X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yiğitler çıktı meydana
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yiğitler çıktı meydana

  • Giriş Tarihi: 16.8.2015
Yiğitler çıktı meydana
Yiğitler çıktı meydana

Hamza Hamzaoğlu'nun elinde üç kupa var. Pereira ise yeni açıyor elindeki kartları. Portekizli'yi bekleyen en büyük risk, F.Bahçe'nin reform hareketini başarıya taşıma baskısı ve sürmotivasyon

Hamza Hoca'nın varlığı sadece sahadaki oyun felsefesi değil, Terim'den sonra Galatasaray'ın teknik adam üslubu için de köklü bir değişim demekti. Daha düşük profilli ama daha ılımlı, kullandığı kelimelerden sesindeki desibele kadar farklı bir ekol yönetiyor artık sarı-kırmızılı takımı. Hamza Hamzaoğlu'nun tarzı, bir tür "Zico etkisi" yaratıyor talebeleri üzerinde. Belki de hoca işbaşı yaptığında kimseler şans vermezken Galatasaray'ı zirveye taşıyan da onun bu vakur duruşu ve sakinliği... Hamza Hoca'nın Vitor Pereira'dan da burada yatıyor asıl farkı. Zira Portekizli de 'agresif ekol'ün temsilcisi. Hamzaoğlu, karakterinin de bir parçası olan bu sükunetini, geçen sezon aslında çok da yüksek tutulmayan beklentilerle de bir parça pekiştirdi. Sezonu ikinci bitirse, kimse ona faturayı kesmezdi. Şimdi ise kendi kurduğu ve ilk günden beri yönettiği bir takımla, pek çoklarına göre asıl sınavına çıkıyor. Üstelik bu kez pusuda, geçmiş sezona göre çok daha güçlü rakipler bekliyor. Fakat göreve geldiği andan itibaren yarıştığı her kupayı kazanmış olmanın özgüveni ve morali, sezon boyu karşılaşacağı her baskıya kalkan olacak. Pereira'yı bekleyen stresin boyutları ise çok daha haşmetli. Zira yıllar sonra hem yönetim reformu yapan hem de 10 milyonlarca euro'ya yepyeni bir takım kuran bir camiayı, kesin başarıya taşıması isteniyor ondan. Üstelik kendisine söyleyen oldu mu bilinmez ama en tezcanlı ve başarıya en aç camiaya geldi... Yıldızları idare etmek kadar onlardan bir takım yaratmak, beklentileri karşılamak, hem 'yakışıklı' futbol oynayıp hem de sonuç almak zorunda... Dahası bu reform hamlesinin de lideri olmak durumunda.

İDDİALI MI İNATÇI MI?
Hamzaoğlu ne kadar sakinlikten besleniyorsa Portekizli de bir o kadar hiperaktif. Bu enerjisi ve iştahı Fenerbahçe'nin genlerine uyumlu görünüyor belki ilk etapta. Ancak bu kadar çok beklentiyi ve böylesi bir kadroyu doğru yönetmek için, yapısal reformların camianın sabırsızlığına kurban gitmesini önlemek için, yeri geldiğinde de akil adam olmak zorunda. Shakhtar maçında kendisini saha dışına yollatan kontrolsüzlükleri yapma lüksü yok asla. Şu ana kadar gözüken o ki, idealist ve kararlı olmakla, sabit fikirlilik arasındaki ince çizgide geziyor. Ve böylesi bir süreci ve projeyi yönetmek için, mecbur daha esnek olmaya... Hamza Hoca'nın elinde üç kupa var. Pereira ise yeni açıyor elindeki kartları daha. Ve eline gelen her kartta hislerini belli ediyor, tutamıyor kendini. Ancak hırsının strese değil sinerjiye dönüşmesi için biraz da 'poker yüz' olması gerekiyor ara sıra. Saha kenarında maçı yaşayan bir teknik sorumlu ne kadar motive ediciyse, vücut diliyle kontrolü elinden kaçırmış ya da panik havası veren bir lider de, bir o kadar yıpratıcı olacaktır takımı üzerinde. Üstelik Hamzaoğlu'nun bir avantajı da 'son rötuş'ları yapma lüksü. Ondan sıfırdan bir proje beklenmiyor. Pereria ise yönetim zihniyetinden kadroya, travmatik dört yılın ardından camianın yeniden tavan yapan motivasyonuna kadar bir proje, bir vizyon koymak zorunda ortaya. Iskalama şansı yok. Mazeret üretme şansı yok. 'Beraberliğe oynama' şansı yok. Tek yol var onun için; kazanmak. Ya o tarih yazacak ya da tarih onu...