X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ekmeği duvardan çıkardılar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ekmeği duvardan çıkardılar

  • Giriş Tarihi: 27.4.2014

Yıllardır duvarlara graffiti yapan Ulaş Çelik, bu sokak sanatını mesleğe dönüştürerek Türkiye'nin ilk graffiti ajansını kurdu. Çelik bir arkadaşıyla birlikte Erbil'de Barzani ailesinin yedi bin metrekarelik bir evini de boyadı

Sokaklarda dolaşırken mutlaka yazılı ve resimli duvarlara rastlamış "Acaba bunları kim çiziyor?" diye merak etmişsinizdir. Kent estetiğine değer katan çalışmalara graffiti adı veriliyor ve modern sanat tanımına dahil olmak üzere. Zira eserleri milyon dolarlar eden ve yaptıkları işler duvardan sökülerek götürülen graffiti sanatçıları bile mevcut. Güngören'de yaşayan ve 13 yaşındayken duvarlara graffiti yapmaya başlayan 24 yaşındaki Ulaş Çelik, legal sayılmayan bu hobisini mesleğe dönüştürerek Türkiye'nin ilk graffiti ajansını kurdu. Şu an bünyesinde 10 graffiticiye iş imkanı sağlıyor. "Graffiti bende var olma, iz bırakma hissi yaratıyor. Kimsenin olmadığı sokaklarda gecenin bir yarısı gezerek resimler yapmak adrenalin yüklü bir olay. Ben sokakların ürettiği, sokakların var ettiği bir markayım" diyen Çelik, 2010'dan itibaren kurumlardan artan graffiti proje talepleri üzerine Boyalı Eller adlı bir de ajans kurar. Ulaş, 10 metrekarelik bir alanı boyamanın 300 ile 500 TL'ye mal olduğunu ve bu işle uğraşan gençlerin malzeme temin etmekte sıkıntı yaşadığını, bunun da iyi graffitici yetişmesinde en büyük engel olduğunu düşünüyor. Bir anlamda kurduğu ajansın işlevi, bu potansiyeli harekete geçirmek. Ama bunun için kendilerini pazarlayan graffiticiler gibi bir site kurmak yerine, yaptığı işlerle isimlerini duyurmayı tercih ediyorlar.

BARZANİ'NİN EVİNDEN DENİZ MÜZESİ'NE
Özel ve resmi 100 firmaya iş yapan ekibin son işi Irak'ta Barzani ailesi olmuş. Geçtiğimiz ay, Irak yönetiminin önemli isimlerinden Barez Barzani'nin evini bir arkadaşıyla beraber boyayan Çelik "Erbil bu adamdan soruluyor. Burada bir Türk iç mimarlık firmasıyla anlaşmışlar. Onlar da bizi buldu ve 10 yıldır inşaatı devam eden, adeta karısının oyuncağı olan yedi bin metrekarelik bir eve götürdüler. Adamın karısı evi yaptırıp yaptırıp söktürüyormuş. Beş gün kaldık. Girişteki yüksek kubbelere gökyüzü çizdik. Ancak sıkı güvenlik önlemi olduğu için yaptığımız işin fotoğrafını bile çekemedik" diyor. Ulaş Çelik'in önünde şimdi iki büyük proje var. Bunlardan biri Çırpıcı Çayırı'nda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı yeni kent meydanı. Haftaya bu meydanın 700 metrekarelik duvarını graffitiyle süsleyecekler. Ondan sonra da Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'ni boyamak için kolları sıvayacaklar. Çelik'in bütün bu işleri yaparken tek düşüncesi var, o da bu sanata itibar kazandırmak. Bunun için de devlet sanatçısı olmak için başvuracaklarını ve ekibindeki her graffiticiye sanatçı belgesi alacaklarını söylüyor: "Bu graffiti adına büyük kazanım olacak, meşru hale gelecek bu sanat. Bizi beş yıl önce polisler satanist diye kovalıyordu. Şimdi 'Duvara bizim de ismimizi yazar mısın?' diye istekte bulunuyorlar. Biz de sanatçıyız. Sanat etkinliklerine katılıyoruz. Karaköy Banker Han'a yaptığımız graffitilerle New York Times'a bile tam sayfa haber olduk." Resmi ya da özel iş görüşmelerine de normal sokak kıyafetleriyle giden Ulaş Çelik "Takım elbise giyersek ördeğe benzeriz" diyerek gülümsüyor.

GÜNGÖREN BELEDİYESİ'NDEN DESTEK
Kendilerini Güngörenli sayan Boyalı Eller grubuna en büyük desteği de Güngören Belediyesi veriyor. Bu işe başladıklarında sprey boyalarını temin eden belediye, ilçenin birçok duvarını da onlara açarak, kamu yararına graffiti fikrinin doğmasına öncülük etmiş. Bu yüzden de yerli ve yabancı birçok ünlü graffiticinin yolu Güngören'den geçiyor. Çelik gibi graffiti sanatına ilgi duyan Güngörenli gençlerden biri de Yiğit Baykan. İmza olarak 'Vehero' adını tercih eden Baykan, 2004'te Çatalca'dan İstanbul'a taşınınca, bir köprü altında tanıştığı Ulaş ile birlikte hareket etmeye başlamış. "Sokaklarda boş boş boyarken graffiti benim mesleğim oldu. Geçen hafta Sırbistan'a sokak boyamaya gittim. Herkes seni görsün istiyorsun çünkü. Orada detaylı işlerden ziyade hakaret ve küfür içeren çalışmalar var sokaklarda. Ben duvarları, bir tren istasyonunu ve birkaç tavanı boyadım" diyen Vehero, sokakların evleri olduğunu belirtiyor. Çalışmalarında Check'sparow imzasını kullanan Hasan Alveroğlu ise altı yıldır graffiti yapıyor ve kendini yeni nesil sokak sanatçısı olarak tanımlıyor. Eskiden terk edilmiş fabrikaları boyayan genç graffitici, artık geçimini sağladığı Boyalı Eller ile güç birliği yapıyor. Sokaktan ajansa, ajanstan dünyaya açılan genç graffiticiler, hobilerini hem bir mesleğe dönüştürmenin hem de sokakta başıboş gezen onlarca çocuğu bu sanatın içine çekip sokağın karanlığından kurtararak hayatlarına renk vermenin gururunu yaşıyorlar.

Graffiti legal oldu işin tadı kaçtı
Peki illegal bir sokak sanatı olan graffitinin ruhuna aykırı değil mi bu ticari faaliyet? "Yasallaşmış olması, bu sanatın doğuşuna aykırı ama hiçbir akım olduğu gibi kalmıyor ki. Biz yaptığımız işlerden kazandığımızı yine bu sanat için harcıyoruz. Sağı solu boyamak istediğimizde yine boyuyoruz. Spreyler sürekli yanımızda. Kaçak çalışmalarımızı çirkin bir yeri güzelleştirme adına yapıyoruz. Graffiti legal olunca işin tadı kaçtı." cevabını veren Ulaş Çelik, temiz bir duvarı boyayıp yazı yazmanın vandallık olduğuna dikkat çekiyor: "Gezi olayları sırasında duvarlara yazılan yazılar graffiti değil, vandallık. Biz süsleyip bir iz bırakmaya çalışıyoruz. Duvarlara hakaret ve küfür yazmanın graffiti ile alakası yok."