X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ormanların, dağların ve denizin ortasında bir Yeşilyurt
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ormanların, dağların ve denizin ortasında bir Yeşilyurt

  • Giriş Tarihi: 20.4.2014

Gideceğimiz yerin adı Yeşilyurt köyü. Bu köy Birgi, Safranbolu, Adatepe ve Şirince gibi memleketin en güzel köyleri sıralamasında ilk 10'a girebilecek özellikler taşıyor

Yeşilyurt'un eski adı Çetmi. Bu isim Kastamonu'dan Tokat'a, Çorum'dan Balıkesir'e kadar birçok köye verilmiş. Çetmi kelimesinin aslının Çepni olduğu söyleniyor. Bu köyün ne zaman kurulduğunu bilen yok. Ama köy ve çevresinde Truva, Roma, Selçuklu ve Osmanlı izlerini gördüğünüz zaman bu şirin yerleşim alanının geçmişinin çok derinlere kadar uzandığını anlıyorsunuz. Köye İzmir yönünden geliyorsanız Çanakkale otobüslerine binmeniz yeterli. Küçükkuyu'dan bir kilometre sonra solda köyün tabelasını göreceksiniz, Oracıkta inip 500 metre kadar yokuş tırmandıktan sonra artık köydesiniz. İstanbul yönünden gelenler ise Ayvacık'ı 15 kilometre geçtikten sonra köye giden yol ayrımına ulaşırlar. Fakat eğer, Kazdağları'nın vadilerinde tarih ve doğanın izlerini sürmek, orman yollarında seyahat etmek, şelaleler bölgesine kadar gitmek istiyorsanız altınızda sağlam ve dayanıklı bir arazi aracı olursa bu maceradan memnun ayrılırsınız. Yeşilyurt bundan yaklaşık bir asır önce Rumlarla Türklerin birlikte huzur ve barış içinde yaşadığı bir köydü. Bu barış hiçbir zaman bozulmadı ama Lozan Anlaşması gereği olarak uygulanan nüfus mübadelesi gereği köydeki Rumlar göçüp Yunanistan'a gitti. Onların yerine Girit ve Midilli civarından yurttaşlar gelip köye yerleşti. Bu yerleşim alanındaki mimari çeşitliliği yaratan de işte bu kozmopolit yapı oldu. Köydeki yapılar bölgeden çıkan taşlar muntazam kesilerek inşa edilmiş. Bu bölge taş açısından çok zengin. Çeşitli renklerde ve sertlikte taşlar var. Assos'ta kırmızıya çalan renkler bu bölgede sarının çeşitli tonlarına dönüyor. Köy eğimli bir arazide kurulmuş. Yapılar da topografyaya göre şekillenmiş. Doğaya fazla dokunulmamış. Evler birbirine Arnavut kaldırımlarıyla bağlanmış. Yollar ortaya çıkmış. Zaten burası fotojenik bir köy. Fakat özellikle sabah vakitlerinde ya da gün batarken çok güzel fotoğraflar ortaya çıkıyor.

İLK GÜZELLİK YARIŞMASI
Kazdağları'nın eski adı İda. Dünyada ilk güzellik yarışması İda Dağı'nda yapılmış. Tak bir dağdan ibaret değil burası, bir dağ silsilesinden oluşmuş. Buraya uç Toroslar da deniliyor. Gerçekten de Toroslardan yürüyen Yörüklerin batıda denizle buluştukları nokta burası. Kazdağları'nın yörük ve Tükmenleri ile Toroslardakiler birbirine çok benziyor. Yaz mevsiminde gelip de bir köy düğününe katılırsanız, olağanüstü güzel giysiler ve takılarla süslenmiş Türkmen kadınlarının defilesiyle karşılaşırsınız. Genç kızlar ayrı renk giyer, yaşlılar ayrı, dullar ayrı. Gelinler de tam bir alem. Bir gelin düğün boyunca tam yedi elbise birden değiştirir. Bu değişim, yeni kurulan haneye bolluk ve bereketi davet etmek anlamına geliyor. Köye yarım saat mesafede, Edremit istikametinde Tahtakuşlar adında bir köy var. Burada emekli bir öğretmen olan rahmetli Alibey Kudar'ın kurduğu bir etnografya müzesi var. Köyden Küçükkuyu'ya inip Behramkale tabelasından sağa giden yola kıvrılın. Envai çeşit meyve ağaçlarının ve zeytinliklerin arasından kıvrıla büküle akan bu yol yaklaşık 40 dakika sonra sizi Assos'a ulaştırır. Köye döndüğünüzde ertesi gün dağın ve ormanın içlerine doğru yapacağınız yolculuğu planlayın. Ertesi sabah gün doğarken uyanın ve ister Bayramiç'ten isterseniz Ayvacık yakınlarından ormana doğru yönelen yollardan birine girin. O yollar sizi şelaleler bölgesine götürecektir. Buranın adı Hasanboğuldu. Şimdi, "Kim bu Hasan, nasıl ve niye boğuldu?" diye soruyorsunuzdur kendi kendinize. Hikaye şöyle Hasan ovada yaşayan bir Türkmen ailesinin çocuğuymuş, Elif ise dağdaki Yörüklerdenmiş. Birbirlerine aşıklarmış. Çelimsiz bir sıskaymış Hasan. Ailesiyle bir gün gelip Elif'i istetmiş. Kızın babası dağda kendileriyle yaşarsa ve çobanlık yaparsa kızını vereceğini söylemiş. Arkasından da "Yahu bu çelimsiz adam dağda nasıl çobanlık yapar ki?" demiş. Hasan bunu duymuş ve çok içerlemiş. Rivayete göre ovadan sırtına yüklediği yüz kiloluk bir tuz çuvalını dağdaki Eliflerin köyüne taşımaya başlamış. Gece olmuş, hava kararmış. Hem yorgunluk hem de karanlıktan yol üstündeki şelaleyi görmemiş Hasan ve uçurumdan yuvarlanıp bu derin suda boğulmuş. Bu şelalenin ismi de bu olaydan sonra koyulmuş. Şelalenin suyu çok soğuk ve kuyusu da çok derindir. Gençler yüksek kayalara çıkıp aşağıdaki göle doğru kanatlanırlar. Çevresinde yabani zambaklar, nergisler ve çeşit çeşit su bitkileri yetişir. Ormandaki toprak yoldan ilerlerken zaman zaman durup arabanın kontak anahtarını kapatın. Kuşların, dallardan gezinen rüzgarın ve kuşların sesine kulak verin.

NEREDE KALINIR?
Yeşilyurt'ta nerede kalırım diye dert etmeyin. Burası tıpkı Adatepe gibi Türkiye'nin en güzel butik otellerini bünyesinde barındıran bir köy. Erguvanlı Ev bunlardan biri. Az sayıda insanla, kentin gürültüsünden uzakta, kafa dinlemek isteyenler için bu otel biçilmiş kaftan gibidir. Çevresinde çok sayıda çam ağaçları bulunan otele bu mevsimde giderseniz çiçek açmış erguvanlarla karşılaşırsınız. Başka oteller ve pansiyonlar da var. Burada konaklama alanı kuran insanların bir kısmı köyün dışından gelip doğanın ortasına yerleşmeyi tercih edenler. Mesela Slatu Otel'in sahipleri Duygu ve Sait Talu çifti Mersin kökenli. Kültürlü, zevk sahibi ve ince ruhlu insanlar. Bu halleri kurdukları işletmenin köşe bucak her yanına sinmiş. Otel, geniş ve ferah odaları, terasları ve Antakya yemekleriyle ünlü.

ZEYTİNYAĞI ALMADAN DÖNMEYİN
Bölgenin zeytinleri bereketli ve çok yağlıdır. Bu yüzden sofralık olarak değil de yağlık olarak kullanılır. Asit derecesi oldukça düşük, aroması yoğun ve lezzetli olan bu yağlardan mutlaka almalısınız. Bunun için Küçükkuyu'daki Adatepe Zeytinyağı Müzesi'ni tavsiye ederim. Buradaki dükkanda zeytinyağından ve kokulu bitkilerden yapılmış zeytin yağları da bulunur ve salık verilir.Bölgenin beyaz peyniri, testi ve sepet peyniri meşhurdur. İzmir tulumu da burada bir başka güzel yapılır. Bölgede ne yiyeceğim diye de dert etmeyin. Etleri ve zeytinyağlıları çok güzel ve lezzetlidir.