X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Tarih yazmak, onların kaderinde var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Tarih yazmak, onların kaderinde var

  • Giriş Tarihi: 22.3.2015
Tarih yazmak, onların kaderinde var
Tarih yazmak, onların kaderinde var

Fenerbahçe ile Beşiktaş, 18 Mart 1989'daki final gibi derbiden 26 yıl sonra yine nefes nefese bir yarışın tarafları olarak sahaya çıkıyor. Futbol çeyrek asırda çok değişti, damaklarda tadı kalan eski güzellikler ise artık sadece bir anı

Beşiktaş 1983'ten beri kaybetmiyordu ezeli rakibine. 1989'un 18 Mart günü her iki takım Kadıköy'ün çimlerine çıktığında, siyah beyazlıların özgüveni yüzlerinden okunuyordu.
Fenerbahçe önceki hafta Ankaragücü'ne iki puan bırakınca zirve el değiştirmiş, ligin boyu hepten kısalmışken Beşiktaş'a çok muhtemel bir şampiyonluk için beraberlik yeter hale gelmişti.
Kalede Toni Schumacherli, Rıdvanlı, Aykutlu, Oğuzlu, Hakanlı, Hasanlı, Küçük Şenollu Fenerbahçe, çok yüksek bir ofansif güç ve bireysel yaratıcılık düzeyiyle, kabus gibi geçen son birkaç sezon için adeta günah çıkarıyordu.
Takımın neredeyse tamamı o sene transfer edilmişti. Bildiğiniz 'toplama' takımdı. Bol bol yeteneğin toplandığı bir takım...
Maçın hemen başında Ali Gültiken, Toni ile karşı karşıya kaldı. Alman kaleci en bilindik özelliği karşı karşıya becerisiyle Ali'yi o kadar uzun süre oyaladı ki vuruş yapmadan önce, Nezihi yetişip kaleye giden topu çizgiden çıkaracak zamanı buldu. Ama çok geçmeden aynı Ali kafayla topu çatala gönderdiğinde siyah-beyaz kalpleri 'gene kazandık' rahatlığı, sarı-lacivert ruhları ise 'bu takımla bile yenemeyeceğiz' karamsarlığı kapladı. Ama Fenerbahçe hızla toparlanıp vites yükseltti. Ve Aykut Kocaman sol ayağıyla Zalad'ın solundan uzak köşeye plaseyle eşitlik sayısını attı.
Fenerbahçe'ye bir güven gelmişti. Yapabileceklerine inandılar. İkinci yarı da sahanın en iyisi Hakan Tecimer'in golüyle yıllar sonra bir Beşiktaş maçından zaferle ayrıldılar. 103 golle halen daha kırılamamış bir rekora imza atan o kadro, lig sonuna kadar Beşiktaş'la puan farkını daha da açarak şampiyonluğa yürüdü.
Çok eğlenceli bir takımdı o Fenerbahçe.
Adam adama markajın moda olduğu yıllardı ve Fenerbahçe'de her skoru değiştirenin başına dikecek oyuncu bulmak, rakip takımlar için en zor havuz probleminden bile karmaşık bir hesaptı.
Rıdvan Dilmen yıllar sonra, geri düştükleri bazı maçlarda santrada Aykut Kocaman'la 'kaç gol atarız' diye iddiaya girdiklerini anlatacaktı.

YILDIZLAR SAKATLANDI, MASAL BİTTİ

Fakat bir sisteme değil, yıldızlarına endeksli bir takımdı. O yüzden de tüm gişe başarısına rağmen devam filmi hiç gelmedi. Ertesi sezon Rıdvan, Turan, K. Şenol gibi yıldızları sakatlandı, takımın elini en çok güçlendiren santrafor Hasan Vezir de olaylı biçimde G.Saray'a imza attı. Sonraki sezonlarda hem kadro hem de teknik adam istikrarı hayal oldu. Fenerbahçe, bir sonraki şampiyonluk için yedi yıl beklemek zorunda kalacak, kaderin cilvesi, 1996'da bu kez seyir zevki ve problem çözme becerisi düşük ancak gerçekçi bir oyun planı olan bir takımla şampiyonluğu kazanacaktı.
Beşiktaş ise belki 1988-89'da kaybettiği final gibi maçla şampiyonluğa veda etti. Ancak bu durum, hem kadro istikrarına hem de sahada sağlam bir sisteme yatırım yapmanın meyvelerini toplamalarını sadece bir sezon erteledi.
Sonraki üç sezon üstüste, hem sistemleri hem de Metin-Ali-Feyyaz efsanesiyle şampiyon olup ligi domine ettiler.
Ve iki büyük çınar, o final gibi maçtan 26 yıl sonra, neredeyse yıldönümü sayılacak bir tarihte yeniden kritik bir maça çıkıyor. Futbol evrim geçirdi çeyrek asırda. Ancak her şeye rağmen o yılların başka bir büyüsü vardı. Stadyum önünde sabahlanırdı. Maçta faul olunca, TRT muhabiri sahaya dalar, yerde yatan oyuncuya "Pozisyonu anlatır mısın?" derdi. Ya da maçtan önce hakeme "Hocam sertliğe müsamaha" diye sorma modası vardı. Sanki hakem, "benden size izin, vurup kırmak serbest" diyecekmiş gibi... Gelgelelim oyunu o yıllarda daha sempatik, rekabeti daha anlamlı kılan ne varsa hepsi artık mazide birer anı. Tribünleri paylaşan taraftarlar, vapurlarla karşı yakaya geçen Fenerliler ya da Beşiktaşlılar yok artık.
Geriye ise sadece rekabeti yaratan devlerin büyüklüğüyle unutulmaz anılar kaldı. Ve futbola hakim olan mevcut iklime bakılırsa, kalan son güzellikler de yok olmadan dört elle sarılma zamanıdır o anılara...