X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Birinci Kebap Muharebesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Birinci Kebap Muharebesi

  • Giriş Tarihi: 28.12.2014
Birinci Kebap Muharebesi
Birinci Kebap Muharebesi

Fransa'da döner için kılıçlar çekildi. Bir tarafta döner büfelerinin sayısının artmasını "Ülke elden gidiyor" diyerek eleştiren Ulusal Cephe, diğer yanda ise "Döner entegrasyonun itici gücüdür" diyen ünlü şef Thierry Marx var

2014'te Fransa'da en çok konuşulan konulardan biri ülkedeki ulusalcıların kebap fobisi yani kebap korkusuydu. Faşizanlığa varan söylemleriyle tanınan siyasetçi Marine Le Pen'in lideri olduğu aşırı sağcı parti Ulusal Cephe, geçen aylarda tarihi Blois kentinde dört yeni dönercinin açılmasının ardından "Fransa tarihinin mücevheri Blois'nın merkezi bir Şark kentine dönüşüyor" açıklamasını yaptı. Ulusal Cephe adayları da ülke genelinde döner büfelerinin artmasını eleştirerek bu konuyu seçimlerde siyasi bir propaganda aracı olarak kullandı. Oylarını artıran Ulusal Cephe'nin bu argümanı savunurkenki başarısı, sokaklara -şimdilik- çok fazla yansımasa da ülke mutfağını karıştırdı. Ancak ulusalcı aşçılar dönere yani Doğu kültürüne karşı çıkarken karşılığında çok dişli bir düşman kazandılar: Thierry Marx. Dünyanın en büyük lüks otelcilik zincirlerinden olan Mandarin Oriental Hotel'in şefi olan Marx, "Ben göçmenlerin, 100 farklı milletin yaşadığı Paris'in arka mahallelerinde büyüdüm. Bazıları beni anlamakta zorlanabilir ama kebap bir semboldür. Entegrasyonun da itici gücüdür" diyerek kebaba sahip çıktı. Marx'ın 5 milyon Müslüman'ın yaşadığı ülkede İslam kültürünün temel taşlarından biri olarak görülen döner için başlattığı kampanya giderek karşılık bulmaya da başladı. Mutfağında kebabı eksik etmeyen Marx'ın en önemli günü pazar. Haftanın son dinlenme günündeki brunch'ta Marx, kuru meyvelerle süslenmiş, koni şeklinde kebabını hazırlıyor. Ekmek kırıntısı, haddelenmiş kimyon, humus ve fıstıkla harmanlanmış Marx'ın bu özel spesiyalinde yoğurt ve salatalık da bulunuyor. 'Şeflerin Şefi' Thierry Marx'ın döner düşmanlarına karşı başlattığı bu kampanya ne kadar başarılı olur, bilinmez... Ancak Marx'ın geçmişini düşününce, Fransız Mutfağı'nın fikirlerine saygı duyacağı aşikar...

İki Michelin yıldızı var

Thierry Marx, Polonya'dan İkinci Dünya Savaşı sırasında göç eden Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 1962 yılında dünyaya geldi. Ortaçağ'dan günümüze kadar ayakta kalan ünlü yemek birliği Compagnons du Devoir'da eğitim gördü. 1980 yılında Birleşmiş Milletler askeri olarak Lübnan'daki sivil savaşa katıldı. Aynı yıl geri döndü ve önce bir güvenlik şirketinde taşımacılık yaptı. Bir süre sonra da hayalindeki yere, mutfağa ilk adımı attı. 1779'da kurulan ve Paris'in en eski restoranı olan Ledoyen'de şef yardımcısı oldu. Taillevent ve Robuchon gibi ünlü restoranlarda çalıştı, kariyerine Avustralya, Singapur, Hong Kong, Tokyo gibi ülke ve şehirlerdeki lüks otellerin şefliğiyle devam etti. Mutfağın Oscar'ı sayılan Michelin yıldızıyla da 90'lı yıllarda tanıştı. 1996'de birinci, 1999'da da ikinci Michelin yıldızını aldı. 2000 yılında ülkedeki en önemli ödül olan Gault Millau Chef of the Year'a layık görüldü. 2010'da Fransa'da oldukça tutulan yemek programı olan Top Chef'i sunan Marx'ın yemek üzerine yedi kitabı bulunuyor.

Rakamlarla kebap

1990'lı yıllarda Türk göçmenlerle Paris'e geldi.
Fransa'da 10 bin 200 döner dükkanı ve restoranı var.
Yılda 300 milyon porsiyon döner satılıyor.
Yıllık ciro 1.5 milyar euro'nun üstünde.
Pizza ve hamburgerin ardından fast food sektörünün üçüncü büyük oyuncusu.