X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Setteyim ve mutluyum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Setteyim ve mutluyum

  • Giriş Tarihi: 14.6.2015
Setteyim ve mutluyum
Setteyim ve mutluyum

Oyuncu ve yazar Görkem Yeltan, ilk defa yönetmenlik için kamera arkasına geçtiği Yemekteydik ve Karar Verdim filminde bir sürpriz yaptı Arzu Okay'ı 37 yıl sonra sinemaya döndürdü. "Görkem benim kızım gibi istediği an yanında olurum" diyen Yeşilçam'ın yıldızlarından Okay: Setler çok değişmiş. Her şey çok keyifli. Mutluyum...

Yazlık bir evin verandasında bir kadın ve bir adam oturuyor. Kendi aralarında hoş sohbet, konuşuyorlar. Belli ki geçmişe dalmışlar... Hemen çaprazlarında mangalın başında genç bir adam, ızgarayı kızdırmış etleri bekliyor. Tam bu sırada küçük bir kız, mutfaktan elinde bir tabakla çıkıp tüm sevimliliği ile genç adamın yanına geliyor. "Amca" diyor hafif peltek bir sesle "Bunları da pişirecekmişsin." Genç adam kızın sevimliliğine dayanamıyor ve "Gel buraya" deyip kızı yanaklarından öpüyor... Sonra Görkem Yeltan'ın sesini duyuyoruz: "Kestik... Teşekkürler Mehmet, Arzu, Kaan. Çok iyiydiniz." Yeltan'ın teşekkür ettiği Mehmet, Mehmet Güreli, Kaan da Kaan Çakır. Ya Arzu kim derseniz, biraz es verin çünkü şaşıracaksınız, Arzu Okay... 37 yıl sonra oyuncu Arzu Okay bir sinema filmi için tekrar setlerde... Arzu Okay, Yeşilçam'ın önemli kadın oyuncuları arasında. Ayhan Işık'la da oynamışlığı var Kadir İnanır'la da... 120'den fazla film çevirdi. 70'lerin sonuna doğru Yeşilçam, içine girdiği seyirci krizini aşmak için erotik-komedilere yönelince o da pek çok oyuncu gibi bu tür filmlerde oynamak zorunda kaldı. Lakin sadece 24 erotik komedi filminde oynasa da adı hep bu tür filmlerle anıldı. Okay da 1978'te sinemayı bıraktı, tekstil işine girdi ve 1986'da Paris'e yerleşti ve hayatına devam etti. 2012 yılında 10. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali tarafından kendisine onur ödülü verildi. Okay, "Bu ödül benim için iadei itibar anlamına geliyor" diyerek kabul etmişti. Sonra yine kendi hayatına geri döndü. Aradan üç yıl geçti ve Arzu Okay'ı bir film setinde görüyoruz... Görkem Yeltan, ilk defa kamera arkasına geçerken, iyi bir senaryoyla yola çıkmanın rahatlığını yaşıyor. Ama bir de olmaz denileni gerçekleştirip Arzu Okay'ı tekrar kamerayla buluşturması, hem de bağımsız bir filmde, anlayacağınız sıradan bir durum değil bu. Okay, onlarca yılın ardından tekrar setlerde olmaktan memnun. Tabii biraz da heyecanlı. Dile kolay 37 yıl olmuş, kim heyecanlanmaz ki? Ama nasıl oldu bu iş, yani Görkem Yeltan nasıl ikna etti Okay'ı? Çünkü Okay kendisiyle yapılan söyleşilerde hep sinema defterini kapattığını söylerdi.

ÇOK TEKLİF GELDİ REDDETTİM
Aslında Okay ve Yeltan arasındaki ilişkiyi bilenler için şaşılacak bir durum yok. Çünkü onların dostluğu çok çok eskilere uzanıyor. Okay "Ben Görkem'i tanıdığımda 13 yaşındaydı. O benim ikinci kızım gibidir" diyor. Bunca yıl filmlerde oynaması için gelen pek çok teklife Okay, nasıl hiç düşünmeden "Hayır" demişse, Yeltan'dan gelen teklife de hiç düşünmeden "Tamam" demesi bu yüzden işte. Yani bir dost desteği söz konusu. Okay da "Görkem arayıp sana rol yazıyoruz dediği zaman, itiraz etmedim. Çünkü o benim kızım gibi, bir film çekiyor, ilk defa yönetmenlik yapacak ve bana ihtiyacı var. O zaman ben de onun için önemli bir işte onun yanında olmam gerektiğini düşündüm ve kabul ettim. Yani onun çaba harcamasına gerek yok ben onun istediği her yerde olurum" diyerek sinemaya geri dönüşünün perde arkasını anlatıyor. Bir dost desteği olsa da bu karar Arzu Okay cephesinde sinemaya karşı duruşunda bir şeylerin değiştiğinin de göstergesi. Okay "Sinemada oynamam için her zaman teklifler geldi. Ama ben kafaya koymuştum, bir daha film çekmeyeceğim diye. O defteri kapatmıştım ve gelen teklifleri de hep reddettim. Ama Fransızların bir sözü vardır 'Bir tek aptallar ve ölüler değişmez' diye. Her şey değişiyor hayatın içinde ve benim de fikirlerim değişti" diyor. Peki 37 yıl sonra setleri nasıl bulmuş? Tebessüm ediyor önce, siz o günleri yaşamadınız zorluklarını pek bilmezsiniz der gibi bir bakış atıyor ve anlatıyor: "Bizim sinemayı bıraktığımız şartlarla şimdiki arasında çok fark var. Bir kere herkesin işi kolaylaşmış. Her konuda size yardımcı olan bir ekip var karşınızda. Oyuncu olarak hiçbir zorluk çekmiyorsunuz. Eskiden bir kostüm odamız bile yoktu, minibüslerde elbisemizi değiştirirdik. Şimdi kostüm odası var. Kendi makyajımızı kendimiz yapardık, şimdi makyözler var. Yani çok şey değişmiş, profesyonelleşmiş. Bu değişime sevindim." Bu esnada ekip hummalı bir çalışma içinde. Yeni sahnenin hazırlıklarını bitirmek üzereler. Biz Arzu Hanım ile konuşurken senaristlerden Burcu Aktaş yanımıza geliyor "Arzu Hanım birazdan çekime gireceğiz, müsait misiniz?" diyor. Arzu Hanım da "Tamam geliyorum" diyor ve gülümseyerek çekime gidiyor. Bu gülümse de gözleri ışıldıyor, ya da bana öyle geldi, bilemiyorum... Ama Arzu Okay'ın bir film setinde huzurla gülümsemesi bana önemli geliyor. Yani memlekette bir şeylerin değiştiğini düşünüyorum...

HERKES NE HİSSETTİĞİNİ MERAK ETMİŞ
Kocaeli'nin Dilovası'na bağlı bir tatil sitesindeyiz. Kurbağa ve cırcır böceği sesleri, yüzünüzü hafifçe yalayıp geçen esinti, yani tam bir huzurlu yaz akşamı ambiyansı var sette. Mehmet Güreli'nin canlandırdığı Rıza Gürsoy isteğiyle bir Kurban Bayramı'nda tüm aile bir araya gelmiş. Aile fertleri hasret gideriyor, birlikte zaman geçiriyorlar. Ama ya sonra... Sonrasını yeni sezonda oyuncu ve yazar olarak bildiğimiz Görkem Yeltan'ın ilk sinema filmi Yemekteydik ve Karar Verdim'de izleyeceğiz. Arzu Okay, Mehmet Güreli, Kaan Çakır ile birlikte Sema Poyraz, Gökçer Genç, Ayçıl Yeltan, Kaan Çakır, Turgay Aydın, Ilgaz Kocatürk ve Yasemin Zamanpur'un rol aldığı film bayram vesilesiyle bir araya gelen aile fertlerinin yılların hasır altı edilen sorunlarıyla hesaplaşmasının filmi. Yani, kol kırılır ve belki de yen içinde kalır ama ne zamana kadar diye soracak film bize? Film icabı aile hesaplaşa dursun set oyuncuları çoktan aile sıcaklığı kurulmuş bile. Bunun da sebebi ekibin ve oyuncuların daha önceden birbirlerini tanıması. Bu herkesin yüzüne yansıyor. Set işi uzun sürer ziyareti de kısa... Gitmek için toparlanıyoruz ama Arzu Okay'a son bir soru daha sormak istiyoruz. "Neler hissetti bunca yıl sonra kamera önüne geçince?" Sahnenin bitmesini bekliyoruz. Sonra yanına gidiyoruz. Meğer Arzu Hanım'a arkadaşları da hep bu soruyu soruyormuş. Arzu Hanım "Arkadaşlarıma 10 sene denize girmeyince yüzmeyi unutur musunuz, diyorum. Yani bunca yıl kamera karşısına geçmeyince çok bir şey değişmiyor oyuncu açısından. Dingin ve sakin bir hikaye anlatıyoruz, set de öyle... Ekip çok iyi. Bir aile filmi ve bizler de bir aile ortamında gibiyiz. Her şey çok keyifli. Mutluyum" diyor.

BİRLİKTE ÇALIŞACAĞIMIZI BİLİYORDUM
Arzu Hanım yeni sahnenin çekimi için tekrar kamera önüne geçerken biz de yönetmen Görkem Yeltan'ın yanına gidiyoruz. Yeltan görüntü yönetmeni Ercan Özkan ile konuşuyor. Sonra birden oyuncuların yanına gidiyor. Elinde senaryo, çekilecek sahneyi anlatıyor onlara. Yani anlayacağınız yerinde duramayan bir hali var, çiçeği burnunda yönetmenimizin. Kendisi tez canlıyım ondan dese de aslında enerjisi takdire şayan. Monitörün başına geçince Görkem Yeltan'a "Yönetmenliğe ısınmışa benziyorsunuz" diyorum. Tebessüm ediyor. "Ama olaylar tahmin ettiğiniz gibi gelişmedi" diyor ve başlıyor anlatmaya "Burcu Aktaş, Yalçın Akyıldız ve Nilüfer Uğur Dalay ve ben dört kişi bir senaryo yazmıştık. Ekip olarak da mekanları bulduk, oyuncularla anlaştık. Çekim tarihini belirlendik. Yönetmenlik biraz üzerime kaldı açıkçası. Bir görev verildi sanki bu ekipten bana. Ben de kabul ettim. Yönetmenliği hayatımın bir aşamasında denemek isterdim ama bu ileriki yıllarda düşündüğüm bir şeydi. Ama hayat..." "Peki ya Arzu Okay'ı ikna etmek?" diyorum. Yeltan "Çocukluğumdan beri Arzu ile bir şey yapmak isterdim. O da hep artık sinemada olmak istemediğini söylerdi. Yıllar içinde annem gibi oldu zaten. Ama bir gün sinemada bir şey yaparsa bunu benimle yapacağına emindim. Bu hikayeyi yazarken, bir gün aradım, senin için bir rol yazıyoruz dedim. Tamam dedi. Olaylar böyle başladı" diyor.