İsmail Kartal görünmez kahramanın zırhı kalktı

Giriş Tarihi: 2.11.2014
İsmail Kartal görünmez kahramanın zırhı kalktı

İsmail Kartal oyunculuğunda, gözden kaçan 'o anların' gizli kahramanı oldu defalarca. Fakat kariyerinde ilk kez görev adamı değil, en üst sınıfta lider olmak durumunda. Sadece takımı değil algıyı da yönetmek zorunda. Ama her eleştiriyi onun 'Fenerbahçe sevgisi'ne bir saldırı olarak saydığı müddetçe de işi çok zor

Çocukluğumda sık görüştüğümüz bir aile dostumuz vardı. Ayşe Teyze... Anadolu Kavaklıydı. İsmail Kartal'ın da Kavaklı olduğunu ilk ondan duymuştum. "İsmail küçükken Galatasaraylıydı. Ama artık Fenerli oldu tabii" diye anlatırdı. Gerçekten öyle miydi bilemem... Fakat kesin olan bir şey varsa o da, benim gördüğüm oyuncu İsmail Kartal, çocukluk hayali olan renkleri giymiş bir çocuk kadar heyecan ve iştahla oynardı sahada. Mücadeleyi asla bırakmazdı. Hırslıydı... Zaten bu forma aşkıyla ne görev verildiyse yapmaya çalıştı. Misal üst üste başarısızlıklarla geçen 90'ların ilk yıllarında, elde adam kalmayınca sol bek oynatılmışlığı bile vardı birkaç maçta, çok kimseler hatırlamasa da. En büyük travmaları da gördü en tarihi zaferleri de... Kadıköy'de 6-1'lik Aydınspor hezimetini de yaşadı, 103 gollü şampiyonluğu ya da unutulmaz Bordeaux zaferini de...

KADEMEDE ABDÜLKERİM YOK

Kendine has bir yürüyüşü vardı. Ayağının burnunu yere sürte sürte, çime saplarcasına yürürdü. Özellikle de takımı gol yediği zaman... Üzüntüsü adımlarına yansırdı. Genelde görünmez kahramanı oynardı. Detaylarda saklanırdı çoğu icraatı. 1988-89'da yani o 103 gollü sezonda, şampiyonluğun matematiksel olarak ilan edildiği Bursaspor deplasmanında galibiyeti getiren penaltı golünü o atmıştı misal. Zaten çok iyi penaltıcıydı. Rıdvan, Aykut, Oğuz, Hakan gibi starların sezon boyu yaptıklarının yanında, çok bahsi geçmedi o günkü vuruşun ancak sezonun en kritik, en anlamlı gollerinden biriydi. En ufak tedirginlik göstermeden geçti topun başına ve üst köşeye sert vurdu çoğu zaman yaptığı gibi. Aynı sezonun ilk yarısında, Galatasaray'a karşı 1-0 kazandıkları derbide, özel bir görevle Cevat Prekazi'yi markajıyla etkisiz hale getirip sarı kırmızılıların 'ikmal yolları'nı tıkayan da oydu. Ama o maçtan da geriye Rıdvan'ın performansı kaldı. 1985'te, Beşiktaş'a karşı final gibi maçta, İlyas Tüfekçi'nin yarı röveşatayla attığı beraberlik golüydü averajla şampiyonluğu getiren. Ama golün güzelliği ve önemi karşısında pek çoklarının gözden kaçırdığı, bitti denilen pozisyonda topu son bir gayretle çevirip asisti yapan isim İsmail Kartal'dan başkası değildi. Kimseler fark etmemişti ama o dokunuşu belki de şampiyonluğu getirmişti. Tıpkı Aykut Kocaman ve Ersun Yanal'ın yardımcılığını yaptığı yıllarda, özellikle de 3 Temmuz sonrası travmatik ortamda takımda üstlendiği rolü, oyuncular ve teknik adamlar arasında kurduğu köprüyü pek çoklarının fark etmediği gibi. Şimdi ise belki de kariyerinde ilk defa en göz önündeki isim İsmail Kartal. İlk kez hedef adam... İlk kez lider rolüne soyunmak zorunda. Hele de bu düzeyde... Üstelik Fenerbahçe taraftarının iri kıyım bir kısmının aklının yatmadığı Ersun Yanal süreci, soyunma odasından sızan gizli bant kayıtları gibi olaylarla, daha yola çıkarken kayganlaştı altındaki zemin. Ve dahası, takımın eleştirilen oyun düzeyi, irtifa kaybeden istatistikleri bir tarafa, genel kanının aksine Aziz Yıldırım'ın gölgesi olmadığını da ispatlamak zorunda. Bir Galatasaray derbisi sonrası "Haddimizi bilerek oynadık" derse, ne kast etmiş olursa olsun, oluşacak algıyı hesaplamak durumunda. Tribünlere kızıp gözyaşı dökünce oluşacak "Stresi kaldıramıyor" algısını öngörmek zorunda. Velhasıl her lider gibi algıyı yönetmek zorunda. Oluşacak baskıyı, tepkileri göğüslemek için kademesine girecek bir Abdülkerim yok artık zira.

MEVKİSİ DEĞİŞTİ ARTIK

Fakat o bir şekilde, belki de yola çıkarken kucağına bırakılan bunca bombanın da stresiyle, her eleştiriyi 'Fenerbahçeliliği'ne saldırı olarak algılıyor. "Ben bu camianın evladıyım" diyor. Oysa en azından derdi üzüm yemek olanlar onun kişiliğine bakarak değil, sahada olan biten üzerine konuşuyor. Hocanın gözden kaçırdığı, artık oyunculuğundaki gibi çalışkanlığı veya forma sevdası yetmiyor. Yetmeyecek de... İnsanlar artık ona bakınca, iyi niyetli bir görev adamı değil, bir vizyon adamı, kocaman bir camianın liderini görmek istiyor. Bugün derbi günü... İsmail Kartal için rüştünü ispatlama yolunda en kritik sınavlardan biri. Başarılı olursa, kendini ve liderliğini kanıtlamak için kredi kazanacak. Aksi takdirde daha da çok sorgulanacak. Kabul etmesi lazım... Görünmez kahraman değil artık İsmail Kartal. Mevkisi ve görevi çoktan değişti. Ve hayatında ilk kez; röveşatayı atan İlyas, rakiplerini ipe dizen Rıdvan, Bordeaux defansının tutamadığı Selçuk Yula olmak zorunda.
ARKADAŞINA GÖNDER
İsmail Kartal görünmez kahramanın zırhı kalktı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz