X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mary'nin estanı bitmedi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mary'nin estanı bitmedi

  • Giriş Tarihi: 31.5.2015
Mary'nin estanı bitmedi
Mary'nin estanı bitmedi

"Fotoğrafla dolu uzun bir ömür geçirmeyi umuyorum, çünkü destan henüz bitmedi" diyen, kendini sokak fotoğrafçısı olarak tanımlayan kadın fotoğrafçı Mary Ellen Mark bize şahane bir miras bıraktı

Kendini sokak fotoğrafçısı olarak tanımlıyordu. Hiç insan ayırt etmedi, kadrajına eroin bağımlılıları da girdi, dünyaca ünlü oyuncular da devlet başkanları da... Hafta içi 75 yaşında New York'ta yaşamını yitiren Mary Ellen Mark, şahane bir fotoğraf mirası bıraktı bizlere... Philadephian'ın varoş mahallelerinden birinde doğan Mark, kadın olarak fotoğraf dünyasında var olmak için daha fazla çalıştı. Mark, gün geldi 'Amerikan Rüyası'nın ne kadar boş olduğunu anlattı, gün geldi sıra dışı görülen akıl hastalarının, sokak çocuklarının, fahişelerin portresini çekti. Türkiye özel bir ülkeydi onun için. Çünkü 1965'te Fulbright bursuyla geldiği Türkiye'de İzmir, İstanbul ve Trabzon'da çektiği fotoğraflardan oluşturduğu portfolyosuyla profesyonel fotoğraf dünyasında adını duyurmuştu. Bu portfolyodan Trabzon'da çektiği 10 yaşındaki küçük bir kızın portresi unutulmazdı onun için. Mark'a 50 yıl önce modellik yapan o küçük kız Emine Kolaylı'ydı. Yıllar önce bir gazeteye verdiği röportajda o anları şöyle anlatmıştı: "Trabzon'da limanın hemen yanındaki Çömlekçi Mahallesi'nde Rumlardan kalma iki katlı bir evde oturuyorduk. Yanıma şık giyimli bir kadın geldi. İşaretlerle poz vermemi istedi. Üzerimdeki elbise de yeni alınmıştı. Ben de elimi çeneme koyup o pozu verdim."

ONLAR AKRABAM
Üç yıl önce Bursa Fotofest kapsamında Türkiye'ye gelerek festivalin konuğu olan Mark, "40 yıl boyunca hümanizmin yüksek duygusunu fotoğraflayabilmek için, dünyanın birçok ülkesine seyahat ettim" demişti. Hayatı boyunca onlarca ülkeyi gezen Mark'ın fotoğraflarının birçoğu da Rolling Stone, The New Yorker gibi ünlü dergilerde yayınlandı, 18 kitabı basıldı. 1966-1967 yılları arasında Vietnam Savaşı'nı görüntüleyen Mark için toplumun dışına itilmiş insanlar her zaman ilgi çekiciydi ve o insanlar için şöyle demiştir: "Toplumda yaşamak istediği gibi bir hayat sürememiş, istediği kırılmayı yapamamış insanlarla aramda bir akrabalık olduğunu hissediyorum. Daha fazla yapmak istediğim şey onların kabul görmesidir." Önemli filmlerin setlerine de gitti. Gün geldi Fellini'nin o unutulmaz fotoğrafını çekti, gün geldi Kıyamet/Apocalypse Now setinde Marlon Brando'yu kafasında örümcekle çekti. Dünyayı dolaşıp gerçekleştirdiği fotoğraf projeleri belgesel fotoğrafçılığında dönüm noktası olarak kabul ediliyor.