X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İyi ama biz ne yiyeceğiz?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İyi ama biz ne yiyeceğiz?

  • Giriş Tarihi: 24.11.2013

Etten süte, meyveden bakliyata her gün tükettiğimiz gıdalar, soframıza gelene kadar birçok işlemden geçiyor. Gıda sektörü endüstriyel bir hal alırken, toplumdaki gıda güvensizliği de bir paranoyaya doğru gidiyor

Bir türlü ekşimeyen bol antibiyotikli sütler, haftalarca bozulmayan yoğurtlar, küflenmeyen peynirler... Et ve tavuktaki durum ortada... Hormonlu yemlerle beslenen hayvanlara bir de hasta olmasınlar diye antibiyotik yüklemesi yapılıyor. Sonra biz de bu 'sağlıklı' hayvanların etlerini ve sütlerini tüketerek sağlıklı olmaya çalışıyoruz. Uzmanlara göre, bilinçsizce kullanılan zirai ilaçlar sebze ve meyveler tarafından depolanıyor. Oradan da sofralarımıza geliyor. Zirai ilaç kalıntılı ürünlerin tüketilmesi başta kanser olmak üzere, erken doğum, gıda zehirlenmesi gibi daha birçok ciddi hastalığın temelini oluşturuyor.

BİLİM ADAMLARI İKİYE BÖLÜNDÜ
Etten süte, meyveden pirince gıdaların başına gelenler bu kadarla da bitmiyor üstelik. İşini garantiye almak ve daha çok para kazanmak isteyen üreticiler, gıdaları marketlere servis etmeden önce raf ömrü uzasın diye radyasyonla ışınlıyor. Sonra gelsin böceklenmeyen bakliyatlar, bozulmayan etler, pırıl pırıl parlayan elmalar... Kurdun veya böceğin yaşamadığı ürünleri biz tüketiyoruz. Ne kadar kimyasal, dolayısıyla ne kadar risk aldığımızı düşünün. Bol ışınlı gıdalar yiyoruz ancak bunun farkında değiliz. Çünkü yasal olarak 'ışınlanmıştır' ibaresi konması gerekirken birçok firma bu uyarıyı vermeden ürünlerini piyasaya sürüyor. Gıda maddelerine yapılan müdahalelerle ilgili olarak bilimsel çevreler ikiye bölünmüş durumda. Bir kısmı gıdadaki katkı maddelerinin, ilaçların ve radyasyonun belli dozlarda uygulandığında sakıncalı olmadığını söylerken, bir kısmı bunun uzun vadede sağlığa zararlarının olacağı görüşünde. Örneğin ışınlanmış gıdaların insan sağlığına zararlı olduğunu düşünen bilim adamlarından biri, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Yardımcı Doç. Dr. Ergün Şakalar. Bu konuda çalışma yapan Şakalar, ışınlanmış gıdalardaki radyasyonu tespit eden bir yöntem de geliştirdi. Yasal olarak belli bir seviyenin altında ışınlamaya izin veriliyor ancak ürün etiketinde 'ışınlanmıştır' ibaresi bulunması gerekiyor. Ancak piyasadaki birçok üründe ışınlandığına dair bir ibare yok. Işınlanmış gıdaların doz tespiti kontrolü ile ilgili tekniklerin yeterli olmadığını belirten Şakalar, bunun için 'gıdalarda ışınlama dozunu tespit edebilen genetik yöntem' geliştirdi. Şakalar'ın yöntemiyle ışınlanan gıdaların ne kadar ışına maruz kaldığı ölçülebiliyor.

Sağlıksız bir toplumuz
Kemal Özer (Gıda Güvenliği Hareketi Kurucusu)
Gıda Güvenliği Hareketi kurucusu olan ve Yediklerimizin İçinde Ne Var adlı bir de kitap yazan Kemal Özer, raflardaki endüstriyel gıdaların iyice doğallıktan uzaklaştığı görüşünde: "Gıdalar, gıda olma özelliğini kaybetti. Aşırı ve gereksiz ilaç tüketilmesi nedeniyle toplum sağlığı iyice bozulmuş durumda. Türkiye'de gıda harcamasının yüzde 50'si kadar ilaç tüketiliyor. Bu bizim son derece sağlıksız bir toplum olduğumuzun göstergesi. Bunu devlet çözemez, üniversiteler de çözemez. Tüketicinin kendine gelmesi gerek. Kolaycılıktan, çok tüketmekten vazgeçip en doğru ürünü en makul fiyatla tüketmeyi öğrenmemiz gerek. Az ve öz tüketeceksiniz. Bunu yapmadığınız sürece sağlıklı olmak mümkün değil. Tercihleri değiştirmek gerek."

GIDA ALIRKEN BUNLARA DİKKAT EDİN
Kemal Özer, gıda alırken dikkat edilmesi gerekenleri şöyle özetliyor:
Tohumun hibrit ya da GDO'lu olmaması yani geleneksel tohum olması.
Üretimin tarım kimyasalları olmadan yapılmış olması.
Zararlı endüstriyel işlem görmemiş olması.
Katkı maddesiz olması.
Ambalajında teneke ve petrokimya ürünleri olmamalı.

Böceklenen üründen korkmayın
Mehmet Reis (Bakliyat üreticisi)
"Günümüzde bakliyatlarda ışınlama, yaygın olarak kullanılan bir yöntem. Biz ışınlama yöntemini uygulamıyoruz. Yapılan açıklamalarda ışınlama yönteminin sağlığa zararlı olmadığı söyleniyor. Ama bazı üniversitelerde de zararlı olduğu yönünde araştırmalar yapılıyor. Aynı GDO'da olduğu gibi, 'henüz zararına rastlanmamıştır' demek bunun zararlı olmadığı anlamına gelmiyor. Işınlamanın amacı böceklenmenin önlenmesi deniyor. Ama ben 35 yıldır bakliyat sektörünün içinde biri olarak her şeyin doğal yolla önlenmesinden yanayım. Bakliyatlar canlı aslında. Pamuğun içine koyduğunuzda filizlenir. Böceklenme de doğal bir süreç aslında. Biz hava ile temizliyoruz. Önemli olan ürünü alıp uzun süre bekletmemek. Tüketici ve satış noktasına da önemli görevler düşüyor. Tüketeceğiniz kadar almak gerekiyor. Bizim memleketimizde İnebolu'da sığırlarımız vardı. Annem gezdirirken dikkat ederdim, hayvan her şeyi yemezdi. Otları koklar öyle yerdi. Hayvanın yediği otu rahatlıkla insanlar tüketebilir. Elmada kurt varsa bunu insanlar yiyebilir. Eğer yemiyorsa korkalım. Biz doğal sürece karşı gelirsek, bunların genleriyle oynarsak, farklı uygulamalar yaparsak bu sindirim sistemimize de zarar verir, dengeler bozulur. Siz bu ürünlerin raf ömrünü uzatmak için katkı maddesi koyuyor ya da ışınlıyorsanız, yine doğal sürece karşı geliyorsunuz. Doğal sürece karşı gelince bu insan sağlığını olumsuz etkiliyor. Böceğin, kurdun yaklaştığı üründen korkmayın."