X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ben cesur bir kızım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ben cesur bir kızım

  • Giriş Tarihi: 16.2.2014

Oyuncu Sinem Kobal bir süredir ara verdiği ekrana geri dönüyor. Bu ara bol bol proje okuyan Kobal, ekrandan uzak kaldığı dönemde yaptıklarını, özel hayatını, ailesini anlatırken: "Ünlü olmaya anlam yüklemedim, hayatın bana getirdiklerini yaşadım" diyor

Bir süre televizyondan uzak kaldım. Bir şeyler sürekli tükeniyor ve hayata değmek için kendini yenilemen gerekiyor.

Kendi duygularıma ve hislerime zaman ayırmam gerekiyordu.

Bir sürü tecrübem oldu. Onlar bana çok şey kattı.

Hayatta sürekli olgunlaşıp, çocuksulaşıyoruz. Hayat da bize bazı tecrübeler yaşatıyor. Ben de hayatı tecrübe ediyorum.

Daha çok gencim ve henüz bu yolculuğun içindeyim.

Hayata değmeden, garantici bir biçimde yaşayacağıma risk almayı, denemeyi, öğrenmeyi tercih ediyorum.

Kendi doğrularını koruduğun sürece hayatın önünden akmasına izin vermen gerekiyor.

Tam 12 yıldır hayatımızda Sinem Kobal. Çocukluğunu, genç kızlığını, aşklarını, hayal kırıklıklarını hepimizin gözleri önünde yaşadı. Sarı saçlı güzel kız, gözlerimizin önünde büyüdü. Büyürken yaşadığı başarılar kadar, sancılarına da şahit olduk. Beş yıldır futbolcu Arda Turan'la ilişkisi olan Kobal, evlilik aşamasında Turan'dan ayrıldı. Tüm ilişkilerini ister istemez basın önünde yaşayan Kobal, ayrılığa dair konuşmaktan kaçınıyordu. Bu röportaj için biraraya geldiğimizde de konuyla ilgili konuşmak istemediğini biliyordum. İlişki boyunca mutlu günlerinde basından kaçmadıkları, açıklama yapmaktan kaçınmadıkları için bu kararı anlamamıştım. Ama röportaj bitip, Kobal'la sohbet ettiğimizde; geçmişi anmadan, işine odaklanıp, olabildiğinde bu durumdan sıyrılmak istediği izlenimini edindim. Açıkcası hak da verdim... Röportajın satır aralarını okuyunca, siz de ona hak vereceksiniz...
- Dadı dizisiyle, 13 yaşında bir Lolita olarak hayatımıza girdiniz... O dönem herkes sizden söz ediyordu... Bu ilginin farkında mıydınız?
- Hiç farkında değildim. Çünkü daha çocuktum. Dadı'nın o kadar önemli ve patlayan bir iş olduğunu, dönemin tek çocuk ya da 'Lolita' diye tabir edilen oyuncusu olduğumu fark etmemiştim. Yıllar sonra bir gün bunun farkına vardım; 16 yaşımdaydım gazetede kendi haberimi görünce 'ünlü' olduğunu fark ettim. Tüm bu 'ünlü' olma halini yaşamamamda ailemin de etkisi var elbette. Çocukluğumdan beri okuldan çıkıp baleye gidiyordum. Tıpkı bale gibi oyunculuğu da benim için bir sosyal aktivite gibi tuttular. Zaten insanların tepkisini görebileceğim, hayatımda neyin değiştiğini fark edebileceğim bir ortama girmeye pek vaktim olmuyordu. Sadece sınıf arkadaşlarım 'Aaa seni izledik' diyorlardı.
- O zaman sektörün acımazlıklarına karşı sizi koruyan şey, aileniz olmuş...
- Tabii ki. Ailemin beni doğru yönlendirmesi ve yanımda olması büyük şanstı. Çocuk yaşta bu ünden etkilenmek çok kolay. Ailem ün denen şeyin çok önemli bir şey olmadığı hissiyle davrandı bana. Ben de ünlü olmaya büyük anlamlar yüklemedim. Büyük isimlerle çalışmak en büyük şansımdı.