hücum etti; hâlâ bilet bulma umudunu barındıranların sayısı da hiç az değil. Peki Rieu bunu nasıl başardı? Nasıl oldu da klasik müziği herkese sevdirdi? Bu soruları direkt olarak muhatabına sorduk. Hollandalı Rieu da cevapladı.

- Sizin için önemli olan nedir, müziğe eğlence katmak mı? Çünkü bazen bir müzisyen değil de bir şovmen olarak nitelendiriliyorsunuz...
- Benim ve orkestram için önemli olan gerçekten de müziğe eğlence katmak. Şovmen olarak nitelendirilmek benim için bir suçlama değil. Eğer insanlar bizim konserlerimizden, seslendirdiğimiz eserlerden zevk alıyorsa ben bu nitelendirmeyi bir iltifat olarak da algılarım. Benim için önemli olan, insanların konserlerimize gelmesi, bu konserlerden zevk almaları, eğlenmeleri, gülmeleri, ağlamaları ve kendilerini rahat hissetmeleri. Konserin ardından da evlerine mutlu bir şekilde gitmeleri...

- Fakat bu birçok insanın klasik müzik konserlerinden beklediklerinin tam tersi...
- Ben tam tersi olduğunu düşünmüyorum. İkisini karşılaştıramazsınız; bizim yaptıklarımız alışıldık klasik müzik konserlerinden farklı. Evet, biz de klasik eserleri çalıyoruz ama bizim konserlerimiz bununla sınırlı değil. Operaları da seslendiriyoruz, çok güzel valsler, film müzikleri çalıyoruz... İnsanın kalbini ısıtan eserleri seslendiriyoruz.

- Babanız orkestra şefiydi. Onun batonu altında çalmak zor muydu sizin için?
- Babam çok iyi bir şefti ve ben ondan çok şey öğrendim. Babam da bazen şovmen gibi davranırdı. Seyirciyle konuşmayı severdi; onlarla müzik üzerine sohbet etmeye bayılıyordu. Bu çok özel bir şey ve ben bu nedenle babama hayranım.

- Siz de dâhi çocuklardan biri miydiniz? Babanız hakkınızda ne düşünüyordu?
-
Keman çalmaya henüz beş yaşımdayken başladım. Öğretmenlerim her zaman çok yetenli olduğumu söylüyorlardı. Ama 'dâhi çocuk'lardan biri değildim. İyi ki değildim. Çünkü o zaman başka şeylerle ilgilenmeme izin verilmezdi. Hayatım da çok farklı olurdu.

BAŞARIMIN SIRRINI BİLMİYORUM
- 20 milyondan fazla albüm sattığınızı biliyoruz. Bu, çok büyük bir başarı. Peki bunu nasıl başardınız, sırrınız nedir? Klasik müziği nasıl bu kadar popüler bir hale getirdiniz?
-
Gerçekten ben de bilmiyorum. Belki bu soruyu hayranlarıma sormanız daha iyi olur. Ben çalmayı çok seviyorum. İnsanların da bizi dinleyerek mutlu olduğunu düşünüyorum. Bu bizi de mutlu ediyor.

- Peki vals ile nasıl tanıştınız?
-
Biz küçükken annem beni ve beş kardeşimi de alır babamın yönettiği orkestranın konserlerine götürürdü. Maastricht'te karnavalın başladığı bir gün babam ve orkestrası Johann Strauss'un bir valsini seslendirdi ve garip bir olay yaşandı. Normalde çok sakin bir şekilde konseri takip eden izleyiciler birden kendilerini hafifçe valsin ritmine bıraktı. Bazıları sadece belli belirsiz hareket etti. Bazılarıysa ayaklarıyla ritim tuttu. Aralarında melodiyi mırıldananlar bile vardı. Bu konser benim üzerimde büyük bir etki bıraktı. Valsi böyle sevdim.

- Şimdilerde vals'in kralı olarak anılıyorsunuz...
-
Bu çok büyük bir iltifat. Ama bana göre valsin sadece bir kralı var. O da Johann Strauss. O bir dâhi. Onun valsleri güzellik ve sevimlilikle dolu.

- Türkiye konserinize çok kısa bir süre kaldı. Heyecanlı mısınız?
-
Evet! Hepimiz çok heyecanlıyız ve Türkiye konserini iple çekiyoruz. Türk halkının müzik konusunda tutkulu olduğunu, dans etmeyi ve şarkı söylemeyi çok sevdiklerini biliyoruz. Bu nedenle böyle bir seyirci karşısına çıkmak bizim için de özel olacak.

- Konsere gelecek seyirciler konserden ne beklemeli?
-
Harika müziklerle dolu bir gece yaşayacaklar. Johann Strauss'un en güzel valslerini seslendireceğiz. Gary Bennett, Bela Mavrak ve Thomas Greuel'dan oluşan The Platin Tenors ve sopranolarımız Kimmy Skota, Carmen Monarcha ve Carla Maffioletti bize çok güzel aryalar söyleyecek. Tabii yanımızda fantastik kostümler ve dekorlar da getireceğiz. Eğlenceli bir gece olacak.

KONSERLER AŞKLA DÜZENLENİYOR
- Maastricht'te bir kalede yaşıyorsunuz. Fakat sürekli turnedesiniz. Sizce nadiren kalacağınız bir yere büyük bir yatırım yapmak akıllıca mı?
- Ailem ve ben bu kalenin sadece küçük bir bölümünde kalıyoruz. Kalenin büyük bir bölümünü ofis olarak kullanıyoruz. Burada yaklaşık 30 kişi çalışıyor ve her gün bizim turnelerimizi organize etmek için uğraşıyorlar. Bu da zor bir iş, seyahatler, uçuşlar, oteller, ulaşım, vize, çalışma izni... Fakat bizimle çalışan insanların hepsi bu güzel ve ilham verici Ortaçağ kalesinde olmaktan çok mutlular. Türkiye'ye geldiğimizde siz de bu konserin aşkla organize edildiğini anlayacaksınız.