X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dünyanın kaderi 2015'te Paris'te çizilecek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dünyanın kaderi 2015'te Paris'te çizilecek

  • Giriş Tarihi: 16.3.2014

Uluslararası Enerji Ajansı'nın başekonomisti Dr. Fatih Birol, iklim değişikliğinin dünyada felaketlere sebep olacağını söylüyor. Dünyanın kaderi de 2015'teki Dünya İklim Zirvesi'nde kararlaştırılacak

İklim değişikliği dünyanın önündeki en büyük tehditlerden biri. Çünkü bu, tüm dünyayı etkileyecek ve bütün dengeleri bozabilecek kadar tehlikeli. Bilimadamları iklim değişikliğinin beklenenden daha sert olacağının sinyallerini veriyor. Beklenen 2 derecelik sıcaklık artışı son araştırmalarla 3,6 derece olarak güncellendi. SABAH'ın sorularını yanıtlayan Uluslararası Enerji Ajansı'nın başekonomisti Dr. Fatih Birol da bu tehdite dikkat çekiyor. Birol, 2015'te Paris'te düzenlenecek iklim değişikliği zirvesinin çok önemli olduğunu ve dünyanın geleceğini şekillendireceğini söylüyor.

- Dünya ısısında 2 santigrat artış yerine 3,6 santigratlık bir artış bekliyorsunuz. Bu değişiklik nelere sebep olacak?
- Enerji, iklim değişikliğinin merkezinde olan bir şey, çünkü iklim değişikliğine neden olan sera gazlarının 2/3'ü enerjinin üretiminden ve tüketiminden, Petrol, doğalgaz ve kömür kullanımından geliyor. Atmosferde oluşan karbon konsantrasyonu dünyanın ısınmasına ve iklimlerin değişmesine neden oluyor.

- Bütün bunların sonucunda ne olacak?
- Çok daha sık felaketler, kasırgalar, kuraklıklar, hayvan ve bitki neslinin kaybolması, kutupların erimesi ve dünyadaki su seviyesinin artması... Dünyanın yüzyıllardan beri olan dengelerinin değişmesiyle her şey birbirini tetikleyecek, yani iskambilden yapılmış bir şato gibi bir felaket senaryosuna gidiyoruz.

- Bu kötü senaryonun olmaması için ne yapmak gerekiyor?
- Bunun için karbondioksit salımı yapmayan yakıtlar kullanılmalı, yenilenebilir yani güneş, hidrolik, su, rüzgar... Ayrıca nükleer santrallerin de böyle bir avantajı var. O nedenle fosil yakıtlar dediğimiz yakıtları kömürü, doğalgaz ve petrolü mümkün olduğunca az kullanmak gerekir.

- Bildiğim kadarıyla 2015'te Paris'te Dünya İklim Zirvesi düzenlenecek. Peki bu zirvede neler konuşulacak, neler bekliyorsunuz bu zirveden?
-
Bu son derece kritik bir zirve. 2009'da böyle bir zirve yapılmıştı. Dünya liderleri Kopenhag'ta toplanmıştı. O zirveden herhangi bir sonuç çıkmadı. 2015'te Paris'teki zirveden olumlu bir sonuç çıkabileceğini düşünüyorum. Bunun da nedeni şu: ABD ve Çin bu konuya biraz daha olumlu bakmaya başladı. ABD'de kaya gazı ortaya çıktı ve kömürü ikame etti. Kömür en kirlisi. Daha az kirliyi kullandıkları için ABD'nin şu andaki durumu 2009'a göre daha iyi. Başkan Obama son derece kararlı ve iklim değişikliğine bir çözüm getirmeyi siyasi bir miras olarak bırakmayı düşünüyor.

DÜNYADA HERKES ÇÖZÜM İSTİYOR
- Bu zirvenin çalışmalarına başladınız mı?
-
Tabii zirvedeki ülkelerin hepsi çözüm bulmak istiyor, istemiyorum diyen yok ama kim ne kadar para yatıracak ve bu işi ne kadar çok destekleyecek, bu konuda bir tartışma var. Ben ve ekibim herkesin kabul edeceği optimum çözüm nasıl yaratılır konusunda çalışmalar yapıyoruz; hem ABD'yi hem Çin'i hem Avrupa'yı bu konuda nasıl ikna edebiliriz diye uğraşıyoruz.

- Peki Türkiye olarak nasıl bir konum alıyoruz?
- ABD ve Avrupa ülkelerine göre gelişmekte olan bir ülke olarak daha çok enerjiye ihtiyacımız var, gelişiyoruz büyüyoruz ve nüfusumuz artıyor. Türkiye de bu konuda elinden geleni yapmaya çalışıyor. Türkiye hem enerjiyi daha verimli kullanarak hem de yenilenebilir enerjiyi daha fazla kullanarak ve umarım nükleer enerjiyi daha fazla gündeme alarak karbondioksit emisyonunu düşürmeye çalışıyor.

- Türkiye'de nükleer enerji konusunda tartışmalar, çekinceler var, siz bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
-
Türkiye'de elektrik talebi çok hızlı artıyor çünkü orta gelir seviyesinde önemli bir gelir artışı, zenginleşme oldu. İnsanlar evlerine daha fazla elektrikli aletler almaya başladı. Bizim ülkemiz maalesef enerji fakiri bir ülke, petrolümüz doğalgazımız yok, biraz kömürümüz var. O yüzden bunları ikame etmenin yollarından birisi nükleer enerjiye geçmek ama nükleer enerjiye geçerken de hangi partner ülkelerle, hangi teknoloji ile çalışacağız, bunlar çok önemli ve bunların en güvenilir şekilde yapılması son derece önemli. Zaten hükümette bu konuda çalışmalar yapıyorlar.

- 1995'ten beri Uluslararası Enerji Ajansı'ndasınız. Forbes dergisi sizi dünyanın en etkili isimleri arasında gösterdi. Böyle payelerin sizin motivasyonunuza etkisi nasıl oluyor?
-
1985 yılında Türkiye'den ayrıldım. Önce Viyana'ya gittim doktora yaptım, daha sonra Viyana'da OPEC'te altı yıl kadar çalışıp Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) geçtim. Yaklaşık 20 yıldır orada çalışıyorum. Oldukça alt basamaklarda başladım, şimdiki yerlere geldim ve tabii yaptığınız çalışmaların takdir edilmesi çok sevindiriyor. Birçok ülkeden, birçok cumhurbaşkanından, geçtiğimiz aylarda İsveç Kralı'ndan ve Japonya İmparatoru'ndan nişanlar aldım, ama bir tanesi beni çok sevindirdi. O da geçen yıl Galatasaray beni Galatasaray Kulübü Onur Üyesi yaptı. O da aldığım takdirlerin başlarında gelir.