X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Her koşulda, ben bu ilişkide, evlilikte, sevdada olurdum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Her koşulda, ben bu ilişkide, evlilikte, sevdada olurdum

  • Giriş Tarihi: 8.2.2015
Her koşulda, ben bu ilişkide, evlilikte, sevdada olurdum
Her koşulda, ben bu ilişkide, evlilikte, sevdada olurdum

Okan Kurt, dört yıldır Demet Akalın'la evli, artık bir de kızları var: Hira. Çok şey yazılıp çizildi hakkında, 'eşini kıskanıyor',' mafya', 'kavga çıkardı', 'işsiz' gibi... Hakkında konuşulanlardan mustarip olan Kurt gerçek anlamda içini döktü: "Eğitimli, işi gücü olan, âşık bir adamım"

Demet Akalın'ın önce sevgilisi sonra da eşi oldu Okan Kurt. Biz de bu sayede tanıdık onu. Randevu saatinden biraz erken gidiyoruz, bizi Okan Bey'in odasına buyur ediyorlar. Odada ilk dikkatimizi çeken aile fotoğrafları ve bir bebek koltuğu oluyor. Ve Okan Kurt tam sözleştiğimiz saatte odaya giriyor. Sohbet doğal olarak Hira'dan başlıyor. "Biliyor musunuz kızım bana baba dedi" diyor. O an gözlerinin parladığını görüyoruz. Hep gözönünde olmasına rağmen biz Okan Kurt'u tanımıyoruz. Kafamızda sorular var: Popüler dünyanın en ünlü kadınlarından biriyle olmak, evlenmek ve onun yaşadığı kalabalık hayatı taşımak herkesin kolay becerebileceği bir iş değil. Okan Kurt bunu nasıl başarıyor? Gelin Okan Kurt'u hep birlikte tanıyalım. Aslen Gaziantep İslahiyeli, Ankara'da doğmuş, Mersin'de büyümüş... Henüz 13 yaşındayken Ülker'de basketbol oynamak üzere ağabeyiyle İstanbul'a gelmiş, tam yedi yıl aktif sporcu olmuş. Sevgi dolu bir ailede büyümüş, inançlı biri. Yurtdışında okumuş, çalışmış, Türkiye'ye döner dönmez aşık olmuş ve evlenmiş. Okan Kurt terbiyeli, saygılı, tam bir aile babası. Biz sorduk o anlattı...

- İsterseniz önce iş hayatınızdan başlayalım. Bir işinizin olmadığı düşünülüyor.
- Evet, ama gördünüz işte aşağıda neredeyse 250 personel var, benim sorumlu olduğum. Durun ben biraz kendimi anlatayım: 2000 yılında liseden mezun oldum. Bahçeşehir Üniversitesi'nde kısa bir süre öğrencilik yaptım. Mimarlık okuyordum. 2002'de karar değiştirdim, New York'ta yaşayan ağabeyimin yanına gittim, Buffola'ya yerleştim. Beş yıl ağabeyimle yaşadıktan sonra Charlotte'a taşındım. Orada bir üniversitede okudum. 2008 yılında da İtalya'ya uçtum. Biz bir grup, aile şirketiyiz. Babamın kurduğu bu firmada ağabeyim, babam ve ben ortağız. Ağabeyim Mersin merkez ofisimizin başında, ben de İstanbul ofisteyim. Grubumuz uluslararası nakliye, inşaat, petrol, gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren bir şirket. Ben grubun lojistik yani taşımacılık bölümünün grup direktörüyüm. Bu iş ailem tarafından, sen yapacaksın diye bana verildi.

- ABD'de ne okudunuz?
- Uluslararası ticaret okudum. 2008'de Türkiye'ye dönme zamanı geldiğinde, işin lojistik kısmını yapacağımı biliyordum. Bu yüzden önce İtalya'ya gittim, bir firma kurdum. İtalyan ortağım var. O yıllar hem İtalya hem de Avrupa pazar koşullarını öğrenmeme vesile oldu. İtalya'da iki yıl yaşadım. ABD'de İngilizce öğrendim, artık rüyalarımı bile İngilizce görüyorum. İtalyancam iş yapabilecek düzeyde. Şu an İtalya'nın ilk üç nakliyecisinden biriyim. Hedefim oranın en büyüğü olmak.

- Ünlü bir kadının eşisiniz, hep ilgi eşinizin üzerinde. Kendinizi ifade edecek alan bulamıyor musunuz?
- Tam da öyle, kendimi ifade edecek alan bulamıyorum. Geçenlerde Bodrum'da bir arkadaşımızla yemekteydik. Arkadaşımızın eşi "Abi siz galericisiniz, bana üç araba gönderir misin pazar günü?" diye sordu. Ne ilgisi var! Bu yaz oldu bu olay, evliliğimizin dördüncü yılı. Arabalara meraklıyım diye kimisi galerici, kimi basketbolcu, bazısı hiç işim olmadığını, bütün gün evde uyuduğumu zannediyor. Çoğu insan tanıyınca, "Abi ne iyi insanmış, ne şekermişsin" diyor. Bazıları "Abi ses tonun ne kadar farklıymış" diyor. Kafalarında nasıl bir halim var bilmiyorum ki! Tanıyınca şaşırıyorlar.

- Hakkınızda sürekli kavga etti, sorun çıkardı, şampanyaları bile kontrol etti diye haberler çıktığı için olabilir mi?
- Ben kavgacı biri değilim. Birkaç böyle problemimiz oldu. Ama ancak talihsizlik diyebilirim. Benimle ilgili kavgacı, dövüşçü, yeri geldi mafya dediler. Sonuçta hepsi yakıştırma... Mazime baksanız en fazla üç tane kırmızı ışık cezası, bir u dönüşü bulursunuz. Avrupa'da yaşamış birinin bu tarz olaylarda bulunması yanlış, aldığımız eğitim buna müsaade etmez. Ben şiddetin hep karşısındayım. Birkaç ufak tefek sürtüşme oldu. Birinin kafasına esiyor senin olduğun mekanda sana sataşmak istiyor, gündeme gelmek istiyor. Şu an için bu durumu minimize ettik. Öyle bir şey olunca görmemezlikten geliyorum, çıkıp gidiyorum. İlişkimizin ilk yıllarında çok üzerime geldiler.