X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Futbola ses veren adam 60 yaşında...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Futbola ses veren adam 60 yaşında...

  • Giriş Tarihi: 28.9.2014

Futbol tarihindeki en unutulmaz gol sevincinin, "Tardelli çığlığı"nın sahibi İtalyan Marco Tardelli 60 yaşına girdi. Ve en saf haliyle, sevincin, gururun, mücadelenin sesi olan o çığlık, bu oyun ruhunu yitirmedikçe yankılanmaya devam edecek

Yumrukları sıkılmış... Kollarındaki damarlar yerinden fırlayacak adeta... Başını iki yana sallayarak, gözünde yaşlar, belli bir adres düşünmeden çılgın gibi koşuyor. Bir yandan da hiç durmadan bağırıyor: "Gol... Gol... Gol..." 1982'nin 11 Temmuz günü, Batı Almanya'ya Dünya Kupası finalinde attığı gol sonrası tarihe geçen o unutulmaz gol sevincinin kahramanı Marco Tardelli, 60 yaşını devirdi dört gün önce. Sayısız derginin, kitabın kapağını süsledi Tardelli'nin gol sevinci. Her birinden telif alsa dünyanın belki de en zengin insanıydı şimdi. Önceden düşünülmüş bir koreografi yok. Mesaj yok. Dans yok. Sadece, en katıksız en yoğun haliyle, gurur, sevinç ve coşku... Tarihe "Tardelli çığlığı" diye yazdılar o anı. Ya da bazılarının deyimiyle "Tardelli ağlaması..." Yeşil sahaların gördüğü en unutulmaz gol sevincinin sahibi olarak futbol kitaplarına geçti Tardelli'nin adı. 1974'te üçüncü lig takımı Pisa'da oynarken, önce bir üst lige, Como'ya, hemen ertesi sezon da İtalyan devi Juventus'a transfer oldu. İki senede iki lig birden yükselmiş, kendini şampiyonluk favorisi siyah-beyazlı formayı giyerken bulmuştu. Juventus'la üç Avrupa Kupası'nı da kazandı. Beş kere lig, iki kere de İtalya Kupası'nı kaldırdı. Finaldeki golü sonrası hiç durmayacakmışcasına yaptığı o koşu boşuna değildi. Çocukken iki tutkusu vardı: Futbol ve atletizm. Como'da oynarken ülke çapındaki bir şampiyonada 800 metrede finallere kaldı. Aynı 19 yaş altı turnuvasında da final maçı vardı. Tercihini koşmaktan yana kullandı. Ancak kulüp yöneticileri çok kızıp rest çekince final için sahaya çıktı, 800 metreyi koşmadı. Bir karar, bir tercih sadece Tardelli'nin değil belki de dünya kupalarının da tarihini değiştirdi. Tartan pistte değil belki ama koşmaya devam etti Tardelli. Önce Liam Brady'nin arkasını topladı, orta alandaki bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle... Brady 1982'de Sampdoria'nın yolunu tutunca, bu kez Platini ve Boniek'in yerine de koştu. Futbolun son sanat eseri Brezilya'yı durdurmak için Socrates'e, Zico'ya karşı koştu. O efsane Brezilya'yı elediklerleri için milyonların onlara yolladığı "negatif elektriğe" karşı koştu. Baştan beri zaten hiç şans vermedikleri takımı, oyuncuların eşleri kampı ziyaret ediyor diye hedef tahtasına oturtan İtalyan basınına karşı koştu.

CENNETE GİDİP GERİ GELDİ

Final akşamı, beraberlik için saldıran "geriden gelme uzmanı" Almanlar'ın umutlarına hançeri saplayan ikinci golü, o füzeyi Toni Schumacher'in kalesine gönderdiğinde, yerden kalkıp yumruklarını sıkarak "Gol" diye haykırırken, sadece bir gol sevinci değildi yaşadığı. "Ölmeden önce insanın hayatı gözlerinin önünden geçer derler. O gole sevinirken benim de tüm hayatım geçti gözlerimin önünden" diye anlatacaktı yıllar sonra o anı. Haklıydı... Dünyevi bir mutluluk değildi onunki. Tardelli o gün, bir an için cennete gidip gelmişti besbelli. Zor bir çocukluktu onunkisi. Toscana'nın kuzeyinde dağlık Garfagnana'da doğup büyüdü. Babası yol işçisiydi. Dört kardeştiler. Kendi deyimiyle çocukken hiçbir şeyleri yoktu ama o gene de çok mutluydu. Gol sevincine kattığı ruh, bugün bininci kez seyrederken dahi insanın tüylerini diken diken eden o adanmışlık, o tarifi imkansız mutluluk ve gözyaşlarına karışan çığlık, doğduğu günden beri yaşadıklarının, geçtiği yolların bir sonucu, içine attığı tüm seslerin dışa vurumuydu. Tıpkı kendisinin söylediği gibi, "O çığlık zaten hep içindeydi. Ve 11 Temmuz'da tüm dünya duydu." Edvard Munch'ün final maçından yaklaşık 90 yıl önce imza atığı ölümsüz tablosu "Çığlık"ın futboldaki karşılığıydı onunkisi. Munch "Doğanın çığlığını duyduğunu" söylemişti. Tardelli'nin çığlığını duyanlar da en saf haliyle sevincin, hırsın, hayallerin, başarının sesini işitti. En profesyonel düzeyde en amatör ruhla savaşmanın, azmin sesini, kısacası "gerçek futbolu" işitti. Ve mahalle arasından 100 bin kişilik statlara kadar, futbol her nerede yaşatılıyorsa orada duyulacak Tardelli Çığlığı... İlham verecek. Güç katacak. Futbola neden aşık olduğumuzu haykıracak. Ve bu oyun "ruhunu teslim etmedikçe" de yankılanmaya hep devam edecek. Nice yaşlara Tardelli...