X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yeni sürüm Atletico'nun fikir hocası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yeni sürüm Atletico'nun fikir hocası

  • Giriş Tarihi: 16.3.2014

Ligde ve Avrupa'da fırtına gibi esen Atletico Madrid, Simeone ile iki yılda evrim geçirdi. Sadece taktiksel reform yapmakla kalmadı Arjantinli, takımın hatta camianın beynine işlemiş pes etme hastalığını akıllardan söküp attı, takıma bir kimlik kattı

"Her menajer çalıştırdığı takımda parmak izini bırakır." Mike Carson, The Manager/ Futbolun Dahi Liderleri kitabında böyle anlatıyor, teknik direktörlerin karakterlerinin takımlarına nasıl yansıdığını... Hayata bakışları, öfke dozları, çocukken yaşadıkları dahi etkiliyor yarattıkları takımları. Son dönemde bunun belki de en çarpıcı örneği Diego Simeone'nin Atletico Madrid'i... Oysa Atletico Madrid, o göreve geldiği 2011'in sonundan geriye 15 yıl, kendi topraklarında hiç kupa kaldıramamıştı. Tek teselli 2010'daki UEFA Kupası'ydı. Derbilerde Real Madrid'e karşı beraberliğe bile hasret kalmışlardı. "Öğrenilmiş çaresizlik" olmuştu takımın diğer adı. UEFA'yı kazanan Aguerolu, Forlanlı kadro başta, estetik ama kırılgan, direnci düşük takım oldu yıllarca Atletico. Sadece kupaları ya da yıldızları değil, 'ruhu'yla da ayrılıkçı Barcelona ve Kralcı Real Madrid'in en net, en sempatik alternatifi olmaktan çıkıp, pençeleri körelmiş yaşlı bir aslana dönüşüverdiler. Şimdilerde hem Avrupa'da hem İspanya'da doludizgin giden Atletico Madrid'in Arjantinli teknik adamı, oyunculuğundaki savaşçı ve pes etmeyen karakterini yansıttı takımına. İlk teşhis, takımın çok kolay gol yemesiydi. Ve modern futbolda başarının anahtarı, attığınızdan ziyade yemediğiniz gollerdi. The Number's Game kitabında Chris Anderson ve David Sally'nin hesapladığı gibi, gol yemediğiniz maçların ortalama getirisi 2.5 puanken, atılan her gol ancak bir puana denk geliyordu. Hatta tek gol yemek dahi, gol atmaktan ortalama yüzde 30 fazla puan getiriyordu. Simeone top rakipteyken karşı takıma adeta soluklanacak bir avuç alan bırakmayan bir sistem oturttu. Ancak takımın kırılganlığını ortadan kaldıran asıl silah mental reformdu. Oyuncuların bilinçaltındaki "Nasılsa kazanamayız" kabullenmişliğini silip attı. Onları kazanmaya programladı. Her maçı bir final gibi gören, her topu son şans gibi kovalayan, disiplini elden bırakmayan bir oyuncu topluluğu yarattı. Şov maçlarındaki veteran takımları andıran Atletico Madrid yerine ne yaptığını bilen bir sistem takımı geldi. Ve o Atletico iki dev Barcelona ve Real Madrid'le nefes nefese şampiyonluk yarışı veriyor. Şampiyonlar Ligi'nde ise çeyrek finalde rakibini bekliyor.

DEVRİMİN BELGESİ ARDA'NIN EVRİMİ
Simeone'nin zihinsel devrimi, en çok da Arda Turan ve Diego Costa'da ete kemiğe bürünüyor. Arda top ayağındayken bir sihirbaza, topsuz oyunda ise hiç yorulmayacak gibi çalışan bir görev adamına dönüşüyor. Sadece tekniğiyle değil, hırsı ve adanmışlığıyla da takımın ruhu... Gerçek bir lider rolüne evrildi. Bu sezona dek defalarca kiralık verilen, kimselerin yüzüne bakmadığı 25 yaşındaki Diego Costa ise Avrupa'da sezonun en flaş adamı... Beş Şampiyonlar Ligi maçında yedi gol attı. Ama istatistiklerden daha önemlisi, içindeki 'kazanan' ruhu keşfetti. Simeone ile 'büyük oyuncu' statüsüne terfi etti. Simeone'nin ateşlediği fikirsel devrimin önemini daha iyi anlamak için, kendi liginde tepetaklak olan, Şampiyonlar Ligi'ne de hafta içinde veda eden Arsenal'e bakmak yeterli belki... Wenger 1996'da başına geçtiği takımda, yeni stattan mali güce hatta oyuncuların beslenme düzenine kadar bir dizi yapısal reforma imza attı. Ancak son sekiz yılı kupasız geçirdi. Ve daha kötüsü sokaktaki çocuğun dahi kafasında "Nasılsa bir noktada kırılırlar" algısı yerleşti. Estetik oynayan ama psikolojik savaşları kazanamayan bir Arsenal çıktı ortaya. Özgüven sendromuna çare üretemedi usta hoca. Simone, tüm tecrübe eksiğine ve rakiplerine göre cep harçlığı gibi kalan bütçesine rağmen, aklıyla kalbini harmanlayıp tarih yazıyor. Koca bir kulübün, makus talihini değiştiriyor. Onun yolu aslında başarının önce beyinde başlayan bir süreç olduğunun kanıtı. Arda Turan hocası için "Bir gün dünyanın en iyisi olacak" demişti. Ve bu 'kafa'yla giderse Simeone, haksız çıkarmayacak talebesini...