X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dr.Jekyll, Mr. Hyde
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dr.Jekyll, Mr. Hyde

  • Giriş Tarihi: 2.8.2015
Dr.Jekyll, Mr. Hyde
Dr.Jekyll, Mr. Hyde

Küçük evlerinin hemen karşısında kum bir saha vardı. Şili'nin başkenti Santiago'da, genelde işçi sınıfının yaşadığı fakir bir bölgede doğan Arturo Vidal, gözünü adeta futbola açmıştı. 5 kardeşiyle beraber yokluk içinde büyüdü. Babası pazarda sebze satardı. Tabii içkiden kalan zamanlarında...

Alkolik baba bir gün evde yangın çıkarmaya çalışınca, olay polise intikal etti ve evden uzaklaştırıldı. Arturo daha beş yaşındaydı. Bütün yük annesinin omuzlarına kaldı. Altı çocuğuna, temizlik yaparak baktı.

Küçüklüğünden itibaren Vidal'in hayatta iki tutkusu vardı. Futbol ve atlar... Evin karşısındaki o sahada bıkıp usanmadan saatlerce top peşinde koşardı. Hırsı ve enerjisi yüzünden ona "toz yiyen" lakabını taktılar. Evin hemen yanı başındaki amatör kulüp Rodelindo Roman'da oynamaya başladı. Rodelindo'da her yaş grubuyla sahaya çıktı. Bugün bile, kendinden 20 yaş büyük "takım arkadaşları" ile çekilmiş bir poster süslüyor kulübün duvarını.

DÖRT NALA HAYALLER

Sık sık okulu kırıp soluğu hipodromda almaya başladığı zamansa daha dokuz yaşındaydı. Bir yandan atların temizliğini yapıp harçılığını çıkarır, bir yandan da yarış saati geldiğinde, yaşı tutumadığı için tanıdığı "yetişkinler"e onun adına bahis yatırtırdı. Jokey olmayı çok istiyordu. Evet, belki bacakları bu iş için fazla uzundu. Ama hipodromdaki patronu bir gün Vidal'i kenara çekip "Senin geleceğin futbolda, burada değil" demese, at üstünde deneyecekti şansını belki yine de.

12 yaşına geldiğinde bölgenin önde gelen kulübü Colo Colo'da antrenmanlara çıkmaya başladı Vidal. Fakat tüm yeteneğine rağmen ince fiziği ve "çırpı" bacakları yüzünden kulüp ona yatırım yapmakta tereddüt edince, devreye bugün hâlâ "Gerçek babam" dediği hocası Hugo Gonzales girdi. Genç yeteneğe kefil oldu. Vidal de protein takviyesi ve özel antrenmanlarla fizik açığını kapattı. Ve 2005'te henüz 18 yaşına girmemişken ilk profesyonel sözleşmesini imzaladı. Kulübün verdiği çeki alır almaz da ilk işi annesini süpermarkete götürmek oldu. "Ne istiyorsan alabilirsin" dedi. "Artık paramız var."


Colo Colo'da şampiyonluklar yaşadı. Namı kısa sürede kıta sınırlarını aştı. İki yıl sonra, Bayer Leverkusen sportif direktörü ünlü Alman golcü Rudi Völler bizzat Şili'ye gelip transfer teklifi yaptı. Vidal imzayı atınca da yine ilk iş, heyecandan titreyen bir sesle annesini aradı. "Milyoneriz artık" diyebildi.
Leverkusen'da geçen dört yılın ardından da dünya starı haline geldiği İtalyan devi Juventus'a geçti. Ve bir hafta önce de bonuslarla beraber 40 milyon euro gibi bir bedelle yeniden Almanya'ya döndü, bu defa Bayern Münih'te Guardiola'nın talebesi oldu.


Hayatı boyunca hep siyahla beyazı bir arada yaşadı Vidal. Kimileri için "şımarık ve antipatik", onu bilhassa da çocukluğundan beri tanıyanlar içinse "vefalı ve olgun" bir adam oldu...

FERRARISI'Nİ PARÇALAYAN BİLGE...

Şili'deki arkadaşlarını, hocası Gonzalez'i asla unutmadı. Onlara sık sık bilet gönderip Almanya'da, İtalya'da ya da milli turnuvalarda maçlarına davet etti. Ne zaman ülkesine gitse, eski takımlarını ziyaret ediyor. Maddi olarak da destekliyor. Kendisinin de büyüdüğü o toprak sahayı islah ettirdi. Vaktiyle intihara kalkışan, 2008'de de kız kardeşiyle beraber kokain kaçakçılığından gözaltına alınan alkolik babası da dahil tüm ailesini sahiplendi. Annesine hem fakirlik günlerinde söz verdiği evi satın aldı hem de yarım kalan okulunu bitirmesini sağladı. Atçılık tutkusu da hâlâ canlı. Tek farkla... Artık ahırları temizlemekle uğraşmıyor, kendi yarış atlarına yatırım yapıyor. Şili'deki hipodromda onları yarışırken seyrediyor. Vücudunda da hem annesinin hem de üzerinde jokeyiyle bir yarış atının dövmesini taşıyor.

Gel gelelim son Copa America'da, içkili halde kullandığı Ferrarisi'ni parçalayıp üzerine bir de polislere "efelenince" çok sevildiği ülkesinde bile "Şöhret onu şımarttı" sesleri yükseldi. Üstelik bu ilk benzer vukuatı değildi. Daha önce de birkaç defa alkollü olarak yakalanmıştı. Turin'de bir gece kulübü önünde kavgaya karışmışlığı da vardı. Evinin altında çılgın partiler verdiği de kulaktan kulağa dolaşıyordu.
Arturo Vidal yıllarca güçlükleri sırtladı, travmalarla savaştı. Öyle ki daha Bayern'e attığı imzanın mürekkebi kurumadan, babası cuma günü yine 4 çanta kokainle yakalandı. Ve tüm bunları yaşarken zaman içinde ortaya, hem en insani zaafları hem de en nadir erdemleri bir araya getiren adeta çift karakterli bir adam çıktı.

Velhasıl Vidal ne bazılarının gördüğü gösterdiği gibi sadece bir kusursuz kahraman, ne de kimilerinin sandığı gibi para ve şöhretle şımarmış bir adam... Her ne kadar sahada yaptıkları bazen bir faninin fizik limitlerini, kazandığı paralar da benim diyenin hayallerini zorlasa da artıları ve eksileriyle, başarıları ve hüsranlarıyla, her büyük yıldız gibi Vidal de neticede sadece bir insan.