X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Notalara Türkiye'nin yıldızları basıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Notalara Türkiye'nin yıldızları basıyor

  • Giriş Tarihi: 8.3.2015
Notalara Türkiye'nin yıldızları basıyor
Notalara Türkiye'nin yıldızları basıyor

Kimi Seattle'da kimi Münih'te kimi Berlin'de yaşıyor. Hepsi dünyanın önemli orkestralarında çalıyor. Gürer Aykal'ın işaretiyle bir araya gelen yurtdışındaki başarılı klasikçiler, Türkiye'nin Yıldızları Topluluğu'nu kurdu. İlk konserlerini de verdiler

1961 yılında ilk Türk iş gücü Avrupa'ya hareket ettiğinde, henüz ayağa kalkmaya başlayan Türkiye, dünya savaşlarının yaralarını sarmaya uğraşan Avrupa insanına emeği karşılığı yardım elini uzattı. O günlerde uluslararası alanda Türk sanatı ve sanatçısının, bilim insanlarının adı neredeyse hiç geçmiyordu. Aradan geçen yarım asırdan uzun süre içerisinde köklü bir değişim yaşandı. Türkiye'de yetişen sanatçılar, birer birer yurtdışına uçup, yeteneklerini, şimdilerde yıldız oldukları müziğin beşiği Batı'da keskinleştirdiler. Şimdi dünyanın dört bir yanındaki orkestralarda çalan Türkiyeli müzisyenlerin başarılarını uzaktan takdir ediyoruz. En azından geçen haftaya kadar bu böyleydi. Yaklaşık bir sene önce Gürer Aykal yönetiminde dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan yaklaşık 55 müzisyen Yıldızlar Topluluğu adında bir grup kurdu. Amaçları Türkiye başta olmak üzere farklı ülkelerde konserler vermek. İşte bu topluluğun ilk konseri geçen cumartesi gerçekleşti. Bu konser Cumhuriyet'in kararıyla yurtdışına gönderilerek kapıyı açan Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Ahmed Adnan Saygun, Necil Kâzım Akses, Cemal Reşit Rey gibi sanatçıların ayak izlerini takip edip gittikleri yerlerde en önde gelen toplulukların değişmez yapı taşları haline gelen, yıldızların bir araya geldiği bir konserdi. Sahnede kimler yok ki? 16 yaşında orkestra eşliğinde ilk solo konserini veren kemancı Hande Özyürek, Berlin ve New York Filarmoni Orkestrası'na seçilen ilk Türkiyeli kontrbasçı Fora Baltacıgil, 23 yaşında Amerika'nın en ünlü orkestralarından Philadelphia Orkestrası'nın viyolonsel grup şefi yardımcılığını kazanan viyolonsel sanatçısı Efe Baltacıgil, yerli ve yabancı sayısız kuruluştan burs ve ödüller kazanan çellist Nil Kocamangil, dokuz yaşından beri keman çalan ve 2013'ten beri Duisburg Filarmoni Orkestrası'nın baş kemancısı olan Önder Baloğlu ve daha niceleri... Aslında projenin fikir babası, orkestranın kurucu korno sanatçısı Ozan Göktan. Göktan fikrini Aykal'a açınca o da sıcak bakınca proje hayata geçiriliyor. Gökdağ bu süreçte yoğun çaba harcıyor. Müzisyenlerle bağlantıya geçiyor.

SON PROVA HEYECANI

Konserden önce son provaya katılıyoruz. Hummalı bir hazırlık var kuliste. Herkes heyecanlı. Müzisyenler serbest kıyafetleriyle ortalıkta dolaşıyor. Enstrümanına son kez akort yapan da var, ülkelerarası saat farkının vücudunda yarattığı yorgunluğu atmak için kahve içen de... Deneyimli orkestra şefi, namı diğer acımasız maestro Gürer Aykal yerini alıyor. Notalar birer birer dökülüyor yetenekli müzisyenlerin enstrümanlarından. Topluluk kısa bir ara verince hemen kulise girip Gürer Aykal'la ve topluluğun solistleriyle sohbet ediyoruz.

Fora Baltacıgil:
Alkışlar başarımızın kanıtı

Solistler arasında kontrbasçı Fora Baltacıgil de var. Kariyeri sayısız başarıyla dolu. Dünyanın en prestijli orkestralarından Berlin Filarmoni Orkestrası'nın tek Türk sanatçısı oldu, ardından 300 adayı geride bırakarak, New York Filarmoni'ye kontrbas grup şefi seçildi. Edgar Meyer'in öğrencisi olma şansını yakalayan sanatçı şu anda Münih Filarmoni'nin solo kontrbasçısı. Baltacıgil, Yıldızlar Topluluğu'nun bir parçası olduğu için çok mutlu: "Projeye bundan altı ay önce solist olarak davet edildim. Çok yoğun bir programım olmasına rağmen bu projeye katıldığım. için çok mutluyum. Gürer Aykal'ın öğrencisi olmadım ama birlikte birçok konserde çalıştık. Güzel bir konser gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Aldığımız alkışlar da bunun göstergesi. Alkışlar insanı çok mutlu ediyor."

Hande Özyürek: Dünya bizi görmeli

Konserin ilk solisti keman sanatçısı Hande Özyürek idi. 15. Uluslararası Viyana Müzik Yarışması birincisi Özyürek, 11 yaşında ilk keman derslerine başladı. 16 yaşında orkestra eşliğinde ilk solo konserini veren Özyürek bugün Münih'te yaşıyor. Münih Bavyera Radyosu Orkestrası'nın birinci kemanı. Projenin oluşum sürecini heyecanla anlatıyor: "50 kişi bir araya gelebilidik. Avrupa'daki Türkiyelileri bir araya getiren böyle bir proje 20 yıl önce yapılmıştı. O yüzden çok kıymetli. Programlarımız yoğun ama mutlaka zaman yaratılması gereken bir proje bu. İnsanlar yurtdışında ne kadar çok Türkiyeli müzisyen olduğunu bilmiyor. Neler yapabileceğimizi tüm dünya görmeli."

Efe Baltacigil: Hayalini gerçekleştiriyor

Efe Baltacigil müzik eğitimine önce keman ile Kadıköy Belediye Konservatuvarı'nda başladı. 1998'de ABD'nin önde gelen müzik okullarından Curtis Enstitüsü'nde eğitim aldıktan sonra 23 yasında Amerika'nın en ünlü orkestralarından Philadelphia Orkestrası'nın viyolonsel grup şefi yardımcılığını kazandı. Şimdilerde Seattle Senfoni Orkestrası'nda birinci solo çellist olarak çalışıyor. Dünyadaki başarıları hep takdir edilen Baltacıgil'in hayallerinden biri Türkiye'nin uzak köşelerinde konser vermekti. Daha önce birkaç kez Türkiye'de konser verdi. Gürer Aykal'ın isteği üzerine yoğun programına ara verip Yıldızlar Topluluğu'na dahil oldu. Geçen cumartesi günü de CRR'de enstümanına bu sefer memleketlileri için dokundu.

Gürer Aykal: Kendimden bilirim, herkes yurdunu özler

Gürer Aykal, Diyarbakır'dan müzik müfettişleri tarafından yeteneği fark edilerek Ankara'ya getirildiğinde 11 yaşındaydı. O, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nda "Türk'ten şef olmaz" anlayışını kırdı, yasayla atanan ilk Türk orkestra şefi oldu. Toplum olarak müziğe yetenekli olduğumuzu söyleyen Gürer Aykal, çoğu kendi öğrencisi olan müzisyenlerin gösterdiği başarıdan mutlu: "Yurtdışındaki orkestralarda da çalışan Türkiyelilerin sayısı da giderek artıyor. Bana 'Bu topluluğun genel müzik direktörlüğünü yapar mısın?' diye geldiklerinde çok sevinerek kabul ettim" Aykal amaçlarının tüm dünyada çalmak olduğunu söylüyor ve ekliyor. "Avrupa'ya şunu diyeceğiz: 'Bak biz Avrupa'da yaşayan Türkiyeli müzisyenleriz, Beethoven nasıl çalınır, gelin bir de biz Türkiyelilerden dinleyin.' Avrupa'nın göbeğinde yaşayan Türkiyelilerin gücünü ortaya koyuyoruz. Herkes bunu yapamaz." Topluluktaki müzisyenlerin hepsinin yurtdışından gelmesi Aykal'a göre çok kıymetli bir çaba: "Yurdunu herkes özler. Ben o özlemi çok yaşadığım için iyi bilirim. Yurda gelmek başkadır."