X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Modern James Bond'lar nasıl çalışır?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Modern James Bond'lar nasıl çalışır?

  • Giriş Tarihi: 2.3.2014

Süratli arabalarla kovalamaca, işkencelere maruz kalma, kılıktan kılığa girme... Filmlerdeki ajanların 'süper yetenekleri' kamera arkası ekibin hayal gücü kadar aslında. Peki gerçek ajanlar nasıl çalışıyor? James Bond gibi 'öldürme yetkisi'ne sahipler mi

İngiliz istihbarat servisleri bir ilke imza atarak modern casusların gerçek yüzlerini İngiliz devlet kanalı BBC'ye anlattı. Ancak tabii ki isimler ve görevler gizli tutuldu. Belgesele göre modern ajanlar için olmazsa olmaz birinci kural; kimliklerini en yakınlarından bile saklamak. Dolayısıyla günlük hayatta sıradan biri gibi görünüp her gün işleri hakkında yalanlar uydurmak zorundalar. Bir ajan işini şöyle özetliyor: "Başkasının kimliği ile sıradan biri gibi görünmek. Bir yalanı yaşamak yani. İşte benim işim bu." İngiliz istihbarat birimi MI6'te görev yapan ajanlara göre gerçekte yaşananlar hiç de filmlerdeki gibi değil. Hatta James Bond gerçek olsa, şu an kendileri gibi belge hazırlamaktan başka bir iş yapamayacak. Bırakın öldürme yetkisini, modern ajanların birçoğunda silah bile bulunmuyor. Bu duruma en iyi örnek 2010 yılında ABD'de deşifre edilen 10 kişilik Rus ajan ekibi. Gerçek kimlikleri ortaya çıktıktan sonra Rusya'ya iade edilen kızıl ajan Anna Chapman ve diğerleri için ABD'de komşuları "Çimlerini biçen, çocuklarını parkta gezdiren ve bankada çalışan birinin ajan olmasını beklemiyorsunuz" demişti.

SADECE MEMUR DEĞİLLER
Belgesele göre, Soğuk Savaş döneminde İngiliz istihbarat servisleri, Oxford ve Cambridge gibi ünlü üniversitelerden mezun olanlarla doluydu. Ancak 11 Eylül saldırılarından sonra dünyadaki diğer istihbarat merkezleri gibi İngilizler de kapılarını herkese açmaya başladı. Özellikle Müslüman göçmenler ajan olarak işe alındı. Hatta şu an tıpkı FBI gibi internet üzerinden bile personel alımı yapılıyor. 10 bin çalışanı olan İngiliz istihbarat birimlerinin bütçesi 2 milyar sterlin. (100 bin civarı çalışanı olan ABD istihbaratının 2013 bütçesi ise 2.6 milyar dolardı.) Günümüz ajanlarının en önemli görevi, muhtemel terör tehditlerini deşifre etmek ve şüphelileri yakın takibe almak. En zor kısım ise muhbir bulup onu kendileriyle çalışmaya ikna etmek. Prenses Diana'yı bile öldürdükleri iddia edilen İngiliz ajanlarının kamera karşısına geçip, yürüttükleri her operasyonu anlatmalarını bekleyemeyiz. Resmi olarak "Şu ülkenin istihbarat servisi bu ülkede böyle bir operasyon düzenledi" haberleriyle karşılaşmak çok mümkün olmuyor. Ancak son yıllarda yaşanan bazı casusluk hikayeleri var. Bunlar da ajanların aslında sıradan memurlar olmadıklarını gösteriyor. Örneğin 2011'de Güney Kore'nin başkenti Seul'de ilginç bir ajan hikayesi gün yüzüne çıktı. Suikastçı olduğu belirtilen Kuzey Koreli kişinin üzerinde el feneri şeklinde küçük tabanca, zehirli kalem ve iki kurşun sıkabilen kalem silah bulundu. Ukrayna'nın eski cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko'nun 2004 yılında yüzü sadece bir günde yaşlanmıştı. O dönem Rus ajanlarının Batı yanlısı Yuşçenko'yu zehirlediği iddia edildi. Ancak bu iddia hâlâ kanıtlamadı. Son dört yıl içinde motosikletli kişilerce hep aynı şekilde işlenen İranlı nükleer fizikçilerin cinayetlerinin arkasında İsrail ajanlarının olduğu söyleniyor. Yine İran'da 2011'de bir askeri üste meydana gelen ve 36 nükleer fizikçinin öldüğü saldırıdan da Stuxnet virüsü sorumlu tutulmuştu. ABD basınına göre de Stuxnet siber saldırısının arkasında ABD ve İsrail var. 1997'de Paris'te bir trafik kazasında hayatını kaybeden Prenses Diana'nın İngiliz ajanlarınca öldürüldüğü iddiaları ise hâlâ çürütülemedi. Hatta davayla ilgili ifadesine başvurulan dönemin MI6 başkanı, ajanların öldürme yetkisi olduğunu itiraf etmişti. MI6 başkanı, ajanların gerekli gördüklerinde birini öldürdüklerinde İngiliz yargısı tarafından cezalandırılmadıklarını anlatmıştı. Ancak Prenses Diana'yı kendilerinin öldürmediğini savunmuştu.