X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu kargalar sahneyi sallar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu kargalar sahneyi sallar

  • Giriş Tarihi: 5.10.2014

Türkiye'de 80 öncesi dönemde müziğe gönül veren, İstanbul gece kulüplerinde hafif batı müziğinin önde gelen isimlerinin şarkılarını seslendiren bir grup isim bir araya geldi. Aralarına Cihan Ünal ve Suna Yıldızoğlu'nu da alan Kargalar Kafeste müzik grubu, İstanbul gecelerinde rüzgar gibi esecek

Kargalar Kafeste isimli bir müzik grubu kurmak reklamcı Suat Kamçılı'nın fikri. 60'ların Dean Martin'li, Frank Sinatra'lı zamanlarına hayran olan Kamçılı'nın müzik tutkusu öyle güçlü ki sabahları çocuklarını Dena Martin'in Good Morning Life isimli şarkısıyla uyandırırmış.Yurtdışında izlediği şovların da etkisinde kalan Kamçılı, ruhunu her gün yaşattığı Dean Martin anısına bir grup kurdu. Las Vegas'ın meşhur Rat Pack Şovu'nu Haldun Dormen ile beraber hayata geçirdi. Bir sonraki adım Dino Show- Kargalar Kafeste idi. Türk, Amerikan, İtalyan kültürünü içeren müzikleri bir araya getiren grup, 60-70'li yılların müziklerini yaşatmak için yola çıktı. Grup sahnede, Tanju Okan, Ayten Alpman, Fecri Ebcioglu, Frank Sinatra, Dean Martin, Sammy Davis Jr.'ı yaşatmak için üç sezondur sahne alıyor. Ancak bu yıl ekip içine bir çok ismi katarak büyüdü. Asıl şov şimdi başlıyor diyor Suat Kamçılı. Biz de önümüzdeki günlerde sahne alacak ekiple bir araya geldik. Bir çoğu müziği yıllar önce bırakmış müzisyenlere, yıllardır ortalarda görünmeyen Cihan Ünal ve Suna Yıldızoğlu'na bu grupta olmanın nasıl bir ruh hali olduğunu sorduk.

Gökhan Abur
Türkiye'de çok şey değişti

"Hem bir yayın kuruluşunda meteoroloji sunucusuyum, hem de bir üniversitede öğretim görevlisiyim. Suat birkaç yıl önce müzik yapma teklifiyle geldiğinde geçmiş günlerdeki anılarım canlandı. Çünkü uzun süre ara vermiştim müziğe. Meslek yaşantımın hiçbir döneminde kendimi kenara itilmiş hissetmedim, müziği kendi kararımla bırakmıştım. Türkiye'de 80'den sonra çok şey değişti. Müzik değişti, para el değiştirdi. Birçok şey değişince, bizim gibi adamların belli yerlerde müzik yapma şansı azaldı. Müzikle uğraştığım yıllarda Şişli'den Taksim'e kadar en az 10 gece kulübü vardı. Ve oralarda çok iyi orkestralar çalardı. Şimdi yeniden bu tarz bir orkestranın içinde olmak büyük keyif veriyor bana."

Korkut Koray
Yaşlı müzisyen makbul değil

"Piyasadaki işverenlerin hiçbiri belli bir yaştan sonraki sanatçılarla çalışmak istemiyor. Ne çalarsa çalsın hatta çalamasın, genç biri olsun istiyorlar vitrinde! Oysa müzik yaşa bağlı değil, enerjiye bağlı bir şey. Erkin Koray'ın kardeşiyim. Biz abimle yeni bir müzik ekolü başlattık. Saçlarımızı uzattığımız için peşimize "Sen kız mısın?" diye düşmüşlerdi. Müziğin yanında bunlarla uğraştık. Oyuncak saksafonu gerçek saksafon diye almaya gitmiştik, o kadar cahil ve bilgiden mahrumduk o yıllarda. Yokluklar vardı."

Muzaffer Uludağ
Arabesk başladı sahneyi bıraktım

"Arabesk dönemi başlayınca, 1979 yılında sahnelerden çekildim. İdealist adamım, arabeske kayamazdım. Bir televizyon programında konuklara 'Gelmiş geçmiş Türkiye'nin en iyi yorumcu kimdi?' diye sordular. Gani Müjde 'Muzaffer Uludağ'dı' dendi, 'Öldü' dediler benim için. Ben öyle çekildim piyasadan... Ama şimdi bu orkestraya dönüyorum. Söylediklerimin yabancıların besteleri olması önemli değil, Tom Jones söylesin, Frank Sinatra söylesin, ben diyorum ki 'Bestecisi ne yapmak istemiş?' İçimde yanıyor o ateş."

Önder Bali
Yurtdışına açılacağız

"Grubun en yaşlısı benim. Piyano çalıyorum. Üç kişi başladık ama iş büyüdü. Türkiye'de orkestralar var, 'eller havaya' yapıyorlar, iş bitiyor. Bizim amacımız bunu yurtdışına taşımak. Bizim yaptığımızın Las Vegas'ta yapılan şovlardan hiçbir farkı yok, daha iyiyiz. Hem şov, hem müzik, hem eğlence olacak sahnede. Çok keyif alıyoruz, dört buçuk saat sahnede kalıyoruz, bu performans inanılmaz."

Cihan Ünal:
Benim tadıma beni tanıdıkça varırlar

- Nerelerdesiniz?
- Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi'nde tiyatro bölümünde 10 senedir ders veriyorum. Bu arada Girne'yi çok sevdim ve oraya yerleşmeye karar verdim. İşim oldukça Türkiye'ye geliyorum.

- Neden dizi ya da tiyatro yapmıyorsunuz?
- Tiyatro yapmayı düşünüyorum ama tiyatro yapmanın da keyfi azaldı. Birçok tiyatro kapanıyor. Son dönemde dünya tiyatrosu da dahil çok iyi yazar yetişmiyor. Çok dizi teklifi geliyor ama titizim ve seçiciyim. Huzurlu ve mutlu olmayacaksam sırf para kazanmak için dizi ya da bir filmde oynamam. Yarım asrı sahne üzerinde geçirdim bana yakışır bir şey yapmam lazım.

- Müzik nereden çıktı?
- Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olduğun 1969-70 sezonunda Damdaki Kemancı'yı sahneledik. Oradaki ilk rolüm fakir kemancıydı ve onun bir şarkısı vardı. Tiyatro yaşamıma müzikalle başladım. Sonra Don Kişot, arkasından Yedi Kocalı Hürmüz ve Zuhal Olcay'la Evita... Bunlar hep müzikaldi. Müziğe uzak değildim. Tiyatroda beni takip edenler, müzikle uğraştığımı bilir. Bir rolantiye almıştım sahne yaşantımı ama bu arada Frank Sinatra, Dean Martin, Sammy Davis gibi isimlerin Rat Pack ismini verdikleri bir grupları var. Onları izleyerek özeniyordum. Ben de onlar gibi şarkılar söyleyerek, sahnede eğlenmek istedim.

- Şu anki müziği nasıl buluyorsunuz?
- Nedir para getiren şey; zıplayacaksın, hoplayacaksın, sözcükleri yan yana getirip, çıstak çıstak yapacaksın, bunlar hoşuna gidiyor insanların. Öyle yanlışlarla dolu bir müzik ortamı var ki, kötüye alışmış bir toplum da var. Çıtayı yüksekte tutmak gerekir. Bunları da sunmak bizim görevimiz galiba. Evime bir piyano aldım çalışmak için. Önder Bali geldi, onunla çalıştım bir süre, provalar yaptık. Şan çalışıyorum.

- Sizi hep ciddi hallerinizle biliyoruz, sahnede biraz daha sempatiksiniz sanırım...
- Siz beni ciddi buluyorsunuz çünkü izlediğiniz şeylerden bazı kodlamalar bunlar. Aslında komik biriyim ama gizli komiğim. Durum komedisi seviyorum. Benim tadıma beni tanıdıkça varır insanlar...

Suna Yıldızoğlu
Böyle kapalı giyinmek mecburiyetinde misin?

- Nasıl girdiniz bu gruba?
- Grubun Marilyn Moonre'suyum. Dean Martin'e âşık olduğum için bu gruba alındım. Ben de bana bir Dean Martin bulunacak diye gruba girdim.

- Nerelerdeydiniz peki?
- 2000 yılında sahne, oyunculuk her şeyi bıraktım. Çok sıkılmıştım, yaptığım işten tatmin olmuyordum. Suna Yıldızoğlu oldum ama ruhumu tatmin etmek için başka işe girme imkanım yoktu Türkiye'de. Çocuklarımı aldım ve Avustralya'ya gittim. Orada kimse beni tanımıyor, ben kimseyi tanımıyorum. 47 yaşımdaydım gittiğimde. Beş lisan biliyorum mutlaka bir iş bulurum diye düşündüm. Baktım iş bulamayacağım, kendi işimi açtım. Sıfırdan başlamıştım orada. Ama işlerim iyi gitti. 29 Ekim benim Türkiye'ye gelişimin 40. yılı. Bu tarzı ve bu tarzın insanlarını çok seviyorum o yüzden bu orkestrada olmak büyük keyif veriyor.

- Türkiye'de belli bir yaşı geçtikten sonra insanlar bir kenara itiliyor sanki...
- Benim piyasayı bırakmamdaki sebeplerden biri buydu, "Ben seni bırakırım, sen beni bırakamazsın" diye düşündüm. Bir psikiyatrist arkadaşım birgün dedi ki "Suna Türk erkeğiyle birlikte olduğunda parasal ya da güç olarak ondan aşağıdaysan, daha da tekmeler, ezer. Herhangi bir konuda yukarıdaysan aşağıya çekmek ister." Gençken büyük bir gazino vardı Ankara'da, parlak mavi bir tayt giydim sahneye çıkmak için tüm hatlarım ortada. Gazino sahibi, "Böyle kapalı giymek mecburiyetinde misin?" dedi. Şaşırdım tüm vücudumun hatları ortada oysa... Adam "Türk erkeği et görmek ister" dedi. "Kasaba gitsinler" dedim, kovuldum.

- Bu grup size ne hissettirdi?
- 60 yaşımdayım. Bu grup bana çok iyi gelecek. Bu yaşta keyifli biçimde para kazanmak ve huzur istiyorum.

Yalçın Özden
Yozlaşmış bir müziğimiz var, bu nefes gibi gelecek

"İzmir Etap Oteli'nin barında şov yapardım arada da şarkıcılar şarkı söylerdi. Merdivenlere kadar dolardı. Bu grup içinde böyle bir bağlayıcı unsur ihtiyacı olunca Suat Kamçılı beni buldu. Ben de şarkı söyleyeceğim ama genelinde komedi ve bağlayıcı unsur olarak bu ekipteyim. Bizi izleyenler kaliteli izleyici oluyor. Bu karşılıklı alışveriş de iyi hissettiriyor. Yozlaşmış bir müziğimiz var, bu nefes gibi gelecek. İnsanlar konuşur gibi şarkı söylüyor, ayılıyor bayılıyor. Çok sıradanlar artık genç müzisyenler. Eleştirmek de istemiyorum ama durum bu. Bir melodi yok, beste yok, ekstrem sesler çıkmıyor, çıksa da yok olup gidiyor. Eski romantik dönemin şarkılarını söylemek ve böyle şarkıları söyleyen bir ekipte olmaktan çok mutluyum."