X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 27 Mayıs Türkiye için kırılma noktasıdır
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

27 Mayıs Türkiye için kırılma noktasıdır

  • Giriş Tarihi: 25.5.2014

3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Bayar Gürsoy, 27 Mayıs 1960 müdahalesinin ardından yaşananları anlattı. "27 Mayıs önlenebilirdi' diyen Nilüfer Gürsoy bu ilk darbenin etkisinin hâlâ sürdüğünü düşünüyor

27 Mayıs 1960'ta yaşanan TBMM'ye karşı yapılan müdahale Türkiye Cumhuriyeti'nin yaşadığı ilk darbeydi. Arkası geldi, muhtıralar, 12 Eylül 1980... Ve hatta bir de postmodern darbemiz var. 27 Mayıs'ta başında Adnan Menderes'in bulunduğu Demokrat Parti iktidardaydı, İsmet İnönü'nün partisi CHP ise muhalefetti. Bütün bu süreç Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam edilmesiyle son buldu. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ise idamla yargılandı ve bir süre sonra affedildi. Nilüfer Bayar Gürsoy, eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın kızı. 27 Mayıs'ta babası Celal Bayar ve eşi Ahmet Gürsoy tutuklanıp hapis yatmış. 12 Eylül'e ise Adalet Partisi milletvekiliyken yakalanmış Gürsoy. Timaş Yayınları'ndan çıkan 27 Mayıs Darbesi ve Bizler adlı kitapta, 27 Mayıs sonrası annesi ve üç çocuğuyla birlikte zorunlu olarak Çeşme'de geçirdikleri 4.5 aylık süreci anlatıyor. Gürsoy 27 Mayıs'ı Pazar SABAH'a anlattı...

- 27 Mayıs geliyor, darbenin yıldönümü, ne hissediyorsunuz?
- Yıllar yıllara eklendi, her yıl 27 Mayıs'ta, ister istemez insan geçmişi düşünüyor, muhakeme, mukayese ediyor. Senelerin içinden süzülen netice şudur: 27 Mayıs bir kırılma noktası Türkiye için. Darbeler dönemi açıldı. Ve hâlâ atlatamadık. Normal bir rejim geldi diyemeyiz kolay kolay... Rejim yerine oturmadı.

- Cumhuriyet tarihinin yaşadığı ilk darbe 27 Mayıs. Kanlı bir darbe, insanlar idam edildi...
- Kanlı diyebiliriz. 27 Mayıs sabahı, 'kardeş kavgasını önleyeceğiz' dediler. Fakat kardeşlerden bir tarafı yerdiler, diğer tarafı serbest bıraktılar. O zamanki iftiralar bugünkü gerçekler oldu. Babamı Harbiye'yi imha etmekle suçladılar. Aradan iki-üç yıl geçmedi kendileri Harbiye'yi bombaladılar.

- Darbe bizim ülkemizin genlerine yerleşmiş gibi...
- Diyelim ki suçlu Demokrat Parti'ydi. Ama darbe yalnız Demokrat Parti'ye, siyasi rejime karşı yapılmadı. Bütün değerlere, bizi ayakta tutan kurumlara, orduya yapıldı. EMİNSU'ya (Emekli İnkılap Subaylar Derneği) mensup binlerce subay neden ordudan uzaklaştırıldı, muamma. Hangi kıstaslarla binlerce subay ordu dışı edildi? Yalnız sivile değil, orduya da yapıldı darbe.

- Orduya da darbe yapıldıysa, kim yaptı bu darbeyi?
- Önde görünen ordu deniliyor ama ordu değil. Ordunun içinden çıkan bir cunta. O cuntayı teşkil edenlerin simalarına bakılırsa belki ipuçları çıkar. Pek çok farklı tandanslı kimseler var. ABD ile yakın olanlar var... Bunlar nasıl bir araya geldi, nasıl anlaştılar? Bugün baktığımızda görüyoruz, dantel gibi işlemişler. En ince teferruatına kadar, hatta insanları Yassıada'ya götüreceklerine kadar planlamışlar. DP'liler bir bir evlerinden toplandılar, hazırlık olmadan bunu nasıl yapsınlar? Bütün evleri tespit etmişler.

- Bu hareketi organize edenler kimlerdi?
- Ordu, muhalefete muhalefet de orduya dayandı. Bir yandan muhalefetin dahli var. Üniversitedeki profesörler, Milli Birlikçilere yol göstermeye, akıl vermeye başladılar. Fetva verdiler; resmen 'Şöyle yapın böyle yapın, yoksa siz suçlu olursunuz' dediler. Rejim muhtelif köşelerden ablukaya alındı. Yalnız DP'liler değil bütün millet mağdur oldu. Parlementoya karşı yapıldı. Anayasa değiştirildi. Anayasayı değiştirmek çok büyük bir harekettir, bütün bir rejim, bir hayat tarzı değişiyor.

- 27 Mayıs'tan önce böyle bir şeyin olabileceği aklınıza geliyor muydu ya da babanızın aklına? Var mıydı bu işin emareleri?
- Durumun normal olmadığı kesindi. Mesela 'Dokuz subay hadisesi' (Bir grup asker hükümete komplo kurma iddiasıyla tutuklanıp yargılandı. Bu grubu ihbar eden subay ceza aldı, diğerleri serbest bırakıldı) var. Bu olay olduğunda, Celal Bayar görüyordu tecrübesiyle, sezme yeteneğiyle... 'Üzerine gidilsin' diyor. Fakat dinletemedi. Üzerine gidilmedi o olayın. Ve ihbarı yapan asker suçlu görüldü. Eğer o hadise zamanında açığa çıkarılsaydı belki 27 Mayıs olmayabilirdi. Türkiye'nin daha önce yaşamadığı hadiseler oluyordu, herkes şaşkındı. Bir taraftan ordu mensupları başbakanı adeta elde etmiş... Ordudan bir şey çıkmaz havası vardı. Türk askeri yapmaz diye düşünülüyordu. Fakat bir karışıklık olduğu belliydi.