X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Koalisyon toto'yu çok sevdik!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Koalisyon toto'yu çok sevdik!

  • Giriş Tarihi: 21.6.2015
'Koalisyon toto'yu çok sevdik!
'Koalisyon toto'yu çok sevdik!

7 Haziran seçimleri sonrası partiler henüz koalisyon temaslarına başlamadı. Ama sokakta, kıraathanelerde ne hükümetler kurulup ne hükümetler yıkılıyor. İş koalisyon toto'ya dönmüş durumda. Çok orijinal fikirler de var, sıradanlar da. "Aha şuraya yazıyorum" diyerek beylik laflar eden mi istersiniz, klişe tespitler mi

"Siyaset bizim işimiz, aha şu gördüğün masada 50 yıldır hükümetler kurulup, hükümetler yıkılıyor." Tophane'deki Boğazkesen Caddesi üzerindeki bir kıraathanede Recep Aksoy'un gülerek, biraz da dalgasını geçerek söylediği bu söz aslında son günlerdeki memleketin halet-i ruhiyesini özetliyor. Malum 7 Haziran seçimlerinden sonra iki kişi bir araya gelmeye görsün, "Ne olacak bu memleketin hali?" diye başlıyor muhabbetler, sonra da hükümetler, koalisyonlar kuruluyor, yıkılıyor, kuruluyor, yıkılıyor... Yani aslında herkes koalisyon toto oynuyor. İşin aslı pek de seviliyor bu oyun! Hele hele kıraathaneler, koalisyon toto konusunda pek renkli manzaralar sunuyor insana. Çok orijinal fikirler de var, çok sıradan fikirler de... "Aha şuraya yazıyorum" diyerek beylik laflar eden mi istersiniz, klişe tespitler mi... Bir uçta ateşli parti taraftarları, diğer uçta politikacılara tepkili olanlar... Nasıl yapıyorlar anlamadım ama yeşil örtülü masalarda kağıt ya da okey oynarken, bulmaca çözerken aynı anda iki işi yapma becerisi gösterip, koalisyon totoya dahil olabiliyor insanlar. Seçim sonrası biz de düşürdük yolumuzu kıraathanelere, bakın neler gördük, neler yaşadık?

TOPHANE'DE TWITTER ORTAMI

İlk durağımız Tophane'deki Siirtli ve Bitlisliler'in gittiği bir kıraathane oldu. "Selamünaleyküm" deyip içeri girdik. Yekten "Burada hükümet kuruldu mu?" diye sorunca "En sevdiğimiz şey" dercesine bir masanın etrafında hemen toplaşıldı. "Çay verin abilere" deyince bu koalisyon totonun uzun süreceğini anladık. Burası AK Parti'lilerin uğrak yeri. Ağır abi de Taksici Abdürrahim Aksoy (55). Koyu bir AK Parti'li. "AK Parti'siz bir koalisyon olmaz" diye başlıyor söze. MHP dışındaki partilere hiç sıcak bakmıyor. "Ha MHP ile de koalisyon kurulursa onlara Tarım ve Köy İşleri, Orman ve Su İşleri, Gençlik ve Spor bakanlıkları verilsin" diyor. Yeğeni Ebubekir Aksoy (31) nakliyeci. Heyecanlı biri. Seçim sonuçlarını tutturmakla övünüyor. Ama "Hemen erken seçim olsun abiciğim" diyerek koalisyon fikrine sıcak bakmadığını söylüyor. Çünkü seçim olursa AK Parti'nin tek başına iktidara geleceğini düşünüyor. Kıraathanenin sahibi Fatih Aras da onu destekliyor. "Yani Retweet'liyorsun Ebubekir'i" diyoruz, "Favlısından" diyor gülerek. Recep Aksoy bu aşamada devreye girip çözdüğü bulmacadan kafayı kaldırıp yazının başındaki işte o sözü söylüyor. Bu söz üzerine herkeste bir tebessüm oluşuyor. Arka masada sessizce oturan diğer yeğen Hamza Ali Aksoy (28) daha soğukkanlı: "Elbet birkaç parti bir noktada birbirleriyle anlaşır, biz de işimize gücümüze bakarız." O zaman bir sessizlik oluşuyor. Sanki final cümlesini söylemiş gibi Hamza Ali. Ama Ebubekir hemen totonun soğumasına izin vermiyor, ne de olsa eğlenceli bir oyun bu. Arka arkaya patlatıyor tespitlerini. Çok tanıdık geliyor bu tespitler bana, acaba nerede kimden duymuştum bu fikirleri diye düşünürken, Hamza Ali dayanamıyor, gülümseyerek "Çok fazla televizyon izliyorsunuz" diyerek pas atıyor ortaya ama herkes akraba olduğu için o pas ortada kalıyor. Ebubekir de durumu toparlamak için "Evet, uyumam herkesi dinlerim" diyor gülerek ve devam ediyor "Ben her fikre açık bir insanım. Mesela Kerem var burada HDP'ye oy verdi. Ama arkadaşız" diyor. Fırlayıp sandalyeden Kerem Kargın'ı (28) bulup getiriyor. Kerem sanki bloklanmış gibi, kıraathaneden içeri girmiyor. Ortamın ağır abisi Abdürrahim Aksoy'un sanki bloku kaldır komutu verircesine "Gelsene içeri" demesiyle giriyor içeri. Onun gönlünden de HDP'nin içinde olduğu bir hükümet geçiyor. Burası gittikçe canlı bir Twitter ortamına dönüşmeye başlayınca gitme vaktinin geldiğini anlıyoruz. "Ne zaman çıkar haber?" diyorlar, pazar günü derken aklımdan takibe takipçi bu ekip deyip bir başka semte, bir başka kıraathaneye yollanıyoruz.

BALAT'TA DANİMARKA SORUSU

Balat'ın ara sokaklarında bulunan Dostlar Kıraathanesi'nde çok fazla insan yok. Bir masada iki amca kağıt oynuyor. Arkadaki bir masada başka bir amca TV izliyor. "Selamünaleyküm" deyip derdimizi anlatınca, bize kimse pek yüz vermiyor. Şaşırıyorum, "Hükümet kurma oyununu sevmeyene rastlamak da varmış" diyorum. Ama kahvecinin "Abi otur sen bir çay iç, hükümet kurma çalışmalarında bugün arkadaşlar pek yol alamadılar, şimdi müzakerelere ara verdiler" deyince durumu çakozluyorum. Müzakerelerin sancıları sürüyor aslında. Ortada kağıt oynayan amcalardan biri "Koalisyon da olmasın, hükümet de olmasın. Hepsinden sıkıldım" diyor atıyor kağıdı masaya, tak! Karşısındaki Ekrem Bulutay (57) ise gülerek "CHP kazanamadı ya seçimi, ondan canı sıkkın" deyip o da vuruyor masaya kağıdı, tak. Karşılıklı atışmalar devam ederken, Murat Keleş (57) giriyor içeri. Haber vermişler koalisyon toto var diye gelmiş hemen o da. Orijinal bir fikri var: "AK Parti ile Baykal kurar hükümeti?" Nasıl yani dercesine "Baykal mı?" diyoruz, anlatıyor. "Şimdi ilk kurultayda Baykal CHP'nin başına geçer, sonra da AK Parti ile hükümet kurulur." Mustafa Çim (53) gülüyor bu fikre, "Yav bırak" dercesine... O koalisyon fikrinden nefret edenlerden. Sebebi de var 90'larda Çiller zamanı yaşanan ekonomik krizden dolayı iflas etmiş. Mustafa Amca kendinden emin bir şekilde "AK Parti tek başına kuracak hükümeti, göreceksiniz. 18 milletvekilini bulacaklar" diyor ama nedense kimseyi inandıramıyor. Bu sefer ona da Murat Abi gülüyor. "Benim" diyor "Tanıdıklarım var siyaset dünyasında, partiler arası temaslar başlamış." Sonra "Her işimiz elden ayrı arkadaş. Burası Danimarka mı? Keşke olsa, güzel güzel koalisyonlar kurulur. Ama değil" diyor ve kahkahayı patlatıyor. İçerde TV izleyen İlhan Kurt (54) emekli. Gülüşmeleri duyunca kalkıp yanımıza geliyor. "Bak evladım" diye giriyor söze: "Yok kırmızı çizgileri varmış, yok o yok bu. Hepsi bin dereden su getiriyor. Bana ne sizin çizgilerinizden. Kurun hükümeti bana ne vereceksiniz onu söyleyin." Sonrasında sesi de yükseliyor, kızgınlığı da. Kimi kurduğu cümleler karşısında yüzüm kızarıyor. "Bunları da yaz ha" deyince imdadıma kahveci yetişiyor: "Abi nasıl yazsın arkadaşlar, bunlar yazılacak şeyler mi?" diyor. Bense korkuyorum, İlhan Amca'ya bir şey olacak, tansiyonu falan çıkacak diye! Kahveden çıkıyor, bağıra çağıra kızarak uzaklaşıyor. Bu oyunun sonu kötü deyip "Eyvallah" diyerek uzuyoruz. Ama İlhan Amca'nın kahveden çıkışı Çıplak Vatandaş filmindekiŞener Şen'i hatırlatıyor bana.

BEŞİKTAŞ TEKNOKRAT DİYOR

Sırada Beşiktaş var. Kıraathanesi bol semtlerden biri. Birkaç yer dolaşıyoruz. Buradakilerin çoğu ismini vermek istemiyor ama ilginç önerileri de var. Mesela bir amca "Vekil seçmeyelim, her kanunu biz internetten oylayalım" diyor. Yani doğrudan demokrasi istiyor. Ama söylediğinin olacağına sanki kendi de inanmıyor. Gülümsemesinden anlıyorum. Bir başkası, akil ya da uzman adamlardan oluşan bir hükümet kurulsun istiyor. "Teknokrat hükümet mi istiyorsunuz?" deyince, "Ben teknokrat mekrotnat bilmem" deyip uçuk fikrini havaya savurmanın rahatlığı ile dönüp arkasını gidiyor. Star Kıraathanesi'nde bir çay içerken koalisyon totoya çağırıyoruz ahaliyi. Bir isteksizlik var. Ama biz de tecrübeliyiz. "Ne çıktı buradan?" diyoruz, biraz önce AK Parti-CHP ve AK Parti-MHP hükümetlerinin kurulduğunu öğreniyoruz. Ercan Soy (49) ise koalisyon istemeyenlerden. "Tek parti hükümeti kurulana kadar seçimler yapılsın" diyor. Üç semti ve birçok kıraathaneyi dolaşmak, insanlarla temas, ufkumu açıyor! Yurdum insanına siyaset bilimci diploması verilse yeridir diyorum. Herkes her şeyi biliyor ve her şeyin farkında. Mizah konusunda siyasetçilerden daha iyiler. Günün sonunda bir çay ısmarlayıp her şeyi tatlıya bağlıyorlar. Ama kimi fikirler kimi tezlerin TV ve gazetelerden 'arak' olduğu da düşünmüyor değilim? Eee copy paste dünyasında olur böyle şeyler deyip üzerinde durmuyorum. Gazeteye dönerken fotoğrafçı İlhami Yıldırım arabada radyoyu açıyor. Bülent Ortaçgil'in Normal şarkısı çalıyor. Ortaçgil "Biri anlatsın hemen nedir bu normal, yoksa ben miyim anormal" diye soruyor...