X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Futbol onun kaderİ
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Futbol onun kaderİ

  • Giriş Tarihi: 26.1.2014

Sakat doğdu; hayattaki ilk adımını, dört yaşında bir futbol topunu görünce attı. Gerillaların mermi yağdırdığı, arkadaşlarının öldüğü otobüsten sağ çıktı. Tottenham'da yeni hocasıyla eski günlerine dönen Adebayor için futbol bir oyun ya da meslek değil, kaderin ta kendisi

Batı Afrika'da, Togo'da 29 yıl önce bir çocuk gelir dünyaya. Fakat çok geçmeden anlaşılır ki ayaklarında bir sorun vardır. Yürüyemiyordur... Ailesi çalmadık kapı, gitmedik doktor bırakmaz. Ama çare bulunamaz. Togo'da imkanlar sınırlı, Nijerya'da, Gana'da şifa ararlar talihsiz çocuğa ama nafile... Dört yaşına kadar yürüyemez çocuk. Anne çaresiz kiliseye koşar son bir umutla. Rahipler der ki "Dua edeceksin yedi gün boyunca." Anne de kucağında oğlu, her gün tutar kilisenin yolunu. Yedinci gün gelip çatar. Artık ümitler tükenmektedir. Tam o anda kilisenin dışında maç yapan çocukların topu içeri kaçar. Ve dört yıl tek adım atamayan o çocuk topu görür görmez bir anda kalkar, topa doğru yürümeye başlar. İlk adımını bir futbol topunun peşinden atar. Mucize gerçekleşmiş, futbol imdada yetişmiştir.

ARKADAŞI KOLLARINDA CAN VERDİ
Sihirli öykülerin üstadı Frank Capra'nın bir filminden alıntı değil bunlar. Tottenham'ın yıldızı Togolu Emmanuel Adebayor'un hayatı işte böyle bir mucizeyle başladı. O çocuk, futbol topunun peşini hiç bırakmadı. Dünya çapında bir golcü oldu. O ilk adımdan 21 yıl sonra da ilk kez kıta dışına çıktı, Fransa'da Metz'in yolunu tuttu. Ardından CV'sine Monaco, Arsenal, Manchester City, Real Madrid ve Tottenham'ı ekledi. 2008'de Afrika'da yılın futbolcusu seçildi, aynı yıl İngiliz Premier Lig'de altın 11'e girdi. Fakat hayat ve ölümle olan sınavı daha bitmemişti. Togo Milli Takımı'nı, Angola ile oynayacakları Afrika Uluslar Kupası maçı için deplasmana götüren otobüs, 8 Ocak 2010 günü, sınırı geçtikten hemen sonra, ayrılıkçı gerillaların saldırısına uğradı. Otobüsü makineli tüfeklerle taramaya başladılar. Adebayor, o anda ünlü macera dizisi 24'ü izliyordu. Olanları önce diziden bir sahne sandı. Vurulan arkadaşlarını görünce ancak gerçekliğe uyandı. Çığlıklar mermi seslerine karıştı. Saldırı bittiğinde ise ortalık mahşer yeri gibiydi. Delik deşik olmuş bir otobüs, kanlar içindeki yaralılar... Saldırıda üç kişi yaşamını yitirdi. Yakın arkadaşı olan takımın basın sözcüsü de Adebayor'un kollarında can verdi. Saldırıdan sonra uzun süre psikolojik tedavi gördü yıldız oyuncu. Tanrı inancının nasıl pekiştiğini ise "İki sıra önümde oturanların vurulduğunu gördüm. Kulağımı sıyıran mermilerin sesini duyabiliyordum. Şu an çoktan ölmüş olabilirdim ama Tanrı yaşamamı istedi" diye anlatıyordu. Bu ikinci doğuş, Togolu yıldıza hayatı pek de dert etmemeyi öğretti. Yedek kaldığında ya da Manchester City'de Mancini onu kadro dışı bıraktığında "Görüyorum, konuşabiliyorum ve oynayacak kadar sağlıklıyım, bu bana yeter" deyip sabretti. Ve beklediği fırsat geçen ay çıkageldi. O, Tottenham'ın Portekizli menajeri Andre Villas-Boas'ın son döneminde kadroya bile giremiyordu. İşler kötü gidince aralık ortasında, Villas-Boas'ın yerine, takımın eski oyuncusu Tim Sherwood getirildi. Ve Sherwood onu her maç ilk 11'de sahaya sürdü. Adebayor da karşılığını attığı gollerle verdi. Bu haftaya kadar ligde 6'da 5 yapıp 16 puan alan takımın oyununa büyük artı kattı. Boyu 1.95... Ama o cüsseden beklenmeyecek kadar hızlı ve hareketli. Hem yerden hem de havada etkili... Kimlerle çalışmadı ki... Arsene Wenger, Mourinho, Mancini... En sık aldığı eleştiri, istikrarsızlığı ve bazen isteksiz görünmesi. Zira herkes farkında ki potansiyeli çok daha fazlası için yeterli. Ve Sherwood'la yakaladığı formda en çok dikkat çeken de iştahının yerine gelmesi. Adeta yeniden doğdu Adebayor, dünyaya üçüncü kez geldi.

MESSI'NİN BOYU KANU'NUN KALBİ
Adebayor 29 yıllık hayatına iki büyük mucize sığdırdı. Belli ki Tanrı'nın gönlü onu "oyundan çıkarmaya" el vermedi. Kendisinin de dediği gibi futboldu onun kaderi. Ama bu oyun sadece onun değil pek çoklarının mucizesi... Boyu 1.40'ı geçmez denilirken tarihe sığmayan bir dev adama dönüşen Messi'dir futbol. Nijerya'nın efsanesi Kanu'nun delik kalbindeki yamadır. Balıkçı fakir babanın oğlu Lefter'in hayalleri, daha 10 yaşında babasının annesini öldürmesine tanıklık eden Dortmund'un yıldızı Blaszczykowski'nin sprintleridir. Karaciğer nakli olan Abidal'i sahalara geri döndüren aşkıdır. Bir bacağı diğerinden 6 santim kısa Brezilayı 'Minik Kuş' Garrincha'nın baş döndüren driplingleridir. Umuttur futbol. Hırstır, ilaçtır, kaderdir ve daha pek çok şeydir. Ama asla sadece futbol değildir.