X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Aynı takımdaki yakışıklılarız
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Aynı takımdaki yakışıklılarız

  • Giriş Tarihi: 26.10.2014
Aynı takımdaki yakışıklılarız
Aynı takımdaki yakışıklılarız

Mehmet Günsür ve Kerem Bursin, Çağan Irmak'ın 29 Ekim'de vizyona girecek olan filmi Unutursam Fısılda'da iki yakın arkadaşı canlandırdı. Filme kadar birbirini tanımayan ikili, çekimlerden sonra iyi arkadaş olmuş

Mehmet Günsür ve Kerem Bursin oyunculukla yetinemeyecek kadar sektöre dair heyecan duyan tipler. Bu nedenle ikisinin de ayrı ayrı fikirleri ve projeleri var. Günsür bir web dizisi çekiyor

Beyaz perdede duygusal, romantik, aşk dolu, müzik dolu bir film izlemeyi özleyenler hazırlansın... Çağan Irmak Unutursam Fısılda'yla geliyor. Üstelik ekip bomba! Mehmet Günsür, Zeynep Farah Abdullah, Kerem Bursin... Çağan Irmak'ın yeni filmi Unutursam Fısılda, 70'lerde geçiyor. İki ses sanatçısı kardeş olan Hanife (Işıl Yücesoy) ve Ayperi'nin (Zeynep Farah Abdullah) hikayesi anlatılıyor filmde... Unutursam Fısılda filminin oyuncularından Mehmet Günsür ve Kerem Bursin ile birlikte röportaj yapmak için Galata Big Chefs'e gittiğimde, Günsür köşede bir masada oturuyordu. Kot gömleği, pantolonu ve harika taranmış saçlarıyla... Etrafı izliyordu. Kocaman bir gülümsemeyle karşıladı beni. İlk anda insanı rahatlatan bir enerjisi var. Yüzünden gülümseme eksik olmuyor. "Yukarıda üstümü giyip geleyim" dedi. Röportajın diğer yarısını, Kerem Bursin'i beklemeye koyuldum. On dakika sonra o da çıkageldi. Bursin, genç kızların son dönem favori isimleri arasında. Upuzun biri olduğunu sanıyordum, değilmiş. Üstünü değiştirip yanımıza gelen Günsür'le sanki bu filmde tanışmamışlar da, yıllardır birbirlerini tanıyorlarmış gibi bir halleri vardı. Sohbet ettikçe anladık ki, birbirlerini set boyunca anlamış ve sevmişler. Bu yüzden hazırlanılmış soruların sorulduğu bir röportaj yapmadık. Birlikte sohbet ettik. Açıkcası ben bu sohbetten çok keyif aldım. Buyrun;

- İkiniz film nedeniyle tanıştınız. Ne zaman birbirinize ısındınız?
- Kerem Bursin:
İlk okuma provalarında tanıştık ve hemen ısındık. Bir anda. Dünyanın en iyi adamlarından biri Mehmet ve ısınmamak mümkün değil.
- Mehmet Günsür: Karşı taraftan da aynı enerji gelince, ısınmamak mümkün değil. Ertesi gün 10 yıldır tanışıyormuş gibi dostluk oluştu aramızda.

İKİMİZ DE MÜZİK YAPIYORUZ
- Çağan Irmak'la daha önce çalıştınız mı?
- K.B:
Bu filme kadar hiç tanışmamıştık. İzlediğim ilk filmi Babam ve Oğlum'du. Yıllar önce Teksas'ta izlemiş ve çok etkilenmiştim. Filme beni annem götürmüştü. Teksas'tayız ve bağımsız bir sinemada bir Türk filmi izlemişiz, "Vay be bunu bir Türk yönetmen çekmiş" diye keyiflenmiştim. O günden sonra Çağan Irmak önemli ve değerli bir yere oturdu kafamda.
- Müzikle ilginizin bu rolü kabul etmenizde etkisi oldu mu?
- M.G:
Müzikle ilgili bir şey olması benim için artı bir unsurdu. Kerem'in de bas gitar çaldığını öğrenince ilginç bir enerji oldu. Grubu kurduk yani.
- K.B: Türk sinemasında bugüne kadar böyle bir film örneği yok. Gerçek hayatta bas çalarım. Çağan benim bas gitar çaldığımı bilmiyordu bu rolü teklif ettiğinde. O da çok şaşırdı.
- Film 70'lerde geçiyor. O döneme dair neler düşünüyorsunuz?
- M.G:
60'ların sonu ve 70'ler dünya için çok önemli bir dönem. Her şekliyle, her sanat dalıyla... Bir devrim dönemi. Cinsel devrim, çiçek çocuklar. Yeni bir dünya... Her şey çok daha masum ve naif. İyi niyet çok daha fazla. Kişisel olarak 70'lerin müziklerini de çok severim. Müzik 70'lerdeydi bence. Kıyafetler de öyle. Hep bir Robert Plant olmak istemişimdir. Böyle bir şans verdi bu film bize. Bir okulda çekimimiz vardı. Okulun içindeki herkes 70'lere göre giyinmişti. Bir anda zamanda yolculuk gibi oldu, o ana gittiğimi hissettim. "Masumiyetimizi ne kadar kaybetmişiz" diye düşündüm. Zamanda yolculuktu bu film.
- K.B: Geçenlerde Unkapanı'ndan geçtim. Orada film için daha önce çekim yapmıştık. O eski plakçılar falan... O zamanı yaşamış olgun adamlar gibi, "Nerede o eski Unkapanı" diye geçti içimden (gülüyor).
- M.G: Bir karakteri canlandırırken empati kuruyoruz. Gerçekten orada yaşıyormuş gibi oluyorsun. Bir kostüm giymiş de kıyafet balosuna gitmiş biri gibi değil. Profesyonel şizofrenleriz biz. İsa'nın Havarileri'ni çekerken de bu hissi yaşadım. "Vay be, demek İsa bildiğin bir hippiymiş" dedim. Muhteşem Yüzyıl aralarında en zorlularındandı. Saray kafası, şehzade kafası çok farklı. O zamanlar ölüm, sadakat, şeref fikirleri farklıymış.
- Bu rol teklif edildiğinde epey bir hayran kitleniz oluşmuştu sanırım...
- K.B:
Ama Çağan, dizi nedeniyle popüler olmuş Kerem'e bu rolü teklif etmediğini, oyuncu Kerem'e teklif ettiğini söyledi. Ki bu yönetmenin ağzından çıkınca beni rahatlattı. Hepimiz biliyoruz dizi popülaritesi çok acayip... Bu film yoluyla arka koltukta oturmak cazip geldi.
- Kariyerleriniz sadece oyunculukla mı sınırlı kalacak?
- K.B:
Sadece oynamakla kalmayacağım, ablamla prodüksiyon işleri yapacağım. Bu işi çok seviyorum. Senaryoyu yazmak, hikayeyi yaratmak, ekip oluşturmak, çekmek vs... Sadece oyunculuk değil, bütünü zevkli.
- M.G: Eşimle birlikte iki senedir bir web dizisi yazıyoruz ve çekiyoruz. Yakında başlayacak ve bu projeye konsantre olmuş vaziyetteyim. Ve işin her tarafında varım. Yazım, prodüksiyon, yönetmenlik, oyunculuk... Bir sürü ülkenin dahil olduğu global bir şey. Bir taraftan da bir prodüksiyon şirketi kuruyoruz. Web'de çok daha özgürsün, hiçbir televizyon kanalına bağımlı değilsin.