X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 12 Eylül reklam dünyasına yaradı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

12 Eylül reklam dünyasına yaradı

  • Giriş Tarihi: 27.4.2014

Türkiye'de reklamın tarihiyle ilgili elde çok kaynak yok. Reklamcılık Vakfı bunun için Reklam Kuşakları 1940-2000 adlı bir kitap hazırladı. Kemal Sezer'in yazdığı kitap reklamın tarihini Türkiye'deki siyasal ve ekonomik gelişmeler paralelinde anlatıyor

Türkiye'deki reklam dünyası koca bir sektör ve her gün ve hemen hemen her an bu sektörün elinden çıkan işlerle karşılaşıyoruz ama tarihi hakkında ne biliyoruz? İlgilileri elbet biliyordur ama genel olarak pek de bilindiği söylenemez. Öğrenmek isteyen için de zaten pek de kaynak yok. Öte yandan uluslararası çapta reklam ajanslarımız var ve bunlar birden ortaya çıkmadı. Reklamcılık Vakfı, bu boşluğu görüp bir kitap yayımladı. Kemal Sezer'in yazdığı Reklam Kuşakları 1940-2000 kitabı reklam sektörünün geçmişine odaklanıyor. Türkiye'nin toplumsal ve ekonomik gelişimine paralellik gösteren bir reklamcılık tarihimizi anlatıyor. Tabii insan unsuru üzerinden. Bu çalışmanın bir de sürprizi var. Türkiye'deki ajansların soy haritası çıkarılmış durumda. SABAH'ın bağlı olduğu TURKUVAZ Medya Grubu'nun katkısıyla yayımlanan kitabın yazarı Kemal Sezer ve Proje Danışma Kurulu Başkanı Faruk Kaptan ile bir araya gelip kitap üzerinden reklam sektörünü konuştuk.
- Bu kitap nasıl bir boşluğu dolduruyor?
- Faruk Kaptan: Bugün dünya standartında reklam ajanslarımız var. Bu bir anda ve tepeden inerek olmadı. Bu ülkedeki dalgalı ekonomik çarkın içinde kendini en iyi geliştiren sektörlerden biri reklam sektörüdür, bütün bu sert ve zor rekabet koşullarına rağmen. Aynı pastadan beslenen insanların birbiriyle dayanışarak geliştirdiği bir sektör. Bugün reklam sektöründeki çalışan insanların böyle bir geçmişten haberi var mı, emin değilim. Bu geçmişi göstermek istedik. İlk defa da reklam dünyasının soy ağacını çıkardık.
- Kemal Sezer: Mesleğin kendi içindeki örgütlenmesi, disiplini nasıl oluştu? Bu kitap bunu anlatıp reklam dünyasının geçmişine göz atılmasını sağlayacak.
- Türkiye'deki toplumsal ve ekonomik dalgalanmalar reklam dünyasını nasıl etkiledi?
- K. S: Birincisi kadro olarak etkiliyor. Mesela 12 Mart muhtırası ve 12 Eylül darbesiyle reklam dünyası müthiş bir insan kaynağına kavuşuyor. Çünkü işinden edilen aydınlar, yazarlar reklam dünyasında çalışıyor. Hatta 12 Eylül ile bu zirve yapıyor. İkincisi ise şöyle: Bu iki darbe aslında Türkiye'nin kapitalistleşme çizgisindeki gelişmedir. Bu aynı zamanda reklam sektörünü değiştiriyor. Üretimi değiştiriyor, markalar değişiyor, uluslararası markalar geliyor, buna göre kaliteli insana ihtiyaç duyuluyor.
- Türkiye'de reklamcılığın zirve noktaları nelerdir?
- K.S: 70'lerde televizyonun reklam yayınına girmesi. 80'lerde Türkiye'nin dünyaya açılması, uluslararası markaların ülkemize gelmesi. 2000'lerde de dijital devrim. Bunlar üç ana kırılma noktalarıdır.
- F.K: Bana göre televizyon yayınının renkli olması da önemli. Çünkü renkli televizyonlar ürünlerin albenisini artırdı.
- Peki reklam dünyası dijital dünyaya hazırlıklı mı?
- K.S: Bu devrimin peşine takılmış durumda. Çünkü tüketici neredeyse reklam dünyası da oraya gidiyor. Şimdi biz bir süreç yaşıyoruz. Farklı görüşler var.
- F.K: Dijital devrim iletişim alanındaki en önemli kırılmalardan biri. Şimdi medya da ticaret de bu devrime ayak uydurmaya çalışıyor. Tabii reklamcılar da bu çaba içerisinde.
- Biz nasıl reklamları sevmişiz?
- K.S: 70'lerde hayatın içinden tiplemelerle yapılan diyaloglu reklamlar revaçtaymış. Günümüzde artık çok tercih edilmiyor. Mizah unsuru önemli. Mizahı kullanan reklamları seviyoruz. Yani sıcak, insanın kendini bulabileceği, naif ve mesajların sade olduğu reklamları sevmişiz.
- F.K: Her dönemin iyi ve kötü reklamı var. Şimdilerde tüketicinin ilgi alanları genişledi. Artık insanların zihninde yer edinebilmek çok zorlaştı.

Attila İlhan reklamcılığa kabul edilmedi

"Reklam dünyasında ilk yazarlardan biri Özdemir Asaf. Geliyor bir hafta çalışıyor ve gidiyor. Attila İlhan başvuruyor ama işe alınmıyor. Reklam tarihemez insan kaynakları açısından ilginçtir. Bu kitap da bu insanlar üzerinden büyük fotoğrafı çekmeye çalışıyor."

Karşımızda gerçek tüketiciler var

- Türkiye halkı reklam konusunda bilinçli mi?
- K.S: Tüketicide bir değişim var. 90'dan sonra malum tek kutuplu kapitalist sistemli bir dünyada yaşıyoruz. Kapitalizm pazara ihtiyaç duyar. Pazara girebilmesi için de bilinçli tüketiciye ihtiyacı var. Çünkü ne kadar çok bilinçli tüketici olursa, o kadar çok satış olur. Türkiye de 90'lı yıllardan itibaren bu yolda hızla ilerledi. İletişim çağı başladı. Tüketici her bilgiye ulaşabiliyor, ürünleri karşılaştırabiliyor, tercih yapabiliyor. Reklamlar da buna paralel olarak daha çok bilgi veren, daha çok dikkati çekmeye dönük bir hal aldı. Ha reklamı sorguluyor mu tüketici. Tabii ki sorguluyor, her şeyi sorguluyor.
- F.K: Teknolojinin ve iletişimin getirdiği olanaklarla tüketici tepkilerini daha kolay ve yaygın olarak verebiliyor. Yani daha gerçek tüketiciler var karşımızda. Bugün hazırlanan reklamların çoğu tüketici içgörülerini dikkate almak zorunda.