X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Korkmalara doyamadık
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Korkmalara doyamadık

  • Giriş Tarihi: 28.6.2015
Korkmalara doyamadık
Korkmalara doyamadık

Geçtiğimiz yıl vizyona altı yerli korku filmi girdi. 2015'te bu rakam ikiye katlanacak. Türk seyircisi cin hikayeleri etrafında dönen yerli korkuyu sevdi. Filmleri izleyip, yorganı kafasına çekmeden uyuyamayanlar da var, filmin etkisinden kurtulamayanlar da... Seyirci korka korka bu filmlere gitmeye devam ediyor, yönetmenler de çekmeye

Helak , Ezan, Hannas:Karanlıkta Saklanan, Azem 2: Cin Garezi, Şeytan- ıRacim: İfrit, Mihrez: Cin Padişahı... Bunlar 2015 yılının ilk altı ayında vizyona giren yerli korku filmleri. Şimdiden geçtiğimiz yıl seyirciyle buluşan yerli korku film sayısından fazla. Yıl sonuna kadar yerli korku türünde yedi filmin daha vizyona girmesi bekleniyor. Rakamlar yalan söylemez. Türk halkı yerli korkuyu sevdi. Seyirci sevdikçe yönetmenlerin de iştahı kabardı. Kan üstüne kan, cin üstüne cin derken korku türünde hikayeler korku sınırlarını zorlamaya başladı. Yakında Siccin 2 filmi vizyona girecek Alper Mestçi, yeni filmi için boşuna "Gelmiş geçmiş en korkunç filmi vaat ediyorum" demiyor. Seyirci korkmalara doyamıyor, yönetmen abartmaya... Salonlardan korkuyla çıkanlar genelde gençler! Özgür Bakar, "Sahil şeridi ve İstanbul seyircisi değil, Orta ve Doğu Anadolu bu filmleri izliyor" diyerek tespitte bulunuyor. Bakar, Doğu Anadolu'daki seyircinin sadakatine, son filminin fragmanını Kürtçe de hazırlayarak karşılık vermeyi planlıyor.

CİN BAŞROLSE GİŞE GARANTİ Mİ?
Özellikle lise ve üniversite gençliğinin izlediği yerli korku filmlerinin olmazsa olmazı cin. 24 Temmuz'da Deccal isimli filmi vizyona girecek olanÖzgür
Bakar'a göre başrol cin'deyse, korku garanti! Siccin 2'yi 10 Temmuz'da vizyona sokacak olan yönetmen Alper Mestçi ise "Korku filmlerinin gişesinin garanti olduğu büyük yalan!" diyor. Ama yıllarca dünya sineması kanalıyla tanıştığı vampir, zombi gibi yaratıklardan korkmaya alışmış seyircinin, kendinden bir şeyler bulduğu, özbeöz korku temalarıyla karşılaşınca deyim yerindeyse bu türü bağrına bastığı da ortada... Durum böyle olunca yerli sinema endüstrisi de avuçlarını ovalamaya başladı. En çok korkutanın, en fazla gişe yaptığı günleri yaşıyoruz. Mesela, yerli korku denince ilk akla gelen isimlerden olan Hasan Karacadağ'ın, Dabbe serileri izlenme rekorları kırıyor. Dile kolay, Dabbe 837 bin 750 kişi tarafından izlenmiş! Alper Mestçi imzası taşıyan Siccin 337 bin 126 kişi tarafından izlenirken, Özgür Bakar imzalı Azazil 179 bin 236 kişiye ulaşmış. Box Office verilerine bakıldığında bu türde isim yapmış yönetmenler tarafından çekilen yerli korku filmlerinin kemikleşmiş 130 bin izleyicisi olduğu görülüyor. Bu nedenle arka arkaya yerli korku filmleri vizyona giriyor. Biz de, yerli korkunun izlenme rekorları kırdığı bu dönemde, senaristlerle, yönetmenlerle, bu filmleri izleyenlerle, korkusuzca korku filminde başrol oynayan isimlerle konuştuk. Yerli korkunun haritasını çıkardık.


Yerli korkular kültürel altyapıdan besl
eniyor

ASLI YURDİGÜL / İBRAHİM ETHEM ZİNDEREN Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi


Türk Sinemasında Özel Efekt Teknolojileri Aracılığıyla Oluşturulan Korku İkonları başlıklı bir tez hazırlayan Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyeleri, Aslı Yurdigül ve İbrahim Ethem Zinderen, "Korku duygusu sevinç, üzüntü, öfke ve aşk gibi bireyin en temel heyecanları arasında yer almaktadır. Bu anlamda korkmak; gerçek bir tehlikenin veya bir tehlike düşüncesinin bireyde uyandırdığı endişe duygusudur." diyerek korkunun temel bir duygu olduğu anlatıyor. Ama korkunun zaman içerisinde anlamının nasıl değiştiğini ve bunun filmlere nasıl yansıdığını da şöyle anlatıyorlar: "Zaman içerisinde korkunun anlamı değişmiş, korku hayatta kalmak için bir uyaran olma işlevinin yanı sıra, bir eğlence aracına dönüşmüş. İnsanlar korkmaktan, dehşete düşmekten, tüylerinin diken diken olmasından hoşlanır hale gelmiş. Bu hoşnutluk, geçmişte idamları ve işkenceleri izlemek için insanların arenalarda toplanmasına, giyotinlerin etrafına üşüşmesine ve heyecan içinde korkuya alkış tutmalarına, adeta bayram sevinci yaşamalarına neden olurken; bugün korkudan kaynaklanan aynı heyecan ve sevinci, beyazperdenin ya da beyazcam bir ekranın karşısında yaşamakta. Gerilmek, korkmak ve sonra da bir düşten, bir kâbustan uyanır gibi gerçek yaşama dönmek; beyazperdedeki canavarlardan, sapıklardan, çılgınlardan, akan kanlardan ve parçalanan vücutlardan, azap verici feryatlardan ve ürkütücü gölgelerden kurtulup normal dünyaya dönmek bugün, belki de insanoğlu için en büyük eğlenceye dönüşmüştür. İşte bu süreç, insanlığa korku sinemasının bir ürünü olarak sunulmuştur. Hem korkmak hem de bu korkudan zevk almak gibi birbirine karşıt iki durumun birlikteliğidir korku sineması. Türk sinema tarihinde üretilen korku filmlerine bakıldığında -özellikle 2000'li yıllardan sonra- korkunun kaynağını genel olarak dinsel temalardan, kültürel altyapıdan aldığı rahatça söylenebilir"

Çekimlerde ürpertici şeyler yaşadım


NİL GÜNAL / Dabbe 5 filminin oyuncusu

"Korku, bilmediğim, hiç deneyimlemediğim bir alan olduğu için bir yandan oynamak istedim, diğer yandan çekincelerim oldu. Filmden önce nasıl olduğunu merak ediyorsunuz. İçindeyken yaptığınız, denediğiniz şeylerin sonucunu bilmediğiniz için hep bir 'Acaba nasıl oldu?' sorusu var aklınızda. Ama sürekli sorgularsanızda bu işinize yansır. Bırakacaksınız kendinizi bazen neyi, neden yaptığınızı bile bilmediğiniz anlar oluyor. Bunu yaşamak benim için çok ilginçti mesela. Filmden sonra, çekerken bunu niye yapıyorum acaba dediğim şeylerin etkisinin çok daha büyük olduğunu gördüm. Uyurken yatakta yavaşça size yaklaşan ve bir anda bacağınıza yapışan tüylü bir eli hissetmek ya da hiç bilmediğiniz görmediğiniz bir varlığın arkanızdan size yaklaştığını ve ensenizde nefesini hissetmek... Bir gücün sizi hızla geriye çekmesi bunlar ürpertici tabii. Çekim esnasında ve sonrasında ürpertici şeyler tabii ki yaşıyorsunuz. Böyle bir atmosferde her şey ürpertici geliyor..."

Sesler duyuyordum, muska ile oynayabildim


DUYGU PARACIKOĞLU/ Ammar: Cin Tarikatı filminin başrol oyuncusu

"Eşim Özgür Bakar'ın çektiği ilk filmdi ve ben oynamak istedim. Çekimler sırasında epey etkilendim ve korkulu günler yaşamaya başladım. Geceleri uyuyamıyordum. Sesler duyuyordum, tedirginlik yaşıyordum. Hocaya gidip muska yaptırdım ve onun etkisiyle rahatladım, çekimlere devam edebildim. Artık, eşimin ve Alper Mestçi'nin çekeceği filmler dışında bu türde bir filmde oynamam! Aslında korku filmi izlemeyi çok seviyorum. Hatta hamileyken günde üç-dört korku filmi izliyordum"

Bir cin tarafından boğazım kesildi


BURAK SARIMOLA / Amar:Cin Tarikatı, Azazil,filmlerinin oyuncusu

"İlk defa deneyeceğim bir tür olduğu için nasıl bir teknikle oynayacağımı düşündüm. Kendi korkularımdan yola çıkarak karakterimi buldum. Çok zorlayıcı bir sahnem olmadı. Bu tarz durumlardan pek de etkilenip, gerilen bir kişiliğe sahip değilim. Ama eşim gala sonrası bir süre geceleri uykusuzluk çekti. Bu benim için filmin etkisini gösteren önemli bir veriydi. Ama kendi adıma tüm filmler boyunca eğlendiğimi bile söyleyebilirim. En ilginç yanı, ilk defa bir filmde bir cin tarafından boğazım kesilerek öldürüldüm. Korku filmi izlemeyi de seviyorum. O fantastik dünyanın içinde kendimi görmek bana aşırı zevk veriyor"

Korku filmlerinde bir fast food durumu var


Kısa filmleriyle tanınan Can Evrenol genç bir yönetmen. Kısa filmi Baskın dünyada birçok festivalde gösterildi. Ayrıca Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği tarafından 2014 yılının en iyi kısa filmi seçildi. Evrenol Baskın'ın uzun versiyonunu vizyona sokmayı planlıyor. O, genç bir yönetmen olarak Türkiye'deki korku filmleri kültürüne farklı bakıyor. "Janr sinemasından, fantastik filmden, korku sinemasının abartılı anlatımlarından keyif alan sinemaseverler var. Bir de genç kitle... Onlar 'Korkalım heyecanlanalım' diye düşünüyor. Ama sadece ruh, cin ögeleri olmasa, farklı şeyler de denense ne iyi olur. Çünkü korku filminde de büyük bir fast food durumu var"

Korku filmlerinin gişe garantisi yok!

ALPER MESTÇİ (Yönetmen)

Alper Mestçi hem komedi hem de korku filmi çeken bir yönetmen. Musallat 1-2, Üç Harfliler: Marid ve Siccin seyirciyle buluşan korku filmleri... Mestçi, yerli korku filmlerine dair şunları söylüyor:

GENELDE 15-25 ARASI GENÇLER İZLİYOR:
"Gözlemlerime göre Türkiye'de korku sinemasının seyircisi çoğunlukla 15-25 yaş grubunda. Filmlerimi daha çok kadın izleyicilerin duygusal ve empatik algısına göre yapıyorum. Korku filmlerinin gişe garantisi olduğu büyük bir yalan. Zaten gişe rakamları da bunu gösteriyor. Türk korku filmlerinin yüzde 80'i zarar ediyor ya da ancak maliyetini çıkartabiliyor. Bu rakamlar genel olarak Türk sineması için de geçerli zaten."

KORKU SİMÜLASYONU YAŞAMAYI SEVİYORUZ:
"Gerçek hayatın komedisi ve dramı filmlerin çok ötesinde. Yani gerçek hayatta gülüyorsunuz, ağlıyorsunuz ama korku filmlerindeki korku -genellikle- gerçek hayattakinden daha abartılı. Korku simülasyonu yaşamayı seviyor sanırım insanlar. Bir insanın yaşayabileceği en berbat şeyleri ucundan kıyısından hissedip yine de güvenli bir ortamda olduğunuzu bilmek, lunaparkta roller coastera binmekle benzer bir etki yapıyor olabilir."

CİN EN ÖNEMLİ KORKU ÖZNESİ:
"Cin, Türk ve İslam kültüründe halk arasında anlatılan korku hikayelerinin en önemli öznesi. Olmazsa olmaz değil çünkü onlarca korku filmi yapıldı ve cinler hepsinde başka bir şekilde anlatıldı, kullanıldı. Yani dünya korku sinemasından çok farklı şeyler yapmıyoruz. Sadece tanımlar değişik. Hollywood'da hayalet ya da şeytan, Uzakdoğu'da kötü ruh veya öfke, bizde de cin."

İZLEYİCİLER TAKLİDİ HEMEN AYIRIR:
"Hollywood'da da durum farklı değil, mesela son yılların en çok izlenen korku filmi The Conjuring'te kadının içinden exorcism (şeytan çıkarma) ile cadı çıkardılar, kimse de nedenini sorgulamadı. İslami korku çekiyorum çünkü Türkiye'de film yapıyorum, Türk filmi yapıyorum. Siccin 2, Musallat ve Siccin'deki tarzın daha yoğununu vaat ediyorum. Sadece korku değil aynı zamanda 'güzel bir film' vaat ediyorum. Türk sinemasının en sert korku filmini vaat ediyorum. Korku sineması yönetmen sinemasıdır. Kendi tarzınız yoksa korku filminde başarılı olmanız çok zor. Korku izleyicisi taklitleri hemen ayırt eder. Genel olarak sinema zaten ticari, dolayısıyla korku sinemasının da ticari olmasında bir sorun yok"

En çok Orta ve Doğu Anadolu'da izleniyor

ÖZGÜR BAKAR (Yönetmen)


Özgür Bakar, yerli korku dalında isim yapmış yönetmenleden... 2013 yılında Ammar: Cin Tarikatı filmiyle korku dünyasına giren Bakar, Azazil: Düğüm, Deccal Başlangıç, Helak: Kayıp Köy filmlerine imza attı. Bakar, yerli korku sinemasını korku mafyası olarak tanımlıyor:

KORKU FİLMLERİ PATLAMA YAPTI:
"Türk sinemasının tür sineması problemi vardı. Bunu fark edince denemeler yapıldı. Mesela Metin Erksan, Şeytan filminin birebir aynısını yapıp çekmiş, dünyayı kasmış kavurmuş. Endüstrileşmenin en büyük ihtiyaç olduğu, bunun da tür filmlerini yanında getireceğini her zaman biliyorduk. Hiçbir zaman, 'Biz yapacağımızı yapalım, millet izlemezse izlemesin' lüksümüz yoktu. Korku bunun başlangıcını yaptı. Önyargı, aşağılama var bu türe karşı ama. Bu tür denemeler, yarın bizim müzikal, polisiye, bilimkurgu denememizin önünü açacak. Seyirci, korku gibi görsel malzemenin bol olduğu filmleri altyazılı izlemek istemiyor. O yüzden yerli korku patladı."

DÜNYAYA ANLATACAĞIMIZ MİTLERİMİZ VAR:
"Sinema bir yandan ticari bir matematik. Yaptığınız işin izlenmesi lazım ki, devamını çekebilelim. Bizim toplumumuzda dünyaya anlatabileceğimiz mitlerimiz var, hem de seyirci olarak da ihtiyaç var. Korku filmlerinin bütçeleri de düşüktür, normal filmin üçte biri fiyata çekebilirsiniz. Azazil'i çektikten sonra, yapımcılar bu türün kârlı olduğuna uyandı. Korku filminin kemikleşmiş 100 bin seyircisi var. Başarılı yaparsanız, bu rakam çok yükseliyor. İki seferdir cin filmi yapmıyorum. İki kez cin filminin ekmeğini yedim, lüksümü kullanmak istiyorum. Diğer arkadaşlarım garantici davranmaya devam ediyor ama ben sıkılıyorum."

İSLAMİ ÖĞELERİ SEYİRCİ SEVİYOR:
"Yerli korkuda cin ve İslami öğe kullanıyorsanız filmin gişede 100 bin kişisi garanti. Çünkü filmler Orta ve Doğu Anadolu'da izleniyor. Sahil kesimi ve İstanbul seyincisine bu konuda güven olmuyor. Son film için Kürtçe fragman yapacağım. Köylük yerde çok daha fazla cin miti var ve insanlar bununla yüzleşmeyi seviyor. Türkiye'de bir filmin ne kadar iyi olduğunu gösteren şey, ne kadar komik olduğu, ne kadar korkunç olduğuyla ölçülmeye başlandı. Bu tehlikeli bir nokta. Sinemada olması gereken disiplinlerin hiçbir anlamı kalmamaya başladı ülkemizde."

SEYİRCİ MAKSİMUM DÜZEYDE KORMAK İSTİYOR:
"Seyirci bilet alıyor, maksimum düzeyde korkmak istiyor! Bana göre sanatsal doneleri en fazla olan filmim Helak: Kayıp Köy, o en az izlenen filmim ama... Azazil kadar izlenmedi. Çünkü Azazil saf korkuydu. Tamamen seyircinin istediğini veriyordu, her sahnede bir şey oluyordu. Doğru sinemayı yakalamaya çalışıyorum risk alarak ama olmuyor. Şimdi 24 Temmuz'da Deccal diye bir filmim var, o da batarsa, cin hikayesine geri döneceğim."

SÖZ SEYİRCİDE

YORGANI KAFAMA ÇEKMEDEN UYUYAMIYORUM

CAN BOSTANCI (16):
"Hem korkuyorum hem de gidiyorum. Korku hissi sinemadan çıkınca geçiyor ama paranoya hayatta devam ediyor. Çünkü inanıyorum filmdekilere, yerli filmlerde inancımıza göre bir şeyler kattıkları için etkileyici oluyor. Ne yalan söyleyeyim, yatarken yorganı başımın üstüne çekip uyuyorum. Korku sevmek yeni bir duygu. Adrenalin ihtiyacını gideriyor. En çok Dabbe etkiledi beni. Bir korku filmine arkadaş grubuyla gitmek de çok keyifli oluyor. Güç de alıyoruz birbirimizden. Tek gitmeye de cesaret edemiyorum, tek korkmak güzel olmuyor. Dini unsurları kullanmaları, seyirciyi çekiyor ama farklı şeyler de denenmeli. Artık tüm filmler birbirinin tekrarı gibi oldu. Hep bir cin vakası!

GÖZÜMÜ KAPAYIP İZLİYORUM

HALİL EGE (15):
"Korku filmi seyretmeyi sevmiyorum. Genel hayatımda da bir paranoya içindeyim. Ama arkadaşlarım çok seviyor onlarla gitmek zorunda kalıyorum. Çok etkileniyorum izlediğimde. Bir kaç kez yerli korku izledim. Aslında izledim sayılmaz. Çünkü sinemada gözüm film boyunca kapalıydı, seslerden tahmin ettim. Hem İslami öğeli korku filmleri var, seri katilli olmasını yeğlerdim. Aynı hikayelerle devam edilirse gelişemez ki sinema...

CİN HİKAYESİ SIKICI GELİYOR

BURAK GÖLÜKÇÜ (16):
Çok seviyorum izlemeyi, yerli korkular da çok ilgimi çekiyor. Korkmak hoşuma gidiyor, merak da ediyorum. Film sırasında korkuyorum, çıkınca hayatımı etkilemiyor. Siccin çok korkutucu gelmişti. Ama bir noktadan sonra cin hikayesi de sıkıcı gelmeye başlıyor.
inandırıcılık önemli

AYŞEGÜL ŞEKER (22):
En son Dabbe'yi izlediğim için başka bir şey izleyemedim. Filmi korkmak için izledik. Herkes korku filmi yapıyor ama inandırıcılık çok önemli benim izlemem için.