X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İdol kadın sadece sevilmek istemiş
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İdol kadın sadece sevilmek istemiş

  • Giriş Tarihi: 6.7.2014

20. yüzyılın idol kadınlarından Grace Kelly bir biyografi kitabıyla çıktı karşımıza. Eylülde de Grace of Monaco filmini izleyeceğiz. O tapılacak bir kadındı belki. Ama işin özü, bu efsanevi kadının tek bir isteği vardı; sevilmek

Prenses olmak için kraliyet mensubu ya da aristokrat olunması gerekmediğini 20. yüzyılda herkese kanıtladığı için belki de bu kadar seveni var Grace Kelly'nin. Marilyn Monroe, Audrey Hepburn'le birlikte Hollywood'un 50'lerdeki efsanevi üç güzelinden biri olmasına rağmen onun yeri ayrıdır birçok insanında gönlünde. O, Monroe gibi arzulanan kadın değildir ya da Hepburn gibi aristokrat kökenli bir güzel. Zengin bir ailenin 'dışlanan' çocuğudur o. Ama bu dışlanmadır onu var eden bir anlamda. 1929'da Büyük Buhran'ın yaşandığı günlerde Philadelphia'da dünyaya gelir. Buhranın yarattığı ekonomik sıkıntılardan ailesi pek etkilenmez. O da bol odalı bir evde, iyi bir eğitim alarak yetişir. Fakat başarı takıntılı babasının ona karşı hep mesafeli davranması, küçük görmesinin yarattığı huzursuzluk Grace'i hayatı boyunca huzur arayışına iter. Özellikle de erkeklerde... Belki de bu huzursuzluktur Grace'i kendi ayakları üzerinde durmaya iten ve kendi yolunu çizmesine neden olan? Ama zaten ailesinin onun için çizdiği yol da yol değildir. İtibarlı bir ailenin, zengin ve yakışıklı oğlu ile evlenmesidir ailenin isteği. Fakat o, eşcinsel olduğu için ailesinin uzak durduğu tiyatrocu amcasının yolundan gider. Sahneye çıkmak, oyunculuk yapmak ister. Bunun için de ailesine karşı çıkarak New York'taki Amerikan Drama Sanatları Akademisi'ne girer. Ama ne yapsa olmayacaktır. Özellikle de babası hep başarılarını küçümser. Ne Oscar almasını ne Monaco Prensesi olmasını önemser.

HITCHCOCK ONA AŞIKTI!
Güzeldir güzel olmasına Grace Kelly ama yeteneklerini çalışarak elde eden oyunculardandır. Kendini her zaman zorlar. Hollywood'a tepeden inenlerden ya da türlü ilişkilerini kullanarak zirveye çıkarlardan değildir. Broadway oyunları, TV dramaları sonrasında filmlerde rol alır. Lakin Hollywood'daki stüdyoların sömürü düzenini çabuk kavrar. Belki de bunun için Hollywood'dan pek de haz etmez. Lakin şanslıdır, Fred Zinnemann, John Ford ve pek tabii Alfred Hitchcock onun yeteneklerini fark edip onunla çalışırlar. Özellikle Hitchcock ona hayrandır. Kimilerine göreyse âşık. Bunun için onun vazgeçilmez sarışınlarından biri olmuştur. Hitchcock da ona ilgisini gizlemez, "O seksapeldeki incelik, o zarafet, beni mest etti. Grace ile bir şeyleri keşfetmek zorunda kalırdınız" diyecekti. Kahraman Şerif'in saf ve idealist Amy Kane'i, Magombo'daki narin Linda, Cinayet Var'ın zengin, ketum Margot'su, Arka Pencere'nin modern, sofistike ve tarz sahibi Lisa'sı, Prensesin Aşkı'nın Prenses Alexandra'sı gibi farklı farklı kadınları oynar beyazperdede. Ama en çok Oscar aldığı Taşralı Kız filmindeki performansıyla hatırlanır. Çünkü gerçekten güçlü bir oyunculuk vardır bu filmde.

STÜDYOLARA KAFA TUTTU
Sarışın, zarafet sahibidir ama güçlü ve korkusuz bir kadındır. Hollywood'da stüdyolara bayrak açtığında 'Kariyerin bitecek dikkat et' uyarılarına aldırmaz. Bu sayede Oscar olacağı Taşralı Kız filminde oynar. Dönemin gazeteleri ve dergilerinde yazıldığı kadar sevgilisi olmadığını Donald Spoto'nun yazdığı Artemis Yayınları'ndan çıkan biyografisinden öğreniyoruz. Yine onunla her tanışan erkeğin ona âşık olduğunu da. Lakin o doğallığın, içtenliğin ve huzurun peşindedir. Oleg Cassini ile yaşadığı inişli çıkışlı ilişki evliliğin kıyısından dönünce biraz boşluğa düşse de aradığı huzuru Monaco Prensi Alfred III. Rainier de bulur. Bir küçük görüşme sonrasında başlayan mektuplaşmalar büyük bir aşka dönüşür ve Grace, III. Rainier ile evlenir. Huzuru da bulur. Fakat bu huzurun bir bedeli vardır. Aktris Grace Kelly'den vazgeçmelidir. O da vazgeçer, ülkesinin prensesi olur. 1982'de bir trafik kazasında 52 yaşında ölmesi onu daha fazla efsaneleştirse de aslında o yaşarken efsane olan kadınlardandır. 25 yaşında kariyerinin zirvesindeyken Grace'ye soruyorlar "Gerçek Grace Kelly kimdir?" diye. O da "Henüz gerçek Grace Kelly yok. On yıl sonra gelin, size o zaman anlatırım. Ben de hâlâ gerçek Grace Kelly'yi arıyorum" diyor. O on yıl sonra Monaco Prensesi'dir. Evli ve çocukludur. Aradığı Grace'i de bulmuştur. Belki de ailesi özellikle de babası onu dışlamasa, diğer çocuklara verilen sevgi ondan esirgenmese, o da ailesine karşı kendini ispatlamak için hiç de büyük yıldız olma yoluna girmeyecekti. Çünkü High Society filminde canlandırdığı Tracy Lord'un dediği gibi o tapılmak değil, sevilmek istiyordu. Ama iyi ki o, ailesine kendini ispat etmek istemiş, yoksa biz gerçek bir prensesten, muhteşem bir güzellikten ve tabii ki iyi bir oyuncudan mahrum kalacaktık.

HOLLYWOOD'DA TEK DEĞER SANKİ PARA
Grace Kelly Hitchcock'la çalışmayı seviyordu. Ama Hollywood'a mesafeliydi. Bunun sebebini de şöyle açıklıyordu: "Aslında Hollywood'u pek sevemedim. Orada tek değer paraymış gibi görünüyor. Hatta bana, her arkadaşlık, her evlilik, servete veya bir tarafın kariyer kazancına dayanıyor gibi gelirdi. Çok fazla mutsuz insan gördüm. Gerçekten sefil olmuş insanlar. Çok fazla alkolik, sinir hastası. Dışardan bakılınca çok parlak görünür ama gerçekte öyle değildir.

KİM DEMİŞ GRACE SOĞUK DİYE
Grace Kelly'ye atfedilen soğuk kadın imajının aslında bir yanılsama olduğunu bakın James Stewart nasıl anlatıyor: "O hiçbir zaman soğuk değildi. Grace'in her hali güzeldi. Kocaman sıcak gözleri vardı. Onunla bir aşk sahnesinde oynasaydınız onun soğuk olmadığını anlardınız." Cary Grant da onun sıcak bir insan olmasıyla ilgili şunları söylüyor: "Herkese karşı dostça davranır.Şımarık davranışlar, yıldız kompleksi yoktur onda." Ava Gardner "Muazzam bir hanımefendiydi ve çok eğlenceli biriydi" derken arkadaşı Rita Gam "Karşılaştığım en muhteşem yaratıklardan biriydi. Hiçbir sahte tavrı, gösterişi yoktu" diyecekti.