X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kırım'ın çözüm süreci
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kırım'ın çözüm süreci

  • Giriş Tarihi: 30.11.2014
Kırım'ın çözüm süreci
Kırım'ın çözüm süreci

Mart ayında referandumla Rusya’ya dâhil olan Kırım’da Tatarlar, kültürel ve siyasi hakları için artık Moskova ile müzakere masasına oturacak. ‘Çözüm süreci’nin ilk meyvesi Tatarca’nın resmi dil olarak kabul edilmesi olmuş.

Mülteciliğin insanı politikleştiren bir yanı vardır. Boşuna değildir diaspora 'siyasi kavga' verirken kendi toprağında kalmış olanların 'ekonomik yaşam kavgası'na odaklanması. Bu gerçeği iki günlük Kırım seyahatinde bir kez daha gözlemledim.

Kırım -Ukrayna'da düşük yoğunluklu iç savaşın patlak vermesinden sonra- 16 Mart 2014'te yapılan bir referandumla Rusya'ya dâhil olduktan sonra diaspora Tatarları ile Kırım'da kalan Tatarlar arasındaki fikir ayrılıkları da belirginleşti. Kırım Tatarlarının efsanevi lideri Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu ile yeni nesil Kırım Tatar siyaseti arasındaki ayrışmayı 'diaspora- ülkede kalan ikilemi' ile okumak gerekiyor.

Kırım'da Rusların toplam nüfustaki oranı yaklaşık yüzde 65, Ukraynalılar yüzde 25 civarı bir nüfusa sahipler. 350 bin nüfuslu Kırım Tatarları ise yüzde 15'lik dilimi oluşturuyor. Böyle bir nüfus dağılımında referandum tekrar yapılsa bile sonucun yine Kremlin lehine çıkacağı aşikâr. Yarın resmi bir ziyaret kapsamında ülkemize gelecek olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Kosova referandumunu örnek göstererek ABD'ye ve giderek Batı'ya, "Kırım'daki sonucu kabul edin" diyor.

Batı da bu konuda karşı bir argüman geliştirmekte zorlanıyor. Dolayısıyla Kırım'ın artık Rusya'nın olduğu 'de facto' bir gerçek olarak kabullenilmiş. Ancak bu 'de facto' durumun yarattığı siyasi belirsizlik Kırım'ın, Türkiye başta olmak üzere yakın ülkelerle ekonomik ilişkilerini zedeliyor. Türk Hava Yolları (THY), Mart'tan beri Kırım'a direkt uçuş gerçekleştirmiyor. Zira bir devlet havayolunun Rusya'ya bağlı bir özerk cumhuriyet olarak henüz tanınmamış ülkeye doğrudan uçması bu siyasi gerçeği 'de jure' olarak kabullenmek anlamına gelecek. Ne var ki mevcut hal, seferler Moskova üzerinden yapıldığı için Aeroflot gibi Rus havayolu şirketlerine yarıyor. THY Kırım'a doğrudan uçar mı bilmem ama 1.5 saatlik yolu, bekleme süreleriyle birlikte yedi saate çıkaran bu durumun düzeltilmesi için özel havayollarının Türkiye'den direkt Kırım seferleri başlatmasında yarar olabilir.
Ayrıca serbest bölgeler haricinde Karadeniz'den gemi ticaretinde de ciddi aksamalar var. Türkiye'nin, ekonomik açıdan zarara uğramamak için bölgedeki yeni siyasi duruma göre bir pozisyon alması gerekiyor.

TATARCA RESMİ DİL OLDU
Kırım'da kalan Tatarlar, silaha hiçbir şekilde sarılmadan siyasi yöntemlerle sorunlarını çözmek istiyorlar. Rusya ile masaya oturmanın sonuç verdiğini görünce de müzakereye olan inançları artmış. Aslında Kırım Tatarlarının şimdi Rusya ile yürüttüğü müzakere sürecinin, Türkiye'nin 'Çözüm Süreci'ni andıran yönleri var. Tatarların, il, ilçe ve köy isimlerinin Tatarca olarak da kullanılması yönünde bir talepleri olmuş. Ayrıca Türkiye Kürtlerinin bir kesimi gibi resmi dil talebinde de bulunmuşlar. (Ülkedeki diğer resmi diller Rusça ve Ukraynaca) Ruslar da Kırım'da daha kolay siyasi egemenlik kurabilmek için resmi dil talebini karşılamış. Ayrıca Ramazan ve Kurban Bayramları'nı referandumdan sonra resmi tatil ilan etme kararı da almış.

Kırım Meclisi'nin Tatar kökenli Başkan Yardımcısı Remzi İlyasov bu gelişmeleri son derece olumlu buluyor. İlyasov gibi düşünenler, Ukrayna'nın 23 yılda vermediği hakları altı ay gibi kısa bir sürede aldıklarını söylüyorlar ve Rus bayrağı altında kendi kültürel ve politik kimlikleriyle yaşamak istiyorlar. İşte ayrışma da bu noktada başlıyor.

Abdulcemil Kırımoğlu'nun etrafında örgütlenen diaspora Tatarları, Kırım'ın referandumla Rusya'ya dâhil olmasından hoşnut değiller. İlyasov gibi politikacılar ise Kırım Tatarlarının siyasi ve kültürel haklarının verilmesi konusunda Moskova ile uzlaşabileceklerini düşünüyorlar. Ukrayna döneminde cami bile yaptıramadıklarını, bugün bu konudaki engelin de ortadan kalktığını söylüyorlar.

İHH'NIN KIRIM DUYARLILIĞI
1999'dan beri Kırım'da yardım faaliyetlerinde bulunan İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı'nın (İHH) girişimleriyle Türkçe adı Akmescit olan Kırım'ın başkenti Simferopol'de geleneksel Kırım Hanlığı mimarisi ile bir cami inşa ediliyor. Camiyi Kiev'de tekstil işiyle iştigal eden Hasan Gültekin adlı işadamı yaptırıyor. Adı Ayşe Sultan Camii olan bu büyük cami, Kırım'ın 305. camisi olacak. Proje için Kırım referandumla Rusya'ya dâhil olduktan sonra izin alınabilmiş. Putin ayrıca Simferopol'e başka bir büyük caminin yapılması konusuyla da bizzat ilgileneceğini söylemiş. Bu konunun, Putin'in yarınki Türkiye ziyaretinde de gündeme gelmesi bekleniyor.

BAHÇESARAY POTANSİYEL KARDEŞ ŞEHİR
Kırım Türkçe bir isim, ama tabii ülkedeki kentlerin çoğunun ismi Rusça. İstisnalar da var tabii. Mesela Bahçesaray, düelloda ölmüş büyük Rus şair ve yazar Aleksandr Puşkin'in sayesinde Türkçe ismini muhafaza etmiş. Puşkin, sürgün yıllarında Hansaray'da gözyaşı çeşmesini görünce çok etkilenmiş ve bölgeden hep Türkçe adıyla bahsetmiş. Böylece Kırım Hanlığı'nın eski başkenti, tarihi şehir Bahçesaray'ın adı Bahçesaray olarak kalmış.

Ziyaret kapsamında Bahçesaray'ın iki ay önce seçilen çiçeği burnunda Belediye Başkanı Rıfat Derdarof ile de görüştük. Derdarof, Türkiye'nin, sadece Tatarların bir kesimini değil, tüm kesimlerini dinlemesi gerektiğini söylüyor. Derdarof, bir turizm kenti olan Bahçesaray'da turizmin daha da gelişmesine öncelik vereceklerini de ifade ediyor. Ormanlık alanları, etrafını çeviren kanyon vadileri ve Hansaray gibi tarihi mekânlarıyla bir film platosunu andıran bu mistik şehrin Türkiye'de tercihen İstanbul'dan bir ilçe belediyesiyle kardeş şehir ilan edilmesi hiç de fena olmaz.

Derdarof, siyasi konularda Ankara ile ilişkilerinin iyi olduğunu, ne var ki diaspora Tatarları orada yaşanan durumu doğru yansıtmadığı için Ankara ile de iletişim kurmakta bazen zorluk yaşadıklarını söylüyor.

FSB İÇİNDEKİ MİKRO PARALEL DEVLET
Bölgeyi ilgilendiren bir başka önemli konu, Kırım Rusya'ya dâhil olduktan sonra ülkedeki yeni istihbarat paradigmasının nasıl şekilleneceği. Rusya, sadece liderinin mesleki geçmişinden ötürü (Malum Putin eski bir istihbaratçı) değil, devlet geleneği de öyle gerektirdiği için bir istihbarat devleti. Ve referandum öncesinde bölgede esaslı bir istihbarat çalışması yürütmüş. Çıkacak neticeyi gördükten sonra da referandum yaptırmış.

Referandumdan sonra Ukrayna Gizli Servisi SBU'nun çalışanları Ukrayna'ya kaçmış. Burada kalmayı tercih edenler ise Rus Gizli Servisi FSB hesabına çalışmaya başlamışlar. İlyasov bu konuda önemli bir bilgi veriyor ve FSB hesabına çalışmaya başlayan kimi eski SBU'luların Rusya aleyhine haberler sızdırdığını söylüyor.

Bizdeki paralel devletin mikro formu diyebileceğimiz SBU kalıntılarından oluşan bu küçük yapının zaman içinde FSB'den tamamen ayrıştırılacağı düşünülüyor.

Rus Gizli Servisi FSB'nin ise Kırım'da sakıncalı kitapların bulunduğu kimi evleri tüfekle basması ise zamanımızın ruhuyla hiç uyuşmayan bir hoyratlık. İlyasov bu konuda Kırım Başbakanı'ndan ricada bulunduktan sonra baskınların azaldığını söylüyor.

BÖLÜNME TATARLARA YARAMIYOR
İlyasov'un iddiasına göre Kırım Haber Ajansı da FSB içindeki Ukrayna Gizli Servisi (SBU) unsurlarının sızdırdığı haberleri değerlendiriyor. Ajansın sahibi olan diaspora Tatarlarından İsmet Yüksel ise Kırım'a, Tatarların sorunlarını dinlemek üzere gittiğimizi Twitter'da duyurmamızdan sonra "Dikkat, Kırım'daki işbirlikçi lider (İlyasov'u kast ediyor olmalı) kendi işbirlikçilerini Kırım Türkü diye tanıtmasın" cümlesini hesabımı 'mention'layarak bana gönderdi. Kırım Tatar Milli Meclisi Türkiye Temsilcisi Zafer Karatay da "Kırım'da Rusya'nın işbirlikçisi Kırım Tatarlarıyla değil, halk ve gerçek temsilcileriyle konuşun" diye bir cümle gönderdi hesabıma. Bu tepkiler, diaspora Tatarları ile Kırım'daki Tatarlar, hatta Kırım'daki Tatarların kendi arasında da derin fikir ayrılıkları olduğunu gösteriyor. Öyle ki taraflar birbirini ihanetle suçluyor. Diasporadakiler, karşı tarafı Rus yanlısı olmakla, diğer taraf ise diasporayı Ukrayna ve Amerikan yanlısı olmakla itham ediyor. Bu tür suçlamaların ve bölünmelerin Kırım Tatarlarına değil, ABD ve Rusya'ya yaradığı açık.

İlyasov, 'Mustafa Ağa' dediği (Tatarlar büyüklere 'ağa' diyorlar) Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu için "Onu çok seviyor, hürmet ediyorum. O bir halk kahramanıdır ve öyle de kalacaktır. Ama şimdi Kiev'den buraya politika dayatan bir tavır sergilemesi Kırım Tatarlarının sorunlarını çözmüyor, aksine daha da ağırlaştırıyor" diyor.

Dediğimiz gibi diaspora Tatarları ile Kırım'daki Tatarlar arasında -görüş ayrılığının çok ötesine geçen- bir çatlak var ve bu çatlak siyasi bölünmeye yol açıyor. Bölünmenin güç birliğini azalttığı ve Tatarlara zarar verdiği de izahtan vareste.

ANKARA KIRIM'DA DENGE POLİTİKASI İZLİYOR
Kırım Meclisi'nin Başkan Yardımcısı Remzi İlyasov başta olmak üzere Kırım'daki Tatarlar, Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu'nun ABD ve Avrupa ülkelerinin etkisiyle hareket ettiğine inanıyor. Ve bu ülkelerin Kırım'da da Ukrayna gibi bir iç savaş çıkmasını istediğini düşünüyor. Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu, 3 Mayıs'ta Ukrayna sınırından Kırım'a girmeye çalışmış. Ancak Rusya buna izin vermemiş.

Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu'nun yakın olduğu Ukrayna da Kırım'a çeşitli ambargolar uyguluyor. Kırım Su İşleri, ancak Ukrayna'dan su temin edebiliyor. Ekseriya Kırım Tatarlarının kullandığı tarım arazilerinin sulanması için Ukrayna'dan su satın almak istemişler, ancak Ukrayna bunu kabul etmemiş. Sonra Kırımoğlu'ndan bu konuda yardım istemişler. İlyasov, Kırımoğlu'nun, kendilerine "Su vermeyecekler, ben elektriğinizi de kestireceğim" dediğini aktarıyor.

Bütün bu gelişmeleri bilen Türkiye, Kırım Tatarlarının her kesimi ile görüşüyor. Kırımoğlu ile de görüşüyor İlyasov ile de… Ankara, Tatarların Rusya'ya başkaldırmalarına karşı bir çizgide duruyor. Ne var ki Kırım'ın Rusya toprağı olarak resmi düzeyde tanıma noktasında da değil. Bu konuda bir denge politikası izliyor.

Remzi İlyasov durumlarını, "Biz Rusya ile Türkiye arasında bir tercih yapmıyoruz ki, Rusya ile Ukrayna arasında bir tercih yapıyoruz. Ukrayna bize yıllarca haklarımızı vermedi, şimdi haklarımızı vermeye başlayan Rusya ile işbirliğine hazırız" sözleriyle özetliyor.

İlyasov, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile de pek çok kez görüşmüş. Davutoğlu'nun Kırım ile özel bir bağı var, zira dedeleri oradan gelmiş. Ahmet Davutoğlu, kendisi hakkında pek bilinmeyen bir gerçeği, yani dedelerinin Kırım Tatarı olduğu bilgisini İlyasov'la paylaşmış.

İlyasov, gerek Başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, gerekse Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Rusya henüz Kırım'ı referandumla almamışken Rus yanlısı devrik lider Viktor Yanukoviç zamanında "Devletinizle uyumlu çalışın, bağlı bulunduğunuz bir devlet var. İlişkilerinizi iyi tutun" yönünde telkinlerde bulunduğu bilgisini veriyor. Tabii eğer bir 'çözüm süreci' varsa müzakerenin de olması eşyanın tabiatı gereği.