Kim demiş ki olmaz diye?

Giriş Tarihi: 1.6.2014

Büyük sanayi şirketleri "Yerli otomobil üretelim mi, üretmeyelim mi?" diye düşüne dursun, 'alaylı mucit'lerimiz el emeği göz nuruyla ilk otomobillerini üretti. Kimi tek tek parça topladı, kimi ahşaptan kaporta yaptı. Sonunda ortaya eşi benzeri olmayan yerli otomobiller çıktı

Uzun zamandır yerli otomobil üzerine tartışmalar yapılıyor. Nasıl üretilecek? Kimler yapacak? Makinalar ne şekilde imal edilecek? Elektronik aksamları nereden alınacak? Bu tartışmalar sürerken Anadolu'nun çeşitli yerlerindeki mini minnacık atölyelerde yerli mucitler sessiz sedasız kendilerine göre otomobiller ortaya çıkarmaya başladı. Bazıları yarış arabaları ya da traktörler, kimileri bildiğimiz spor arabalar veya jipler yaptı. Kimi tüm aracı sanayiden topladıkları binlerce parçayı tek tek birleştirerek imal etti, kimi ise marangoz atölyesinde aylarca çalışarak gürgen ağacından kaporta üretti. Bu işe üniversiteler de el attı ve Bursa Orhangazi Üniversitesi'nin hocaları ve öğrencileri el ele verip elektrikli, yüzde 88 yerli bir araç ortaya çıkardı. Ve işte karşınızda Köprübaşı, Hobim, Çınar, Laz Rover, Atmaca ve Tırtıl...

KAYNAK USTASININ HOBİSİNDEN ÇIKAN HOBİM!
Selahattin Gür, Konya'nın Altınekin ilçesi yakınlarındaki Akıncılar beldesinde doğup büyümüş ve tüm ömrü de burada geçmiş. 68 yaşında bir kaynak ustası. Önceleri bisiklet ve motosiklete meraklıymış. Bir bisiklette sistemin nasıl işlediğini çözmeye çalışmış. Kısa zamanda da sonuca ulaşmış. Sıra motosiklete gelmiş. "İsmi üzerinde zaten, bisikletin motorlusu" diye düşünüp işe koyulmuş. Oradan buradan topladığı parçalarla önce güzel bir bisiklet sonra da afilli bir motosiklet ortaya çıkarmış. Bulamadığı parçaları ise atölyesinde kendi imal etmiş. Otomobil merakı daha sonra başlamış. Gördüğü tüm araçların kaportalarını incelemiş. Parçaların birbirine nasıl bağlandığını, kaputun tamponla, çamurlukların kapılarla nasıl irtibatlandırıldığını çözmeye çalışmış. Bu işe yıllarını vermiş ve sonunda "Yahu ne olcak ki bunu ben de yaparım" demiş. Arkadaşları "Ya get ordan, bu bisiklete benzemez, nasıl yapcan ki?" falan demişler. "Görürsünüz!" deyip kestirip atmış. İşe koyulmuş. Kaportayı bir kaportacı arkadaşının da desteğiyle kendi imal etmiş. Motoru ise ıskartaya çıkmış bir Şahin'den almış. Ve bir yıllık uğraş sonunda üstü açık spor bir otomobil ortaya çıkarmış. Bu işe toplam 1000 TL harcamış. İlk denemelerden sonra eksiklerini tamamlayıp yola çıkmış. Beldedeki jandarma komutanının önerisiyle adını 'Hobim' koymuş. Birkaç kez Konya'ya gidip gelmiş. Bir seferinde Konya girişinde trafik polisleri durdurmuş ve yanına gelip "Bu nedir böyle?" deyip şaşkınlıkla incelemeye başlamışlar. Sonra trafik merkezine çekmişler. Binmişler, kullanmışlar, hoşlarına gitmiş. Hiçbir işlem yapmadan anahtarı geri vermişler. Bir ekip amiri onu uğurlarken "Aslında sana ceza kesmemiz ve Hobim'i de bağlamamız lazım ama sen iyi bir iş çıkarmışsın, gençlere ilham kaynağı olursun diye bu garip ve güzel otomobilini azat ediyoruz" demiş. LPG'li olan bu araçla evine, akrabalarına, tarlaya bayıra gidip geliyor. Çok taliplisi olmuş ama satmak istememiş. Hobim'in dört başı mamur olduğunu söylüyor. "Konya'ya gidip geldim. Mardin'e de Londra'ya da götürür beni otomobilim" diyor. Olanak verilse her üç ayda bir tane bundan daha gelişmiş otomobil ortaya çıkarabileceğini söylüyor.

F2 TAMAM ŞİMDİ F1 YAPIP YARIŞLARA KATILACAK

Tufan Yılmaz, Karabük'ün Safranbolu ilçesinde ikamet ediyor ve çiftçilikle uğraşıyor. Bahardan sonbahara kadar toprakla cebelleşen 31 yaşındaki bu genç adam kış gelip de kar bastırınca başka bir boyuta geçiyor. Evinin bahçesindeki atölyesine çekiliyor ve eline kaynak motoruyla ve spirali alıp başlıyor çeşitli araçlar imal etmeye. Safranbolu'nun Konarı köyünde yaşamını sürdüren ve ilkokul mezunu olan Yılmaz, ilçenin sanayi sitesinden topladığı çeşitli parçalarla bugüne kadar tam altı araç imal etmiş. Küçük yaşlardan itibaren otomobillere meraklıymış. 12 yaşındayken eve bir minibüs almışlar ve o aracın sağını solunu kurcalarken işin sırrını da yavaş yavaş çözmeye başlamış. Çıkma araç motorları alarak önce 4x4 bir traktör yapmış. Sonra da aynı traktörün büyüğünden iki tane daha imal etmiş. Şimdi de 2009'da tasarladığı ama bir türlü yapmaya fırsat bulamadığı F2 kategorisinde bir araç ortaya çıkarmış. 400 kilo ağırlığında olan bu araç saatte 150 kilometre hız yapabilen aerodinamik özelliğe sahip. Güçlü süspansiyonları sayesinde her türlü yol koşullarında rahatlıkla kullanılabiliyor. Bu aracın sadece motor aksamını dışarıdan almış ve 7 bin TL'ye mal etmiş. Tufan Yılmaz, beş yaşındaki oğlu Ege'yi sevindirmek için pancar motorundan küçük boyutlu bir araç da imal etmiş. Tırtıl adını verdiği traktörüyle de tüm tarla ve bağ işlerini gördüğünü belirten Yılmaz "Türk insanının imkansızlıklar içinde bile birçok şey imal edebileceğini ispatladım. Yerli otomobil projesinin de bir yerlerinde olmak isterim. Şimdiki amacım bir F1 yapıp yarışlara katılmak ama buna imkanım el vermiyor" diyerek yetkililere bir çağrı yaptı.

ARKADAŞINA GÖNDER
Kim demiş ki olmaz diye?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz