X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Derdimizi anlatamıyor, anlaşamıyoruz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Derdimizi anlatamıyor, anlaşamıyoruz

  • Giriş Tarihi: 14.9.2014

Türkçeyi ne kadar iyi kullanıyoruz? Sorun 'de' 'da' ayrımının ötesinde. Tablo vahim. Beş cümleyi arka arkaya hatasız yazamaz durumdayız. Uzmanlar "Okuduğumuzu anlayamaz, derdimizi anlatamaz hale geldik" derken TDK Başkanı isyan ediyor: "İçim yanıyor!"

"Her hangi bir Ağustos günü yalnız başıma dolaşıyorum. Hava'da bizimle oyun oynuyor adeta. Bir çok insan gibi bende sıcaklardan ve nemden bunaldım. Tabiki her şeyin olduğu gibi bununda çaresi var. Hiçbir şeye gerek yok, bir çay yeter öyle değilmi?" Yukarıdaki beş cümlelik paragrafta görülen yazım yanlışları karşısında "Bu ne şimdi?" diyebilirsiniz. Bu, "Türkçeyi ne kadar doğru kullanıyoruz?" sorusuna cevap aramak için yaptığımız küçük bir anketin sonucu. Elimize metni alıp, sokaktaki yurttaşlardan bu paragrafı yazmalarını istedik. İşçi, emekli, üniversite öğrencisi, öğretim görevlisi, mühendis birçok meslek grubundan insan bu ankete katıldı. Sonuç: Bu beş cümleyi hatasız yazana rastlayamadık. Yıllarca Türkçe üzerine yazılar ve kitaplar yazan yazar ve emekli öğretim görevlisi Feyza Hepçilingirler "Yaptığınız test de göstermiş durumumuzu. İnsanlar, arka arkaya dört-beş cümleyi hatasız kuramıyorlarsa ne durumda olduğumuzu görmek için başka örnek aramaya gerek yok. Türkçeyi kullanma konusunda durumumuz çok vahim" diyor. "İçim yanıyor" diyen Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa S. Kaçalin'e göreyse 'yangının içindeyiz ama yangına alıştık.' 'Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir' derler. Aslında bu vahim tabloyla karşı karşıya kalacağımız, Türkçe konusunda uzman ya da hassas olan kurumlar ya da insanlar tarafından yıllardır dillendiriliyordu. TBMM'de Meclis Araştırma Komisyonu kurulup raporlar hazırlandı. Kimi kurumlar Türkçenin Çağdaş Sorunları başlığı ile paneller, sempozyumlar düzenledi. Birçok araştırma yapıldı. Ama anlaşılan Türkçeyi doğru kullanma konusunda toplumda pek farkındalık yaratılamamış. Çünkü gelinen noktada tehlike çanları bir başka çalıyor artık. İki insanın birbiriyle anlaşabilme koşulları yavaş yavaş ortadan kalkıyor mu diye kaygılanmamak işten bile değil. Hepçilingirler "Artık birbirimizle anlaşamayacak duruma gelmekten öte, yaptığımızı anlamayacak duruma da geldik" diyerek bu vahim durumu çarpıcı bir örnekle anlatıyor: "Facebook'ta dolaşan zeka testlerinden birini uygulamış bir arkadaş. 90-120 arasındaki sonucun normal, 120-140 arasındaki sonucun ise deha ölçütü sayıldığı bir test bu. Arkadaş aldığı 135'lik sonucun kendisini 'dahi' ilan etmeye yettiğini anlamadığı gibi, geri zekalı çıktığını sanıyor ve durumu, '135 ben biraz kıt kafa oldu:)' diye özetliyor. Arkadaşı da onu avutmak gereğini duymuş: '135 kıt kafa diil yaw'. 'Kıt kafa'nın ne olduğunu sormanın da gereği yok, 'yaw' sözcüğünün hangi dile ait olduğunu sormanın da... Sondaki iki nokta ve kapama parantezine bir şey demiyorum artık." Kaçalin ise "Atatürk'ün Nutuk'unu, Ahmet Haşim'i sözlüksüz okuyamaz hale geldik. Türkçe küçük görülüyor. İngilizce konuşmak fazilet sanılıyor. Bir toplumsal kompleks yaşıyoruz. Bundan vazgeçmeliyiz. Kelimeleri yanlış kullanıyoruz. Mesela reklamlarda 'Koşulsuz şartsız' diye bir ifade var. Ben kime gideyim, kimden hesap sorayım bu yanlış kullanım için" diye adeta isyan ediyor.

TÜRKÇEYİ YANLIŞ KULLANIYORUZ

Türkçenin kullanımıyla ilgili yapılan araştırmalardaki sonuçlar da çarpıcı. 2013'te yapılan bir araştırmaya göre Türkçenin güncel sorunları listesinde ilk sırada dilin özensiz ve yanlış kullanımı var. Oysa 2007'deki Meclis Araştırma Komisyonu'nun hazırladığı raporda bu madde dördüncü sıradaydı. Bu da toplumda Türkçenin doğru kullanımının umursanmadığının acı bir göstergesi... Hepçilingirler dili özensiz ve yanlış kullanmamız konusunda zihnimizdeki çarpıklığı ya da 'savunma mekanizmasını' şöyle anlatıyor: "Eğri gemi, doğru sefer' mantığı her işimizde, en çok da konuşurken ve yazarken uygulanıyor. 'Karşımdaki anlıyor ya! Yeter' diye düşünüyor kimimiz. Anlamıyor. Anlamış gibi davranıyor olabilir ama anlamıyor. Doğru söylemezseniz karşınızdaki kişi, söylemeyi beceremediğiniz şeyi nasıl anlasın?" Peki bu anlamama, iletişim kuramama halinin ne gibi sonuçları oluyor dersiniz? Popüler bir kavram karşımıza çıkıyor: İletişim kazaları. Malum şimdilerde belki kağıt kalemle olmasa da her gün ellerimizdeki akıllı telefonlarla, bilgisayarlarla yazı yazmaya devam ediyoruz. Kah tweet giriyor, WhatsApp'tan mesaj atıyoruz, kah Facebook'ta yorum yapıyoruz. Mektubun yerini e-postaların almasının üzerinden epey vakit geçti. Yani sürekli yazışarak iletişim kurma halindeyiz. Ama kendimizi doğru ifade ettiğimize emin miyiz? Yanlışlıkla söylenmiş ya da yazılmış cümlelerin insanların başına türlü türlü dertler açması olağan hale geldi. Hepçilingirler "Kendini yanlış ifade eden kişi 'onu demek istememiştim' diyemediği için, ya söylediğinin arkasında durmaya çalışıyor ki bu, onu büsbütün zor durumda bırakıyor ya da 'Siz beni yanlış anladınız' deyip suçu karşı tarafa yıkıyor. Cinayete kadar varan gerilimlerin arkasında ne var? Anlaşmazlıklar... Yani? Anlaşmazlık nedir? Birbirini anlamama durumu... Başka sorum yok!" diyor.