Bir adam ağlar, rakamlar çaresiz kalır...

Giriş Tarihi: 19.1.2014

Charles Reep futbolda ilk veri analizini yapalı 64 yıl oldu. Artık maçlar piksel piksel inceleniyor. Ama Ronaldo'nun gözyaşları gösterdi ki, insanlar oynadığı sürece futbol hesaplanamaz bir oyun

Tarih 18 Mart 1950. Saat 15.50... Yer İngiltere... Swindon Town evinde Bristol Rovers'ı ağırlıyor. Ve tribünde bir adam cebinden defteriyle kurşun kalemini çıkarıp başlıyor hararetle not tutmaya. Swindon'ın her hamlesini, her hareketini rakamlara döküyor. Ve günümüzde devasa bir sektöre dönüşen, teknik adamların baş ucu danışmanı veri analizi işte böyle başlıyor. Aynı zamanda bir hesap uzmanı olan Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden Yarbay Charles Reep'in aldığı o notlar, futbol tarihinin ilk performans analiziydi. Reep de futbol tarihinin ilk performans analisti... Reep'in namı kısa sürede yayıldı. Ertesi yıl düşme kabusu gören Brentford onun hesapları ve öneriyle 14 maçın 13'ünü kazandı. İkinci adresi Wolverhampton'ı analizleriyle 3.5 yıl besledi. Kulüp onun dönemine ve çizdiği yolu izledikleri sonraki sezonlarda, 1953-1960 arasına üç şampiyonluk, iki ikincilik sığdırdı. Günler geceler süren analizlerinde gollerin yüzde 80'inin üç veya daha az pasla atıldığını gördü. Gole giden en 'kısa' yolun 'uzun' toplardan, topu en hızlı şekilde rakip kale yakınına transfer etmekten geçtiğine ikna oldu. 'Top mülkiyeti' felsefesinin bugün futbolu nasıl domine ettiğini görse, muhtemelen öfkeden çıldırırdı. Zira ona göre pas yapmak zaman kaybıydı, üstelik hata riskini artırıyordu. Reep'e göre gol için ikinci reçete ise presle topu rakip kaleden en fazla 30 metrede geri kazanmaktı.

İLK AMA KUSURSUZ DEĞİL
Fakat "Hiç şaşmaz" dediği formülde zamanla defolar baş gösterdi. Uzmanlar hesapladı, bir futbol maçındaki aksiyonların yüzde 90'ı zaten en fazla üç pas içeriyordu. Dolayısıyla 'maksimum üç pas' teorisi ofsayta düşüyordu. Üstelik uzun top seyir zevkini de öldürüyordu. Nitekim Notthingham Forest'ın efsane menajeri Brian Clough yıllar sonra "Tanrı futbolun havada oynanmasını istese, gökyüzüne çim koyardı" diyerek buna işaret ediyordu. The Number's Game kitabının yazarı Chris Anderson'a göre ise Reep iyi bir matematikçi ama kötü bir analistti. Zira rakamlardan sonuç çıkarmak yerine onları, inandığı futbolu doğrulamak için kullanıyordu. Fakat tüm bunlar Yarbay Reep'in, futbolda bir devrimin fitilini ateşlediği ve veri analizinin 'babası' olduğu gerçeğini değiştirmeyecekti. Reep 2001'de, 97 yaşında ölene kadar 2 bin 200 kadar maçı analiz etti. 23 ayrı teknik adamla çalıştı. İngilizler'le özdeşleşen uzun top stratejisine 'meşruiyet' kazandırdı. Bugün Bayern Münich, Barcelona, Borussia Dortmund'un yaptığı bunaltıcı presi görse, göğsü kabarırdı. Yarım asırda pek çok takımı etkiledi. Misal, Norveç'i, İngiltere, Hollanda ve Polonya'nın olduğu grubu birinci bitirip 1994 Dünya Kupası'na ve FIFA sıralamasında iki numaraya taşıyan formül, İskandinav sosu katılmış Reep felsefesiydi.

DEĞİŞMEYEN TEK DEĞİŞKEN
Devir değişti... Reep'in 1958 Dünya Kupası finaline dair notlarını analiz etmesi tam üç yılını almıştı. Oysa günümüzde ilk yarının görüntülü analizi, devre arasında soyunma odasına yetişiyor. Oyuncu hareketleri saniyenin 10'da birlik diliminde kaydediliyor. Tüm büyük liglerde takımlar, veri analiz firmalarına küçük bir servet ödüyor. Ve artık biliyoruz ki, saniyede 5.5 metre ve üzeri hızda rakipten fazla koşan takım yüzde 80 kaybetmiyor ya da korner gollerinin yüzde 75'i içe falso verilen ortalardan geliyor. Transferden oyun planlarına kadar her detay böylesi verilere göre şekilleniyor. Fakat hâlâ bilgisayarların içinden çıkamadığı, rakamların kifayetsiz kaldığı bir 'veri' var: İnsan... Hafta içinde dünyada yılın oyuncusu seçilen Ronaldo'nun frikiklerinin saniyedeki hızı, Formula 1 arabalarından fazla. İspanya lig tarihinin en yüksek gol ortalaması onda. Ancak bu durdurulamayan makine bile ödül için kürsüye çıktığında gözyaşlarını tutamıyor. Yaşadığı baskı, yorgunluk gözlerinden boşalıyor. Ve o gözyaşları gösteriyor ki, barındırdığı tutku, dram, sevinç, öfke ve heyecan bu oyunu böylesine sihirli kılan. Ne altüst ettiği istatistikler ne de bir kerede 78 santim sıçraması... O gözyaşlarıdır asıl Ronaldo'yu zirveye çıkaran.
ARKADAŞINA GÖNDER
Bir adam ağlar, rakamlar çaresiz kalır...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz