X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gözünüz bu gençlerin üzerinde olsun
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gözünüz bu gençlerin üzerinde olsun

  • Giriş Tarihi: 17.5.2015
Gözünüz bu gençlerin üzerinde olsun
Gözünüz bu gençlerin üzerinde olsun

Afife Jale Ödülleri, Adana Altın Koza, Antalya Altın Portakal, Sait Faik Ödülleri, Sadri Alışık Ödülleri ve daha niceleri tarafından edebiyat, tiyatro, müzik ve sinema dünyasında taçlandırılan gençlerle konuştuk

Sanatçının doğasında var, gösterme, beğendirme ve takdir edilme... Her ne kadar "Sanatçının kendini ifade etme biçimini kim neye göre ödüllendiriyor?" konusu tartışmaya açık olsa da her yıl sinema, müzik, tiyatro ve edebiyat adına verilen ödüller çok konuşuluyor... Üstelik tescillenmiş olanlara yeni kapılar da açılıyor. Bugün ekranlarda, sahnelerde gördüğümüz oyuncu ve müzisyenler, elimizden bırakamadığımız kitapların yazarları bir zamanlar umut vaat ettikleri, parlak bulundukları için ödüllendirilmişti... Peki gelecekte çok konuşulacak bu isimleri şimdiden tanımak ister misiniz? O zaman ödülle taçlandırılmış isimlere şimdiden bir göz atın, bundan sonra adlarını çokça duyacağımız kesin...

Esme Madra

Hep övgü alan bir oyuncu


Nefesim Kesilene Kadar filminin başrol oyuncusu Esme Madra, Güney Kore'de düzenlenen ve Asya'nın en prestijli film festivalleri arasında yer alan 16. Jeonju Film Festivali'nde Özel Mansiyon ödülü kazanan bir isim... Nefesim Kesilene Kadar bugüne kadar İtalya'da Middle East Film Festivali, Belçika'da MOOOV, Danimarka'da CPH PIX, Almanya'da Münih Türk Filmleri Fetivali, İran'da Fajr Film Festivali'ne katılma başarısı gösterdi. Filmin başrol oyuncusu Esme Madra, daha önce 4. Yeşilçam Film Ödülleri'nde Çoğunluk filmindeki rolüyle en iyi genç yetenek ödülünü almıştı... Madra'nın ödül rafındakiler bundan ibaret değil... Film 67'inci Venedik Film Festivali'nde de Geleceğin Aslanı Ödülü'nü aldı. Üstelik festivalde oyunculuklara övgüler düzüldü... Esme Madra, Mimar Sinan Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümü ekolünden. Verdiği bir röportajda 15 sene sonrasının Esme'sini şu cümlelerle anlatıyor: "Renklerini kaybetmemiş biri. Sıkıcı sıkıcı konuşan birine dönüşmemiş. Hâlâ her şeye karşı açık kalabilmiş olmak en güzeli olur."

Ecem Uzun

Ödül görünür olmamı sağladı


Geçtiğimiz yıl Afife Jale Ödülleri'nde, rol aldığı Savaş isimli oyunla, yılın en başarılı genç kuşak sanatçısı seçilmişti Ecem Uzun... Aradan geçen bir yılda Uzun'un yüzüne aşina olduk... 92 doğumlu Uzun, ilkokulda okurken Sarıyer Belediye Tiyatrosu'nda tiyatro dersleri almaya başladı. Orta ve lise yıllarında da sürdürdüğü eğitimi sayesinde Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nü kazandı. İkinci sınıftayken içinde hocalarının da olduğu ilk profesyonel oyunu olan Savaş'ta oynamaya başladı. Ve ilk profesyonel oyunuyla ödül aldı. Aldığı ödülün daha görünür olmasını sağladığını söyleyen Uzun, "Ödül almak çok güzel bir şey... Benim için, ailem için gurur verici elbette ama o kadar" diyor ve büyük anlamlar yüklemiyor ödülüne.

Bora Abdo

14 yaşımdan beri yazıyorum


Bora Abdo, 1995 yılından beri etkin olarak yazıyor... Sait Faik Hikâye Armağanı'nın 61'incisini yazdığı Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü- Beni Unutma Dörtlemesi 1 kitabıyla aldı. Abdo ödülüne dair şunları söylüyor: "On dört yaşımdan beri öykü yazıyorum. Çardağın altında babamla çay bardağında içtiğim ilk rakının zihnimde açtığı gelgitli, sebepsiz gülümseten ve hüzünlendiren karmaşık duygu ilkiydi serüvenimin; ikincisi ise Yasemin adındaki ablasını bir yangında kaybedip ve evsiz kalan, sokaklarda çocukların şiş göbeğine ve saçsız başına şaplaklar attığı ama onun da usanmadan "Yasi, Yasi," diye yollarda acısını döken ve ablasını arayan o yakışıklı adamı tanıdıktan sonradır. Krikor'u tanımak sonra. Terkedilmiş hurda bir arabada yaşayan ve hakkında çocukları öldürdüğüne dair asılsız kâbuslar üretilen. Ve sonra başka insanlar. Kışın ortasında bıraktığımız ve mahvettiğimiz insanlar. Israrla bu mahvoluşu yazmak istiyorum. Halikarnas Balıkçısı'nın Gündüzünü Kaybeden Kuş adlı öyküsünü okuduktan sonra ben de öykü yazmaya başladım."

Edip Tepeli

Ödülümün çalıştığım tiyatrolara seyirci olarak dönmesini umuyorum


Edip Tepeli konservatuvarlı... 1989, İzmir doğumlu oyuncu İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nden mezun... İstanbul Şehir Tiyatrolarında oyunculuk yapan Tepeli, aynı zamanda Siyah Beyaz ve Renkli, Emek Sahnesi'nde çalıştı... Emek sahnesinde iki yıldır, büyük bir keyifle oynadığını ifade ettiği Küskün Müzikal'de rol alıyor. Aynı zamanda Pınar Yıldırım'la birlikte yönettiği Nazım Hikmet Memleket'de seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Şehir Tiyatroları'nda ise İstanbul Efendisi ve Sırça Hayvan Koleksiyonu oyunlarında yer alıyor. Kısacası boş vakti yok. Bu kadar çalışma meyvelerini vermiş... Bu yıl ki Afife Jale Ödülleri'nde Yılın En Başarılı Genç Kuşak Sanatçısı seçildi... Edip Tepeli hayatını şu cümlelerle anlatıyor: "İzmirde şarküteri üzerine bir aile şirketimiz var. Gelenekçi diyebileceğim yapıda bir aile olduğumuz için beklenen benim de o işi devam ettirmemdi. Bu yüzden yazları dedem, babam ve amcalarımın yanında esnaflık yaptım. Esnaflığın oyunculuğuma nasıl bir katkı yaptığını yeni yeni anlıyorum. Tiyatro ise hep vardı hayatımda. İlk rolümü, ilkokulda okuma bayramında oynadım. Şiire ve edebiyata olan tutkum ise tiyatroyu hep hayatımda tuttu. Şiir bende tiyatrodan önde gelir diyebilirim. Ödül konusuna gelecek olursak; Takdir edilmek muhakkak ki çok mutlu ediyor insanı. Hele sanat yapmanın bu kadar zor olduğu bir ülkede... İşin motivasyon kısmına gelirsek, çok üstünde durmamak gerekiyor bence. Hem olumlu hem de olumsuz manada çok mesele etmemek gerekiyor ödülleri. Sanat çok üstünde mutabık olabileceğimiz bir şey değil. Olunmamalı da zaten... Siyah Beyaz ve Renkli ile yaptığımız Annemin Cinayet Listesi ile hiç bir ödüle aday olmadım. Emek Sahnesi'nde hâlâ oynadığımız Küskün Müzikal ile adaylıklar yaşadım. İBBŞT'de oynadığım Sırça Hayvan Koleksiyonu ile ise Afife Tiyatro Ödüllerinde Genç Kuşak Yılın Sanatçısı ödülünü aldım. Yani üç sene içerisinde olabilecek tüm senaryoları yaşadım. Hiç bir tanesi benim sanata ve tiyatroya olan bakışımı değiştirmedi. Sadece çok yoğun geçen bir sezonu geride bırakırken, yorgunluğumun yanına mutluluğu da koyuyorum. Şehir Tiyatroları 100 yıllık bir kurum. Dünyanın en büyük tiyatrolarından biri. Görünür olmak için benim alacağım ödüllere ihtiyacı yok yani. Fakat özel tiyatroların var. Ödülün en büyük getirisi -eğer olacaksa- takip edilen bir sanatçı olmak olacaktır. Alternatif sahneler tiyatronun laboratuvarı vazifesini görüyor bir yerde. Bu sahneleri ayakta tutmak, biz oyuncuların vazifesi. Seyirciye çok ihtiyacımız var. Ödülün buna katkı sağlamasını umuyorum."

Kaan Müjdeci

İkinci filmden sonra yönetmen olunur


Aslında fizik okudu Kaan Müjdeci... Berlin'de sinema okumaya gitti ama okuyamadı. Birçok işe ucundan kıyısından bulaştı ama sanatla hep içiçe oldu... Yazdığı ve yönettiği Sivas filmiyle, 71. Vedenik Film Festivali'nde genç yönetmenlerin ilk filmlerine verilen Altın Aslan Ödülü için yarıştı ve Altın Aslan'dan sonra gelen, Jüri Özel Ödülü'nü kazandı. Venedik Film Festivali Direktörü Alberto Barbera, Müjdeci'den "Türkiye adına yarışacak Sivas filmi olağanüstü bir yapıt. Genç bir yeteneği sinema dünyasına tanıtmak istedik. Bunu fazlasıyla hak ediyor" ifadelerini kullandı. Peki Kaan Müjdeci'nin bu ödüle kadar ve ödül sonrasında hayatı nasıl değişti? Kendi anlatıyor: "Berlin'deki yerel televizyonda çalıştım, yine Berlin'de illegal bir açık hava sineması açtım, bir bar açtım, moda dükkanı açtım... Newyork'ta sinema okudum... Üç kısa film, bir kısa belgesel yaptım. Hepsi iç içe geçerek devam etti. Venedik'te aldığım jüri özel ödülü beni tabii ki motive etti... Hemen sonrasında Tokyo'ya gidip diğer senaryomu bitirdim. Aslında hayatımda çok bir şey değişmedi, eskiden nasıl yaşıyorsam o şekilde yaşıyorum. Arkadaşlarım aynı, çevrem aynı, ne yeni gelenler oldu ne de gidenler. Facebook ve Instagram'dan takip edenlerin sayısı arttı, Twitter'ım kilitliydi yeni açtım. Nokia telefonum vardı en eskilerden... O kırıldı artık hiç çalışmıyor, akıllı telefona geçtim, pişmanım. Şu anda yeni filmim var, onunla uğraşıyorum çok yoğun şekilde. Berlin, Tokyo, İstanbul arası yolculuklarım oluyor. Bu arada keşke kısa film çekebilsem diye düşünüyorum, bakalım bir sürpriz kısa film çekebilirim tam emin değilim. Ama her zaman söylenir ikinci filmden sonra yönetmen olunur diye... Bakalım ikinci filmde neler olacak..."

Emre Nalbantoğlu

Kendimizle ilgili bir şey beklemiyorduk


Teoman, Hayko Cepkin, Bedük, Model, Özge Fışkın bugün müzik piyasasında popüler isimler... Roxy Müzik Günleri'nde aldıkları ödüller onların müzik yolculuğunda dönüm noktalarından... Emre Nalbantoğlu da bu ödüle layık görülen son isim. Geçmiş örneklere bakılacak olursa Nalbantoğlu'nun sesini bundan sonra sık sık duyacağız... Peki kimdir Emre Nalbantoğlu? Kendi cümleleriyle anlatıyor: "Ankara'da doğdum ve büyüdüm. Süleyman Demirel Üniversitesi'nde inşaat mühendisliği okudum... Ailem, müzik yolculuğuma bir yandan kızarken, bir yandan da destek oluyor. Yaklaşık 23 senedir gitar çalıyorum, 10 yıldır da kendi şarkılarımı yazmaya çalışıyorum. Uzun zaman uğraştıktan sonra 2013 başında sağlam bir grup toplamayı başardım ve hâlâ devam ediyoruz. Biz grubu toplayıp "Tamam başlıyoruz da ne yapacağız?" diye düşünürken bir dostumuz, "Toparlayın şarkıları kendi imkanlarımızla ufaktan bir albüm kaydedelim, sonra da Roxy Müzik Günleri'ne katılalım" diye itekledi durdu bizi. Bizi kendimize inandırdı. Yarışmayı alacağımızı biliyordum çünkü niyetimiz güzeldi. Kendimiz ile ilgili bir şey beklemiyorduk, sadece o saate kadar yanımızda olan dostlarımıza bir hediye vermek istedik."

Feyyaz Duman

Bazen ödülsüzler ödüllülerden daha iyi 'kariyer' yapıyor


Feyyaz Duman, Mardin doğumlu... Mardin'den İstanbul'a oradan Amerika'ya uzanan bir hikayesi var... Duman, Erol Mintaş'ın Annemin Şarkısı filmindeki performansıyla Saraybosna Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu seçildi... Son Altın Portakal'da ise yine aynı rolle En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı... Feyyaz Duman ödüllerin ardından yaşanan gelişmeleri şöyle anlatıyor: "Ödül insanı motive eden bir güç olmasına rağmen sadece festivallerde verilen heykelciklerden ibaret değil... Sizi izleyen seyirciden gelen olumlu feed-back'ler de en güzel ödül. Saraybosna jürisinde yer alan Oscarlı oyuncu Melissa Leo'nun film sonrası oyunculuğumla ilgili söylediği çok olumlu düşünceler ödüllerin en güzeliydi. Annemin Şarkıları filminden ikisi uluslararası biri ulusal toplam üç 'En iyi erkek oyuncu' ödülü aldım. Şimdiki hedefim 'süper erkek' ödülünü almak (gülüyor)... Oyunculuğa başladığımda şu kadar ödül alacağım gibi bir hedefle başlamadım. Oyunculukta şansa da çok inanıyorum. Sözkonusu ekonomi ve popülarite ise bazen ödülsüz oyuncuların ödüllülerden daha çok kariyer yapabildiğini görebiliyorum bu ülkede. Yurtdışında ödül birçok oyuncu için 'kariyerinde' çok şey değşitirebilirken, Türkiye'de maalesef aynı şekilde işlemiyor."

Aytaç Uşun

Oyunculuğun beni değiştirmesine izin veriyorum


Aytaç Uşun sessiz sedasız sinema dünyasına giren isimlerden. Silsile isimli filmdeki kısacık rolüyle bile dikkat çekmeyi başaran bir oyuncu... Filmdeki bu kısa rölü ona 21. Adana Altın Koza Film Festivali'nde Umut Veren Genç Erkek Oyuncu ödülü getirdi... Uşun kendini ifade ederken söze ailesiyle başlıyor: "Güney ve Dilek isimli iki güzel insanın çocuğu olarak dünyaya geldim. Kadıköy doğumluyum. Bir abim ve bir ablam var. Üçümüz birbirimizden farklıyız. Bu bizim zenginliğimiz herhalde... Bugüne kadar düşündüğüm ve yaptığım her şeye saygı duydular. İyi ki varlar... Oyunculuk, lise yıllarımda tiyatro ile hayatıma girdi. Tiyatronun içinde yer almak, ona hizmet etmek beni büyülemişti. Sahneye ilk çıktığımda, çocukluğumda karanlık odalardan korkardım, o odalara yürüyor gibi hissettim. Dört sene lise tiyatrosunda çok şey kazandım. Lise bitti üniversiteye başladım. İTÜ Gemi Makinaları İşletme Bölümüne geçtim. İki sene zor dayandım. Sıkıldım. Meğer oyunculuk, lisede kanıma girmiş, haberim yok. "Ben hayattayım ve istediğim mesleği yapmak istiyorum" dedim. Şimdi Maltepe Üniversitesi Oyunculuk Bölümü üçüncü sınıftayım. Oyunculuk adına yaptığım en güzel şey, bu zor koşullar altında meslek olarak istemek. Oyunculuğun beni değiştirmesine izin veriyorum. Ben olmasam oyunculuk olacaktı. Oyunculuk bana neler yapıyor... Doksanlar dizisinde oynarken ilk filmim Silsile'de oynadım. Ardından Toz Ruhu'nda rol aldım. Her şey bir anda oldu. Bir anda festivallerdeydim. Filmlerimiz başarılı oldu. Çok güzel insanlar tanıdım. Ödülden sonrasını tam kestiremiyorum ama filmlerin içinde yer almak çok şey değiştirdi. Şu an Boş Şehir adlı tiyatro oyunumuz var."