X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yarışlara fönsüz gitmem!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yarışlara fönsüz gitmem!

  • Giriş Tarihi: 15.2.2015
Yarışlara fönsüz gitmem!
Yarışlara fönsüz gitmem!

26 yaşındaki Simin Bıçakçıooğlu, işadamı bir baba ve bankacı bir annenin kızı... Son üç yıldır, Türkiye Kadınlar Ralli şampiyonu... Erkeklerin hakim olduğu sektörde, sarı saçları ve iddialı tarzıyla çok konuşuluyor

1989 doğumlu, sarı saçlı, havalı bir kız Simin Bıçakçıoğlu... Cadde kızı derler ya Bağdat Caddesi'nde oturanlar için... Öyle bir kız... Kimsenin aklına bu kızın saatte 130 km hızla, uçurumların kenarında ya da daracık yollarda kelle koltukta ralli yaptığı gelmez... Koç Üniversitesi İngiliz Dili ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünden mezun Bıçakçıoğlu, ralli yapmakla kalmıyor, son üç yıldır Türkiye Kadınlar Ralli Şampiyonu oluyor... Biz de kimdir bu sarı fırtına diye kapısını çaldık... Garajında röportaj yaptık.
- Güzelliğinize meraklısınız sanırım. Yarışa da böyle mi gidiyorsunuz?
- Saçımı makyajımı yaptırıp giderim yarışa. Yarışların ilk gününde fönlü, makyajlıyız ama akşamında yarış bitince hiçbirinden eser kalmıyor. Bazen aracın içi 50-60 derecelere çıkıyor. Çok terliyorsunuz. Yine de yarışlarda saçımın fönünü eksik etmem. Bir kadın olarak çok dikkat çekiyorsunuz, bu da o spora ilgiyi artıyor. O kadar çok erkek destekçim var ki, şaşırıyorum. PR anlamında da çok dikkat çekici.
- O zaman baştan dinleyelim hikayeyi... Nasıl girdi hayatınıza otomobiller?
- Çocukluğumdan itibaren ailem beni sanat, spor, kültürel faaliyetlerin içinde bulundurmaya çalıştı. Sonuç olarak neyi seviyorsam ona yönlendirmeye uğraşıyorlardı. Cesur ve adrenalini seven bir çocuktum. Küçüklüğümden beri birçok spor dalıyla uğraştım; voleybol, tenis, binicilik, okçuluk yaptım...
- Kim keşfetti arabalara meraklı olduğunuzu? - Ailem keşfetti. Küçükken baba kucağında araba kullanırdım. Trafikte değil ama uygun alanlarda onun kucağında araba kullanma keyfini ufak ufak almaya başladım. 15-16 yaşlarıma gelince, benden büyük erkek arkadaşlarımın yanında onların araba kullanışını izlemeye başladım. Meraklıydım ama spor olarak aklımın ucundan geçmiyordu. Yarış takip eden biri değildim. Eğlence olsun diye kartinge giderdik. Ehliyetim henüz yokken bir gün babamın arabasını kaçırdım. Ailem araba kullanma merakımı fark edince, "Ehliyetini al, seni eğitime verelim, yarışlara katıl" dedi.
- Çok radikal bir teklif değil mi?
- Çok cesurlarmış. Ben de durup düşününce şaşırıyorum. Erkek çocukların aileleri bile böyle durumlarda temkinli olurken, benim ailem cesaret verdi bana... Aslında en doğrusunu yaptılar, belki de ehliyetimi aldıktan sonra, eğitim almadan trafikte hız denemeleri yapabilirdim. Belki daha kötü bir şeye yol açacaktı.
- Nasıl bir eğitim aldınız?
- Pist yarışlarıyla başladım. Otomobilin nasıl kullanıldığını, kullanım stillerini öğrendim. Sonra yarışlara katıldım, çünkü bu işte kilometre çok önemli. Pratik yaparak kavramak daha önemli. İki yıl pistte yarıştım. Sonra farklı disiplinleri denemeye karar verdim ve ralliye bir adım olarak otokros ve tırmanmayı denedim. İki sene sonra ralliye geçtim.
- Ralli yapıyor olmanız ilgi çekti mi?
- Kız arkadaşlarım şaşırıyordu. Çoğu otomobil kullanmayı daha yeni öğreniyordu. Birçok kız arkadaşıma araba kullanmayı öğrettim. Erkekler de gıptayla bakıyorlardı. Hiçbirinin belki de cesaret edip yapamadığı bir spordu. Hiç olumsuz tepki almadım. Üniversite hayatımın çoğu okul ve garaj arasında geçti. Ders bitiyordu, ustayla şanzıman dağıtıyorduk.
- Erkeklerin egosu zedelenmiyor mu bir kadın daha iddialı araba kullanınca?
- Erkeklerin ağırlıkta olduğu bir spor dalında kadın olarak onları geçmeniz rahatsızlık veriyor. Kendi aralarında konuşup, iddiaya girenler oluyor, "Simin beni bu yarışta geçerse etek giyerim" diye... Etek giyen olmadı ama çok yarış kazandım erkeklere karşı...

Topu topu beş kadınız bu sporda

- Ralli zor bir spor mu?
- Çok zorlu bir spor. Çünkü doğaya, zamana ve rakiplerinize karşı bir mücadele veriyorsunuz. Copilotunuzla tam bir uyum içinde, karı-koca gibi olmanız gerekiyor. Sürekli sizi sakinleştiren, komut veren kişi. Ama daha çok kadının bu sporla ilgilenmesini istiyorum.
- Kaç kadın var, sizin gibi?
- Aktif olarak yapan beş kadınız..
Bu sporla ilgilenen her kadına yardımcı olmaya çalıştım. Bu işin güzellikleri ve tatlı yanları olduğu kadar zorlukları da var kadınlar için...
- Mesela?
- Bir etaptasınız ve etap arasında tuvaletiniz geldi. Dağ başındasınız. Bir erkek kadar kolay değil çözüm bulmak. Erkeklerden fiziki anlamda farklıyız.
- Hiç kaza atlattınız mı?
- Gizli buzlanmayı fark etmedim ve yamaca çarptık. Ciddi bir şey değildi. Takla falan atmadım. Olsa tedirgin olur muyum, bilmiyorum.