X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cumhur'un başkan seçimi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cumhur'un başkan seçimi

  • Giriş Tarihi: 29.6.2014

Türkiye, 10 Ağustos'ta eskisi gibi bir cumhurbaşkanı değil, 'cumhur'un 'başkanı'nı seçecek. İhsanoğlu'nun Cumhuriyet tarihinin en sınıfsal seçiminde Köşk'e çıkması zor

İstiklal Marşı'nın şairi Mehmet Âkif Ersoy, ölmeden önce Mısır'da Ayn Şems Üniversitesi'nde profesör olan yakın dostu Mehmet İhsan Efendi'ye 'sıradışı' bir vasiyette bulundu. Bu vasiyete göre eğer ölürse üzerinde çalıştığı Kur'an-ı Kerim meali yakılacaktı. Meal üzerinde çalışma görevini Âkif'e Cumhuriyet'in ilanından sonra Meclis vermişti. Âkif ise bu görevi dini hassasiyetleri kendisini tereddütte bıraksa da milli hassasiyetlerle kabul etmişti.
Âkif ölünce, arkadaşı Mehmet İhsan Efendi, vasiyeti yerine getirmeye karar verdi. Meal, İsmail Hakkı Şengüler'in evinin balkonunda büyük bir leğen içinde yakıldı. Hikayeyi babasından dinleyen Alaattin Şengüler'le görüştüm. Alaattin Bey, mealin yakılmasıyla ilgili yeni bir görüş ortaya attı: "Mehmet Âkif Ersoy, CHP yönetiminin Türkçe ezan politikasından rahatsızdı. Yani meali eksik olduğu için değil, CHP'nin politikalarına karşı olduğu için yaktırdı."
İsmail Hakkı Şengüler'in oğlu Alaattin Şengüler'e göre Mehmet Âkif Ersoy, tek parti yönetimine 'ilmi' destek vermiş olmaktan imtina etmişti.
Meali, vasiyet üzerine yakan Mehmet İhsan Efendi, şimdilerde adı CHP ve MHP'nin cumhurbaşkanı adayı olarak gündeme gelen Ekmeleddin İhsanoğlu'nun babasıydı.
Ekmeleddin İhsanoğlu, adını 14. yüzyılda yaşamış iki büyük Türk bilim adamından alıyordu. Bunlardan daha meşhuru Bayburtlu Ekmeleddin'di. Diğeri de Mevlana'nın döneminde hekimlik yapmış bir zattı.
İhsanoğlu da isminin hakkını verdi ve uluslararası çevrelerde adını kabul ettirmiş bir bilim adamı oldu. Belki de tam bu yüzden, yani adı uluslararası çevrelerde fazlaca kabul edilmiş biri olduğu için cumhurbaşkanlığı adaylığı küresel bir plan olarak görülüyor.
Küresel plan teorisine bir komplo olarak bakmak yanlış olur. Zira İhsanoğlu'nun Mavi Marmara gemisinde dokuz Türkiye vatandaşının öldürülmesi ve Mısır'daki darbenin ardından yaşanan idamlara itiraz edememiş olması, hangi uluslararası çevreler tarafından desteklendiği hakkında bir fikir veriyor. İhsanoğlu, Anglo Amerikan ve Suud çizgisine uzak olmayan bir isim.
Gerçi kabul etmek gerekir ki İhsanoğlu -her ne kadar CHP tabanında reaksiyon yaratmış olsa da- CHP ve MHP'nin kendileri açısından çıkarabilecekleri en iyi aday belki de. Kim bilir, cumhurbaşkanını Meclis'in seçeceği eski Türkiye'de, Meclis aritmetiğine bağlı olarak seçilebilirdi de. Eski Türkiye'de Ahmet Necdet Sezer'den çok daha iyi cumhurbaşkanlığı da yapardı. Ne var ki AK Parti adayı karşısında, hele de bu aday Başbakan Erdoğan olursa -ki öyle görünüyor- başarılı olma şansı yok. İhsanoğlu'nun seçimle gelebileceği en iyi yer İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterliği'ydi. Teşkilatın tarihinde ilk kez seçimle genel sekreterlik yapma unvanını kazanmış kişi.

TC TARİHİNİN EN SINIFSAL SEÇİMİ
Ama siyasette seçim demek, kampanya demek, mitingler demek, meydanlar demek. İhsanoğlu'nun miting meydanlarında kalabalıkları coşturacak bir belagatla konuştuğunu hayal etmek zor. İhsanoğlu'nu Erdoğan'ın karşısına aday olarak çıkaran üst akıl, başbakanınsiyaseti, dini hassasiyetlerle değil, milli ve sınıfsal hassasiyetlerle yaptığını, dolayısıyla AK Parti'nin sınıfsal bir parti olduğunu anlamıyor.
10 Ağustos'taki seçim de Cumhuriyet tarihinin en sınıfsal cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. Bugüne kadar cumhurbaşkanlarını askerlerin isteği doğrultusunda Meclis seçti. Ekseriya asker, o olmazsa da askerle uyumlu çalışacak siyasetçi veya bürokrat Köşk'e çıkarıldı. 1989'da cumhurbaşkanı seçilen Turgut Özal bile bürokrat kökenliydi ama cumhur'dan yana bir bürokrattı. Meclis'in seçtiği son Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise devletin bekasını ilgilendiren kritik durumlarda devletin, siyasetin yanında tavır alarak Türkiye'nin dönüşüm sürecinde önemli rol üstlendi.
Halkın seçeceği cumhurbaşkanının ise Erdoğan gibi güçlü bir halk desteğine dayanması gerekiyor. Aslında mesele şu: Türkiye eskisi gibi bir cumhurbaşkanı seçmeyecek, 'cumhur' 'başkanı', bir başka deyişle cumhur'un gerçek anlamda reisini seçecek. Birleşik kelime ayrılırsa bu seçimin neyin seçimi olduğu daha iyi anlaşılır. Yani yeni Türkiye ile eski Türkiye'nin farkı bir 'space' tuşu ötede.

KAHİRE DOĞUMLU
Ekmeleddin İhsanoğlu 26 Aralık 1943'te Mısır'ın başkenti Kahire'de doğdu. Babası Yozgatlı müderris İhsan Efendi, annesi Rodoslu bir Türk ailesinin kızı olan Seniye Hanım.
İhsanoğlu, Ayn Şems Üniversitesi Fen Fakültesi'nden mezun oldu. El Ezher'de yüksek lisans yaptı, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nde doktorasını tamamladı, ardından İngiltere'de Exeter Üniversitesi'nde doktorasonrası çalışmalar yaptı.1984'te profesör oldu.
Yaklaşık çeyrek asır İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi'nin (İRCİCA) Genel direktörlüğünü yürüttü. Dokuz yıl İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterliği yaptı. İyi derecede Arapça ve İngilizce biliyor. Farsça ve Fransızcası da var.