X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hayat okyanusuna cesurca atladım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hayat okyanusuna cesurca atladım

  • Giriş Tarihi: 23.3.2014

Üç yıldır ABD'de yaşıyor, bir prodüksiyon şirketi kurdu. Meşhur kırmızı bavuluyla başından geçen maceraları Fadik ve Kırmızı Bavul adlı kitabında anlatan oyuncu Fadik Sevin Atasoy, hayat yolunda engel tanımıyor

Önceleri 'oyuncu Sönmez Atasoy'un kızı' olarak anılıyordu Fadik Sevin Atasoy. Zamanla rol aldığı Zeynep'in Sekiz Günü, Usta, Dudaktan Kalbe ve Ayrılık gibi dizilerle filmlerdeki performansıyla kısa zamanda kendinden söz ettirmeyi başardı. O artık sadece bir oyuncu değil, seyyah, yazar, girişimci ve patron. İstanbul'da iki dizide birden oynayan, ABD'de bir prodüksiyon şirketi kuran Atasoy, Fadik ve Kırmızı Bavul adlı eğlenceli kitabında, kendisine bu farkındalığı sağlayan ve "Beni yola çıkaran güç" dediği, o çok meşhur kırmızı bavulun hikayesini yarı gerçek, yarı fantastik öğelerle anlatıyor.
- Kitabı yazmaya ne zaman, nasıl karar verdiniz?
- Bir gün Paris aktarmalı İskoçya'ya uçacağım, Schengen vizem bitmiş, İngiltere vizem var. Uçuşlar kardan dolayı iptal oldu. Vizesi olanları otellerde ağırladılar, ben havalimanında mahsur kaldım. Bavulum da yok. Eksi 20 derece. Üzerimde kot şort var. Sıkıldım, başımdan geçenleri Twitter'da anlatmaya başladım. "Bavulum yanımda olsaydı bana sandviç getirir 'Sakin ol Fadikciğim' derdi" gibi, bavulu karakter gibi yazınca, herkesin hoşuna gitti.
- Hatta bavulu kaybettiğinize dair haberler çıktı. Herkes Twitter'da sizin için seferber oldu.
-
Evet, bavulun şöhreti benimkini geçti. Bavul bu şekilde karakter olunca, notlar almaya başladım. Dört yıl defterler birikti. Hayattayken babama yazdıklarımdan bahsettim "Bunu orada burada harcama, yazacaksan adam gibi otur kitap yaz" dedi. Babamı kaybedince vasiyet olarak ABD'de iki yıl kapanarak bu kitabı yazdım.
- Kitapta hayal ürünü öğeler de var, gerçeklik de. Hangileri gerçek, hangileri kurgu?
- Evet, aslında nerede varım nerede yokum, ben de bilmiyorum. Kendi yazdığım kurgunun içinde kendim kayboldum.
- Dağılmak kolay da tekrar toparlamak zordur. Burada hem gerçek hem kurgu bir arada yürüyor. Siz bunu dengede tutmayı nasıl başardınız? - Kitap iki eksenli. Çünkü iki paralel evren gidiyor. Biri gerçek, biri kurgu. Bavulun içinden girip aşk bahçesine geçiyorum. Bir yanda realite, bir yanda hayal gücü var. Ama ikisinin de belli yerlerde örtüşmesi gerekiyor. Birinde yaşananlar, diğerini etkiliyor. Ben de tüm duvarlara kırmızı dev kartonlar yapıştırdım. Elimde gazlı kalemle sürekli bir şeyler yazıp çizdim.

YAZMAK İÇİN SÖRF DERSİ ALDIM
- Eski usul kağıt ve kalemle çıktınız işin içinden anlaşılan...
- Evet, çünkü önümde her şeyi görmek istedim. Bir süre sonra çizmeye başladım, duvarın alt köşesinden üst sol tarafına doğru oklar çıkardım. Bazı bölümler için araştırma yaptım.
- Neler araştırdınız?
- Kitapta kızın sörf kültürünü hayatla bağdaştıran bir öğreti var. Yazacağım diye sörf dersi aldım. Sörfte en önemli kural sabredebilmek. En iyi dalgayı beklerken çok iyi dengede durman lazım ki dalga seni alsın yükseltsin, onunla direnç içinde olursan dalga seni alaşağı ediyor. En doğru dalgayı yakalayabilmek için ona hazır olmak lazım. Ben biraz hayat okyanusuna cesur atladım. Doğru dalgayı bulduğuma da inanıyorum.
- Uzun süredir ABD'desiniz. Neler yapıyorsunuz?
- ABD'ye üç yıl önce Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sinema elçisi olarak gittim. Altı aylık bir görevdi. Raporumu hazırladım, teslim ettim. Görev bittikten sonra kitabı yazmaya başladım. 2 yıl UCLA'da yazarlık dersi aldım. Başka bir okuldan burs kazandım, dramaturji dersine gittim. Sonra ABD beni özel yetenek olarak kabul edip orada yaşama hakkı verdi.
- Neden dolayı özel yetenek olarak kabul ettiler sizi?
- 2011'de rahmetli babamla Merhaba adlı filmde oynamıştım. O filmle New York Üniversitesi'nden 'En İyi Kadın Oyuncu' ödülünü kazandım. Diğer ödüller, yaptığım çalışmalar sebebiyle özel yetenek olarak kabul edildim ve Yeşil Kart sahibi oldum. Red Case Entertainment adlı bir prodüksiyon şirketi kurdum. Oyuncu olarak şirket kuran ilk Türküm herhalde.
- Film çekmeyi de düşünüyor musunuz?
- Evet, ortak yapımcı olarak bazı film şirketleriyle çalışmalarımız olacak. Fadik ve Kırmızı Bavul'un da filmini yapacağız.

Kendi masalımın kahramanı olmak istedim

- Size birçok kapıyı açan bu hikâyenin esas kahramanı bavul. Bavulun hayatınızdaki önemi nedir?
- Bavul, beni yola çıkaran güç. Korkularımı aşıp, İstanbul'un en güzel yerinde otururken, kariyerimin en yüksek noktasında "Dur bir dakika, ben ne yapıyorum?" dedirten, kendimi tekrarladığımı ve garantici olduğumu fark etmemi sağlayan şey bavul. Benim hayatımı bu kadar değiştireceğini düşünmezdim.
- İnsan her şey yolundayken neden bunu sorgular?
-
Kendi kaderimi kendim yazmaya karar verdim. Kendi masalımın kahramanı, kendi filmimin başrolü olmak istedim. Şu an ölecek olsam, gözüm açık gitmem. Arzularımın hepsini gerçekleştirdim. Bu mesleğe çok para kazanmak için girmedim. Gelişmek ve güzel hikayeler biriktirmek, kendi içimdeki sonsuzluğun peşine düşmek için bu yolu seçtim.

Aşkın eksikliğini hissetmiyorum

- Bavul yerine erkek arkadaşınızın elini tutup dolaşmak ister miydiniz?
- Tanıdığın biri var mı? (Gülüyor) Kısmetse o da olur. Hatta onun da bir bavulu olursa, daha da iyi olur.
- Hayatınızda aşkın eksikliğini hissediyor musunuz?
- Şu an hayatımın en üretken dönemini yaşıyorum. Bunun için de bir aşkın eksikliğini hissetmiyorum. Bekliyorum aslında.... Çıkarsız ve beklentisiz bir sevgi yaşamak istiyorum.