X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İlham perisinin peşinde koşanlar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İlham perisinin peşinde koşanlar

  • Giriş Tarihi: 21.12.2014
İlham perisinin peşinde koşanlar
İlham perisinin peşinde koşanlar

Yaratıcı işlere imza atanların peşinden koştuğu ilham perisi kimi zaman sokakta, kimi zaman izlenen bir filmde, kimi zaman şarkılarda saklanıyor. Yaratıcılıklarıyla ünlü isimlere ilham perilerini nerede bulduklarını sorduk

Kolay değil öyle bir resmi, senaryoyu, filmi, müziği, heykeli ortaya çıkarmak. Ne büyük sancılar, kıvranmalar barındırır içinde yaratıcılık denen o gizli saklı his... Bazen küçük bir anıdan, bazen toplumu sarsan koca bir olaydan beslenir. Yaratıcısına gece mi, gündüz mü görüneceği belli olmayan bir sevgili gibidir. Oturup beklemekten, sabretmekten, gelmesini ummaktan başka yapacak bir şey yoktur. Belki de bu yüzden yaratıcılık gerektiren işlere hep özenilerek bakılmış, bu işleri yapanlar hayranlıkla izlenmiştir. Yaratıcılık denince akla gelen isimleri bir düşünün... Stephen King'in Korku Ağı adlı romanını çocukluk kabuslarının birinden esinlenerek yazdığını biliyoruz. Salvador Dali'nin, uykuya dalmadan önce eline bir kaşık aldığı, böylece uyuyakaldığında kaşığın yere düşerek çıkarttığı sesle uyanıp zihnindeki rüya imgeleri henüz canlıyken, o muhteşem tablolarını ortaya koyduğu anlatılageliyor... James Cameron'ın Avatar'daki Navileri yaratırken vahşi doğa ve insan arasındaki ilişkiden esinlendiği bir gerçek. Biz de çeşitli sanat dallarından ünlülere yaratıcılık süreçlerini, ilham kaynaklarını sorduk... Birbirinden ilginç cevaplar aldık:

SEMA ERGENEKON /EYLEM CANPOLAT SENARİST

Tıkandık mı, birbirimize sıkı sıkı sarılıyoruz...
Yeni bir hikaye çalışmaya başladığımızda sessiz bir ortamda ikimiz bir aradaysak, kahvelerimiz ve keyfimiz yanı başımızdaysa hikayeler kelimelerden dökülmeye başlar. Ofisimizde, karşılıklı masalarda, birbirimizin yüzünü görerek yaratıcı olabiliyoruz. Bazen trafikte pineklerken, evde çocuklarımızla oynarken, yemek hazırlarken, uykudayken ya da bir kafede arkadaşlarımızla sohbet ederken bile aklımıza bir şey gelebiliyor. Yan yanaysak hemen birbirimize söyleriz unutmamak için... Değilsek de hemen mesaj atarız ya da not alırız. Biz çok sıkışmadıkça yazmayı sadece geceye bırakmıyoruz.
Sema Ergenekon: Çalışırken benim törpüm meşhurdur, uğur getirir! Gümüş'ü yazmaya başladığımızda da puzzle yapıyordum ki o puzzle şu anda ofisimizde asılı.
Eylem Canpolat: Ben de volta atmayı severim ofiste ve de internette gezinmeyi.. Çünkü çok ilginçtir ki bazen düşünmeniz gereken şeyden uzaklaşırsanız o gelip sizi buluyor. Ofisimizdeki masalarımız ihlam köşelerimiz... Tıkandığımızı hissettiğimizde ofisimizde kara tahtamız var. Bu güne kadar yazdığımız bölüm sayılarını yazıyoruz. Bu kadar hikaye bulduk, bunu da bulacağız diye birbirimizi motive ediyoruz. Sonra derin bir nefes alıp sıkı sıkı sarılıyoruz. Bir kahve, bir gülümsemeyle o anki gerginlik dağılıyor ve biz o gün mutlaka hikayemizi bulmuş halde ofisimizden ayrılıyoruz.

SILA/MÜZİSYEN

Yangın varken yazamam!
İlham eğer çat kapı gelmişse mutlaka kayda değer bir söyleyeceği vardır. Buyursun! Uykumu da bölse, müsait olmayan bir ortamda da yakalasa kabul o zaman. Yazmak benim en iyi bildiğim yollardan biri. Beni hasta da eden, tedavi de eden. Hobim zaman içinde profesyonel işim olmaya döndüğü için, herhangi bir vakit otursam da mutlak iki kelam yazarım. Ama elbet diğer trans halinin büyüsü ve çarpıntısı başkadır. En önemlisiyse yangın varken yazamam. Sönmesi lazım önce. Yazarken illa yanımda olsun dediğim bir şey yok. Aklım orda olsun kafi. Ya sabah çok erken zinde kafa, ya gece vakitleri çalışmayı severim... Çok gürültüde ve kalabalıkta yazmayı tercih etmem, mümkün mertebe sessizlik ararım. Ama ortam onu gerektiriyorsa da yapacak bir şey yok. Yaratıcılığımın en önemli motivasyonu korku! Her seferinde "Acaba becerebilecek miyim?" endişesiyle oturup başarabildiğimi görüp kalkmak en büyük motivasyonum.

ARZUM ON AN/HEYKELTRAŞ

Günü bereketli kullanmayı severim
Bazen Arşimet gibi atölyeye girdiğim oluyor tabii! Şaka bir yana etkilendiğim (daha çok üzüldüğüm) olaylarda kendimi ifade etmem açısından heykel çok kıymetli... Ancak disiplin olmadan bir istikrar yakalamak da pek mümkün değil elbette. Düzenli bir çalışma hayatım olmasına önem veriyorum... Çalışırken heykel yaparken mutlaka yanımda olması gereken özel bir eşya yok! Heykeli hangi materyalle yapıyorsam bizzat onun kendisi ilham kaynağım olabilir. Sabah erken kalkıp, günü bereketli kullanmayı seviyorum. Ama bir an önce bitirmek istediğim yarım kalmış bir iş varsa ya da zaman baskısı olduğunda gece de çalışıyorum tabii... Bence yaratıcılık; yaratma süreci içinde iç yaşantının farklı biçimde dışa vurumu. Dolayısıyla bireysel, ailevi ya da toplumsal meseleler içselleştirildiği zaman bu durum yaratıcı insanın motivasyonunu besler. Bunun yanında heykelde 10 yılı geride bırakmış olmak, bakmakla görmek arasındaki farkı daha iyi anlayıp estetik değerlerle bir form oluşturmak da motivasyonumun bir parçası oluyordur...

ATIL KUTOĞLU /MODACI

Müze ve sergilerden ilham alırım
En sevdiğim zamanlardır yeni tasarımlarımı yaptığım dönemler. Bolca fikrim olur, çok çoşarım tasarım konusunda. Tek sıkıntım onları kağıda dökerken elemektir. Olmazsa olmaz bir malzemem yok, kalem kağıt bana yeterli. O yüzden bazen uzun uçak yolculuklarında bile birçok önemli tasarım çıkardığım olur. Ama müzik benim için çok önemli çizim yaparken. Ya klasik müzik dinlerim ya da sevdiğim güncel parçaları... Yaratıcılığım huzurlu olduğum dönemlerde ve seyahatte artar. Müze ve sergi gezerken çok ilham alırım ve kafamda yeni fikirler, tasarımlar doğar. Uzun yıllardır yurtdışında yaşadığımdan, Türk ve Osmanlı kültürü ve sanatının yanı sıra Viyana'dan çıkan akımlar da beni çok etkiler. Bazen eski bir Hollywood filmi veya Fransız sineması ilham kaynağım olabiliyor. Modern sanat, sanatçılar ve onların eserleri de kafamda sonsuz yenilikler, fikirler doğurur. Evimdeki çalışma masam kadar, şu anda kalmakta olduğum 10Karaköy Otel'in bazı köşeleri ilhamlarımı topladığım, bunları kağıda aktardığım mekanlardır. Aynı bu resimdeki Balıklıhan'ın simgesi balıklı havuzun önünde olduğu gibi.

MURAT ŞEKER/YÖNETMEN

Moğollar, Fenerbahçe ilham kaynaklarım
En önemli kararları alırken genelde yürüyor oluyorum. Moda sahili ve Sultanahmet en önemli ilham kaynaklarım. Evimde büyük bir çalışma masam ve hazinem olarak düşündüğüm kitaplığım var. Kitaplar, filmler ve müzik ilham köşemin en verimli kaynakları. Hem geçmişim hem geleceğim buralarda gizli. Bazen saatlerce sadece müzik dinlediğim oluyor. Klasik müzik her zaman lokomotif. Ama kimi zaman bangır bangır hard rock seansları da yapıyorum. İlk filmimden beri Moğollar en büyük esin kaynağım. Zaten her filmimde muhakkak bir Moğollar eseri bulunur. Az şekerli Türk kahvesi önemli bir itici güç. Rakı ise geç saatlerin eşlikçisi. Sette ise yanımdan ayırmadığım bir tesbihim var, gerginliğimi alıyor. Bir Fenerbahce sevdalısı olduğumdan sporla başka türlü bir temasım var. Eski bir maçın tekrarını izlerken bile gözlerim dolabiliyor ya da sinirlenebiliyorum. Duygusal alanda en büyük zaaflarım bu konuda ortaya çıkıyor. Ama bu konudaki pervasızlığım benim için ilham verici bir yandan da.

KEZBAN ARCA BATIBEKİ/RESSAM

Gazete haberinden koca bir koleksiyon yaptım
Üzerinde çalışmakta olduğum bir seriden artık sıkıldığımda ve yön değiştirme zamanı geldiğini düşündüğümde bir süre avare dolanırım, yolculuğa çıkarım, başka işlerle ilgilenirim. Derken, bir anda, gördüğüm, duyduğum birşey bana bir pencere açıverir. Aslında tüm bu faktörleri içeren atölye ve ev ortamı benim için çok önemli. Atölyemde de, evimde de yaratıcılığımı tetikleyebilecek, uzun yıllardır topladığım pek çok görsel malzeme var. Düşünün; boş boş sokağa bakınırken, tüm bir fotoğraf serisi ve kısa bir film çıkardım evimden. Bir gazete küpüründen tüm bir Pulp Fiction-Ucuz Roman serisi çıkarmıştım. Bu haber; Facebook'ta tanışan iki genç kızın, zamanla her nedense, ıssız bir yerde buluşup düello yapmaları ve ağır yaralanmaları üzerineydi. Haberi hâlâ saklıyorum. Son sergim; "Manzarasız Bir Oda" nın ilhamını ise teyzemin günlüklerinden aldım. Her yer bir ilhamı tetikleyebilir ama atölyemdeki büyük masamı çok seviyorum.

MAKSUT AŞKAR/ŞEF

Mutfaktan pancarı eksik etmem
Bir mönü oluşturmak keyifli bir süreç. Yaşayarak oluşturuyorum menüyü. Günün her saati her anına dağılıyor. Pazarda, tarlada, sokakta yürürken, ekiple sohbet ederken menünüzü uygulayacağınız birçok done elde edebiliyorsunuz. Yaratıcılığımı beslediğini söyleyemem ama mutfakta pancardan vazgeçemem. Mutfaktayken yaratıcılığım artar. Gıdalarla iletişim kurarken, onlarla çalışırken, onlarla ne yapabileceğime dair kesinlikle daha fazla fikir ediniyorum. Benim ilham kaynaklarım toprak ana ve bize bahşettikleri. Elbette geleneklerimiz... İlham köşemse mutfağımın her santimetrekaresi.